Pazartesi , Şubat 16 2026

Doğu Türkistan’da Gazeteci Olmak: Zulme Tanıklar Ama Dünyaya Anlatamıyorlar

Doğu Türkistan’da milyonlarca Uygur, Kazak ve Kırgız ağır baskı, toplama kampları ve asimilasyon politikalarıyla karşı karşıya. Bölgedeki gazeteciler ise yaşanan insan hakları ihlallerine tanıklık etmelerine rağmen, Çin yönetiminin sert sansürü nedeniyle gerçeği dünyaya duyuramıyor.

Basın Özgürlüğü Yok, Sansür Mutlak

Çin Komünist Partisi’nin sıkı kontrolü altındaki Doğu Türkistan’da ne yaşam hakkından ne de basın özgürlüğünden söz edilebiliyor. Bölgedeki tüm medya kuruluşları ve gazeteciler, devletin doğrudan denetimi altında faaliyet göstermek zorunda bırakılıyor. Bağımsız gazetecilik neredeyse tamamen ortadan kaldırılmış durumda.

Gazeteciler, yalnızca Çin’in resmi açıklamalarını yayımlamaya zorlanıyor. Gerçekleri yazmak, yaşanan baskıları belgelemek ya da halkın maruz kaldığı hak ihlallerini aktarmak ise uzun süreli hapis cezalarıyla sonuçlanıyor. Bu nedenle Doğu Türkistan’dan dış dünyaya ulaşan haberlerin büyük bölümü sansürlenmiş, manipüle edilmiş veya propaganda niteliği taşıyor.

Gerçeği Yazmanın Bedeli: Müebbet Hapis

2009 yılında yaşanan Urumçi olaylarını dünyaya duyurmaya çalışan gazetecilerden Muhammed Abdulla ve Gülmire Emin’in de aralarında bulunduğu birçok basın mensubu, müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Bu gazetecilerin hâlâ Çin hapishanelerinde insanlık dışı koşullarda tutulduğu, ağır işkence ve izolasyona maruz bırakıldığı belirtiliyor.

Bu durum, Doğu Türkistan’da gerçeği yazmanın bedelinin ömür boyu susturulmak olduğunu gözler önüne seriyor.

Konuşmak Suç, Tanıklık Yasak

Çin yönetimi yalnızca baskı uygulamakla kalmıyor, bu baskının konuşulmasını da engelliyor. Zulme uğrayan ya da tanık olan kişilerin yaşadıklarını anlatması kesin olarak yasak. İnsanlar, kendi aralarında dahi bu konuları konuşmaya cesaret edemiyor.

En küçük bir paylaşım ya da konuşma, “devlet güvenliğine tehdit” gerekçesiyle tutuklama ve hapisle sonuçlanabiliyor. Bu korku ortamı nedeniyle keyfi gözaltılar, işkenceler ve yargısız uygulamalar sessizlik içinde sürdürülüyor.

Sosyal Medyada Son Çığlık

Tüm baskılara rağmen bazı kişiler, yaşadıklarını dünyaya duyurabilmek için son çare olarak sosyal medya platformlarına yöneliyor. Ancak bu paylaşımlar çoğu zaman tutuklamalarla sonuçlanıyor. Yurt dışındaki Uygurlar ve insan hakları savunucuları, bölgedeki gelişmeleri çoğu zaman bu “son çığlıklar” sayesinde öğrenebiliyor.

Asimilasyon ve Kültürel Yok Oluş İddiaları

Uzmanlara göre Çin, Doğu Türkistan’da yalnızca güvenlik politikası değil, aynı zamanda sistematik bir asimilasyon ve kültürel yok etme stratejisi yürütüyor. Uygur halkının dili, inancı ve kültürel kimliği hedef alınırken, bölgenin tamamen Çinlileştirilmesi amaçlanıyor.

Bu süreci gizlemek için ise devasa bir propaganda mekanizması işletiliyor. Devlet medyası aracılığıyla Doğu Türkistan’da her şeyin yolunda olduğu, halkın mutlu yaşadığı algısı oluşturulmaya çalışılıyor.

Kontrollü Ziyaretlerle Gerçekler Gizleniyor

Çin yönetimi zaman zaman yabancı gazetecileri Doğu Türkistan’a davet ediyor. Ancak bu ziyaretler, tamamen kontrol altında ve önceden belirlenen güzergâhlarla gerçekleştiriliyor. Ulaşım ve konaklama masrafları karşılanan gazeteciler, sürekli gözetim altında tutuluyor.

Bu ziyaretler sonrası yayımlanan haberlerin önemli bir bölümü, farkında olarak ya da olmayarak Çin’in resmi söylemine hizmet ediyor.

Toplama Kampları: Önce İnkâr, Sonra İtiraf

2017’den itibaren baskıyı artıran Çin, milyonlarca Uygur, Kazak ve Kırgız’ı “mesleki eğitim” adı altında toplama kamplarına kapattı. Bölge genelinde yaklaşık bin 200 kamp bulunduğu, bu kamplarda on binlerce insanın tutulduğu ifade ediliyor.

Birleşmiş Milletler Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Komitesi, yaklaşık 1 milyon kişinin gizli kamplarda tutulduğuna dair güvenilir raporlar aldığını açıkladı. Çin yönetimi önce bu kampların varlığını reddetti, ancak kamptan çıkan tanıkların anlatımları sonrası kampların varlığını kabul ederek bunları “eğitim merkezleri” olarak nitelendirdi. (Kaynak : İLKHA)

Doğu Türkistan Bülteni Haber Ajansı / HABER MERKEZİ

#DoğuTürkistan #UygurTürkleri #BasınÖzgürlüğü #İnsanHakları #ÇinBaskısı #UygurSoykırımı #EastTurkestan #UyghurGenocide #PressFreedom #HumanRights #StopUyghurGenocide #ChinaCamps #FreedomOfSpeech #ChinaNews

Ayrıca Kontrol Et

Çocuk İşçiliği Değil, Devlet Politikası: Çin’in Doğu Türkistan’da Uygur Çocuklarını Zorla Çalıştırma Gerçeği

Çocuk işçiliği, uluslararası hukukta açık ve tartışmasız biçimde suç olarak tanımlanır. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları …