Kuzey Afganistan’da bir altın madeninde yaşanan ölümcül çatışma, Taliban yönetiminin altın çıkarımını genişletme politikalarını ve Çin destekli madencilik faaliyetlerini yeniden gündeme taşıdı. Denetimsiz yürütülen projeler, yerel halk ile şirketler arasındaki gerilimi artırıyor.
Takhar’da Altın Madeni Çatışması: 4 Ölü, 5 Yaralı
Taliban hükümetine bağlı İçişleri Bakanlığı, 7 Ocak’ta yaptığı açıklamada Takhar vilayetinin Çah Ab bölgesinde faaliyet gösteren sözleşmeli bir altın madenciliği şirketi ile yerel halk arasında çıkan çatışmalarda dört kişinin hayatını kaybettiğini, beş kişinin ise yaralandığını duyurdu.
Bakanlık Sözcüsü Abdul Matin Qane, olayda ölenler arasında üç yerel sakin ile bir şirket çalışanının bulunduğunu belirterek, bir şirket güvenlik görevlisi ve bir bölge sakininin cinayet suçlamasıyla gözaltına alındığını açıkladı. Soruşturma süresince şirketin madencilik faaliyetlerinin askıya alındığı bildirildi.
Yetkililer şirketin ismini açıklamazken, olayın çok sayıda Çinli veya Afgan-Çin ortaklı madencilik girişiminin faaliyet gösterdiği bir bölgede yaşanması dikkat çekti.
Tarım Arazilerinde Kazı Tepki Çekti
Bölge sakinleri, çatışmanın şirketin tarım alanları ve yerleşim yerlerine yakın bölgelerde kazı çalışmalarına başlamasıyla tetiklendiğini ifade etti. Yerel halk, bu faaliyetlerin protestolara yol açtığını ve müdahalelerin zamanla şiddete dönüştüğünü aktardı.
Uzmanlara göre bu olay, Taliban yönetimi altında hızla büyüyen ancak hukuki ve çevresel çerçevesi netleşmeyen Afganistan altın sektöründeki yapısal sorunları bir kez daha gözler önüne serdi.
Çinli Madencilere Yönelik Saldırılar Endişe Yaratıyor
Kasım 2025’te Tacikistan sınırına yakın bir altın madeninde çalışan beş Çin vatandaşı, iki ayrı saldırıda yaşamını yitirmişti. Saldırıların failleri netlik kazanmazken, yerel halk ile Çin destekli madencilik şirketleri arasında çevresel tahribat ve gelir paylaşımı nedeniyle uzun süredir gerginlik yaşandığı belirtiliyor.
Madencilik uzmanı Abdul Qadir Motafi, Afganistan’daki altın çıkarımının neredeyse tamamen denetimsiz yürütüldüğünü vurgulayarak, Taliban tarafından verilen maden ruhsatlarında kamuoyu ve bağımsız denetim mekanizmalarının ciddi biçimde kısıtlandığını ifade etti.
Kuzey Afganistan’da Çevresel Tahribat Artıyor
Badahşan ve Takhar gibi kuzey vilayetlerinde altın madenciliği, Taliban’a yakın yerel güçlerin kontrolünde hızla yayılıyor. Bölge halkı, kendi topraklarından dışlandıklarını ve maden gelirlerinden faydalanamadıklarını dile getiriyor.
Badahşan’ın Şahr-e Buzurg bölgesinde, Taliban’ın iktidara gelmesinin ardından ağır makinelerle yapılan madencilik faaliyetleri dikkat çekiyor. Daha önce nehir yataklarında ilkel yöntemlerle altın arayan köylüler, artık çitlerle çevrili ve silahlı güvenlik görevlileri tarafından korunan alanlara erişemiyor.
Yerel kaynaklara göre bölgede 500’den fazla madencilik grubunun faaliyet göstermesi, ekolojik denge üzerinde ciddi baskı oluşturuyor. Amu Darya Nehri’nin yatağının sık sık değiştirilmesi, tarım alanlarının ve otlakların zarar görmesine neden oluyor.
Yerel Halk Yatırım Görmüyor
Bölge halkı, Çinli şirketlerin Kabil’den kendi güvenlik ekiplerini getirerek yerel topluluklara yatırım yapmadan faaliyet yürüttüğünü savunuyor. Klinik, okul ve altyapı projelerinin hayata geçirilmediği belirtilirken, madencilik gelirlerinin şirketler, Taliban yetkilileri ve sınırlı sayıda yerel yatırımcı arasında paylaşıldığı iddia ediliyor.
Taliban İçin Madencilik “Hayati Gelir Kaynağı”
Taliban’ın Maden ve Petrol Bakanlığı, altın madenciliğini ülkenin ekonomik toparlanması için stratejik bir alan olarak görüyor. Ancak ihalelere ilişkin sözleşme detayları, gelir paylaşımı ve çevresel şartlar kamuoyuyla paylaşılmıyor.
Uzmanlar, işlenmemiş cevherin hızla ihraç edilmesinin Afganistan’ı uzun vadede tükenen madenler, sınırlı istihdam ve derinleşen eşitsizlik ile karşı karşıya bırakabileceği uyarısında bulunuyor.
Afganistan Ticaret Odası eski Genel Müdürü Azarakhsh Hafizi ise çözümün, ham madde ihracatı yerine yerli işleme tesisleri ve katma değerli üretimden geçtiğini vurguluyor.
“Ham mineralleri kontrolsüz şekilde ihraç etmek ülkeyi zenginleştirmiyor. Madenler tükeniyor ama halk yoksul kalıyor,” diyen Hafizi, sürdürülebilir madencilik politikalarının hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.
Doğu Türkistan Bülteni Haber Ajansı / HABER MERKEZİ