Çin’in Uygurları “etnik azınlık” olarak sınıflandırmasının, Doğu Türkistan’ın geleceğini sistematik biçimde reddetmenin ana araçlarından biri olduğu vurgulanıyor. Avrupa Uygur Enstitüsü Başkanının yeni akademik çalışması, bu dilin tarafsız değil, siyasi sonuçlar doğuran bir araç olduğunu ortaya koyuyor.
2017 yılından bu yana Çin’in Doğu Türkistan’daki politikalarına ilişkin kitlesel gözaltılar, zorla kısırlaştırma, kültürel yok etme ve yaygın gözetim uygulamaları çok sayıda raporla belgelenmiş durumda. Birçok ülke ve parlamento bu uygulamaları soykırım ve insanlığa karşı suç olarak tanımasına rağmen, uluslararası söylemde Uygurlar hâlâ çoğunlukla “Çin’in etnik azınlığı” şeklinde tanımlanıyor.
Uzmanlara göre bu tanımlama, masum bir dil tercihi değil; aksine Çin’in Doğu Türkistan üzerindeki egemenliğini meşrulaştıran siyasi bir çerçeve işlevi görüyor.
Akademik Çalışma: “Azınlık” Dili Tarafsız Değil
Avrupa Uygur Enstitüsü tarafından yayına alınan ve 23 Aralık 2025’te Cambridge University Press tarafından yayımlanan bilimsel çalışmada, “azınlık” kavramının Uygurlar söz konusu olduğunda bilinçli bir siyasal araç olarak kullanıldığı savunuluyor.
Bu yaklaşım, Doğu Türkistan’ın işgalini bir sömürge meselesi olmaktan çıkarıp, Çin’in “iç yönetim sorunu” gibi sunulmasına hizmet ediyor. Böylece hem işgal normalleştiriliyor hem de Uygurların geleceğini görünmez kılınıyor.
“Azınlık terimi asla tarafsız değildir. Bir topluluğa rızası dışında siyasi ve sosyal bir statü atfetmek anlamına gelir.”
1949’dan Günümüze: İşgalden “Yeni Bölge” Tanımına
Doğu Türkistan’ın siyasi statüsü 1949 yılında köklü biçimde değişti. O dönemde bölge, kendi yönetimi ve silahlı kuvvetleri bulunan bağımsız bir yapıdaydı. Ancak Çin Komünist Partisi, Sovyetler Birliği’nin lojistik ve askeri desteğiyle bölgeyi işgal etti.
İşgalin ardından Doğu Türkistan’a “Sincan” adı verildi. Bu ifade, Çince’de “yeni bölge” veya “yeni sınır” anlamına geliyor ve uzmanlara göre sömürgeci ilişkiyi doğrudan yansıtıyor.
Reyhan, işgal sonrasında Uygurların “etnik azınlık” olarak yeniden sınıflandırılmasının, askeri fetih gerçeğini gizlemek amacı taşıdığını vurguluyor. Bu sayede Doğu Türkistan’ın bağımsızlık ve egemenlik iddiaları uluslararası düzeyde etkisizleştiriliyor.
“Azınlıklaştırma” Ne Anlama Geliyor?
Günlük kullanımda “azınlık” kavramı nüfus oranlarıyla ilişkilendirilse de, siyasi teoride bu kavram güç ilişkileri üzerinden tanımlanıyor. Devlet yapıları, yasalar ve kurumlar baskın grubun çıkarlarını koruyacak şekilde inşa edildiğinde, diğer topluluklar “azınlık” konumuna itiliyor.
Bu çerçevede azınlıklaştırma;
- Asimilasyonu meşrulaştırıyor,
- Direnişi “güvenlik tehdidi” olarak sunuyor,
- Siyasi talepleri “ayrılıkçılık” ve “aşırılık” etiketiyle bastırıyor.
Uzmanlara göre Doğu Türkistan’da yaşanan soykırım politikaları, bu dilsel çerçeveden bağımsız düşünülemiyor.
“Yerli Halk” Tartışması ve Sürgündeki Hükümetin Tutumu
Akademik analizlerin Uygurları “yerleşimci sömürgecilik” altında yaşayan yerli bir halk olarak tanımlarken, bu yaklaşım Doğu Türkistan hareketi içinde tartışmalı bir konu olmaya devam ediyor.
Doğu Türkistan’ın 2021 yılında, Uygurların “yerli halk” olarak tanımlanmasının bağımsızlık hedefleriyle çeliştiğini savunuldu. Hükümete göre bu tanım, uluslararası hukukta bağımsızlığı değil, sınırlı iç özerkliği öne çıkarıyor.
Yapılan anketlerde diasporadaki Uygurların büyük çoğunluğunun bu tanımı reddettiği ifade ediliyor.
Neo-Oryantalizm Eleştirisi ve Küresel Sessizlik
Bu çalışmada dikkat çekilen bir diğer başlık ise “neo-oryantalizm”. Bu yaklaşıma göre emperyalizm yalnızca Batı’ya özgü görülürken, Çin’in Doğu Türkistan, Tibet ve Güney Moğolistan’daki uygulamaları çoğu zaman sömürgecilik eleştirisinin dışında tutuluyor.
Bu bakış açısı, Çin’in kullandığı resmi terminolojinin sorgulanmadan benimsenmesine ve soykırımın “iç mesele” gibi algılanmasına yol açıyor.
Dil, Çözüm Yollarını Belirliyor
Uzmanlara göre mesele yalnızca kavramsal değil. Uygurların nasıl tanımlandığı, hangi çözüm yollarının “meşru” kabul edileceğini doğrudan etkiliyor.
- Azınlık hakları: Kültürel koruma ile sınırlı
- Sömürgeleştirilmiş halk tanımı: Doğu Türkistan’ın bağımsızlık hakkı
Bu nedenle Uygurların “azınlık” olarak etiketlenmesi, Doğu Türkistan’ın geleceğine ilişkin uluslararası hukuki seçenekleri daraltıyor.
Sonuç: İsimlendirme Bir Siyasi Tutumdur
Uzmanlara göre Uygurları “azınlık” olarak tanımlamak tarafsız bir analiz değil, Çin’in çıkarlarıyla örtüşen siyasi bir tercihtir. Sömürgecilikten kurtulma süreci ise kullanılan dille başlar.
Azınlıklaştırma söyleminin terk edilmesi, Doğu Türkistan’ın işgal altındaki bir ülke ve halkının kendi geleceğine karar verme hakkına sahip bir millet olarak tanınmasının ilk adımı olarak görülüyor.

Doğu Türkistan Bülteni Haber Ajansı / HABER MERKEZİ
#UyghurGenocide #DoğuTürkistanSoykırımı #StopUyghurGenocide #UyghurHumanRights #UygurİnsanHakları #HumanRights #Xinjiang #ÇininSincanPolitikası #EastTurkesta #DetentionCamps #UygurToplamaKampları #ConcentrationCamps #MinorityPolicy #ÇinAzınlıkPolitikaları #EthnicRepression #SelfDetermination #KendiKaderiniTayin #InternationalLaw #Genocide #UluslararasıHukuk #CrimesAgainstHumanity #EuropeanUyghurInstitute #AvrupaUygurEnstitüsü #UyghurAdvocacy #UyghurScholar #HumanRightsDefender #FreeEastTurkestan #ÖzgürDoğuTürkistan #EastTurkestanIndependence
Doğu Türkistan Bülteni Haber Ajansı Doğu Türkistan Haberleri, Türkistan İslam Partisi, Doğu Türkistan STK'lar Birliği, Dünya Uygur Kurultayı, Doğu Türkistan Alimleri Ulemaları Birliği,Doğu Türkistan Maarif Derneği, Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti, East Turkestan News, Turkestan Islamic Party, East Turkestan NGOs Union, World Uyghur Congress, East Turkestan Scholars Ulema Union,East Turkestan Education Association, East Turkestan Government in Exile