Çin’in Fransa’daki Uygur Aktivistlere Yönelik Baskısı: Geçmişteki İnterpol Tartışmaları Yeniden Gündemde

Human Rights Watch tarafından 18 Şubat 2026’da yayımlanan rapor, Çin hükümetinin Fransa’daki Uygur aktivistlere yönelik “sınır ötesi baskı” uygulamalarını artırdığı iddialarını gündeme taşıdı. Raporda, Paris merkezli Uygur diasporasının telefon aramaları, gözetim ve psikolojik baskı yöntemleriyle sindirilmeye çalışıldığı öne sürüldü.

Bu gelişmeler, geçmiş yıllarda Çin’in uluslararası mekanizmaları Uygur diasporasına karşı kullandığı yönündeki tartışmaları da yeniden alevlendirdi.

Human Rights Watch Raporu Ne Diyor?

Rapora göre 37 yaşındaki Abdurahman Tohti ve 42 yaşındaki Mirkamil Turgun’a Ocak 2026’da Çin bağlantılı olduğu iddia edilen kişiler tarafından telefonla ulaşıldı. Aktivistlerden Fransa’daki Uygur topluluğu hakkında bilgi vermeleri ve faaliyetlerini durdurmaları istendiği belirtildi.

Human Rights Watch Çin araştırmacısı Yalkun Uluyol, Çin yönetiminin Fransa’daki eleştirel Uygur sesleri susturmak için baskı ve gözetim yöntemlerine başvurduğunu ifade etti.

Raporda ayrıca Paris merkezli European Uyghur Institute’ün açılış törenine yönelik dolaylı diplomatik baskı iddialarına da yer verildi.

Geçmişteki İnterpol Tartışmaları

Son rapor, Çin’in daha önce de uluslararası güvenlik mekanizmalarını Uygur diasporası üzerinde baskı aracı olarak kullandığı yönündeki iddiaları yeniden gündeme taşıdı.

Merkezi Lyon’da bulunan INTERPOL üzerinden çıkarılan “Kırmızı Bülten” kararlarının, bazı Uygur sığınmacılar hakkında tartışmalı şekilde kullanıldığı öne sürülmüştü. İnsan hakları savunucuları, bazı vakalarda terör suçlamalarının siyasi nitelik taşıdığı iddiasını dile getirmişti.

Örneğin, Uygur sığınmacı İdris Hasan’ın Fas’ta gözaltına alınması ve Çin’e iade edilme sürecinin uluslararası baskılar sonrası durdurulması, bu tartışmaların en bilinen örneklerinden biri olmuştu.

Ayrıca 2015 yılında bir Doğu Türkistan sivil toplum yöneticisinin farklı ülkelerde yaşadığı gözaltı ve iade süreci de kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı. Bu olaylarda İnterpol bildirimlerinin nasıl işletildiği uzun süre tartışma konusu olmuştu.

“Sistematik Bir Model mi?” Tartışması

Uzmanlara göre Fransa’daki son gelişmeler ile geçmişteki İnterpol vakaları birlikte değerlendirildiğinde, Çin’in yurtdışındaki Uygur diasporasına yönelik çok katmanlı bir baskı stratejisi izlediği iddiaları güç kazanıyor.

Human Rights Watch’un “transnational repression” (sınır ötesi baskı) olarak tanımladığı uygulamalar;

  • Gözetim
  • Tehdit
  • Aile üzerinden psikolojik baskı
  • Uluslararası yakalama talepleri

gibi farklı yöntemleri kapsayabiliyor.

2025 yılında Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği bu tür uygulamaların devletler tarafından sistematik şekilde araştırılması gerektiğini bildirmişti. Aynı dönemde G7 liderleri de sınır ötesi baskı konusunu küresel güvenlik gündemine almıştı.

Fransa İçin Ne Anlama Geliyor?

Fransa’nın 2026 yılında G7 Zirvesi’ne ev sahipliği yapacak olması, konuyu diplomatik açıdan daha da hassas hale getiriyor.

Fransız makamlarının, hem Human Rights Watch raporundaki iddialar hem de geçmişteki İnterpol tartışmaları ışığında kapsamlı bir inceleme başlatıp başlatmayacağı merak konusu.

İnsan hakları örgütleri, meselenin yalnızca Uygur diasporasını değil, Avrupa’daki tüm muhalif toplulukları ilgilendirdiğini savunuyor.

Doğu Türkistan Bülteni Haber Ajansı / HABER MERKEZİ

#Uyghurs #UyghurCrisis #UyghurDiaspora #UyghurRights #HumanRights #HumanRightsViolations #China #France #INTERPOL #TransnationalRepression #PoliticalRepression #DiasporaRights #FreedomOfSpeech #ReligiousFreedom #InternationalLaw #GlobalSecurity #StateSurveillance #CrossBorderPressure #AsylumRights #RefugeeProtection #G7 #UnitedNations #GlobalJustice #StopTransnationalRepression #StandWithUyghurs

Ayrıca Kontrol Et

Doğu Türkistan’da Yeni Dönem: Çin, Asimilasyonu Yasallaştırıyor

Pekin yönetimi, Doğu Türkistan ve Tibet’teki azınlıkları hedef alan “Etnik Birlik Yasası”nı onaylamaya hazırlanıyor. İnsan …