ABD ile Rusya arasındaki son bağlayıcı nükleer sınırlama anlaşması olan New START 5 Şubat 2026 itibarıyla sona erdi. Yarım yüzyıldan uzun süredir ilk kez, dünyanın en büyük iki nükleer gücünün konuşlandırdığı stratejik silahları sınırlayan yürürlükte bir anlaşma kalmadı. Uzmanlara göre bu gelişme, küresel güvenlik mimarisinde tehlikeli bir boşluk oluşturuyor.
Yeni START neyi sınırlandırıyordu?
2010 yılında imzalanan anlaşma, Amerika Birleşik Devletleri ile Rusya’nın konuşlandırabileceği stratejik nükleer savaş başlığı sayısını 1.550 ile sınırlandırıyordu.
Ayrıca:
- Kıtalararası balistik füzeler (ICBM),
- Denizaltıdan fırlatılan balistik füzeler (SLBM),
- Stratejik bombardıman uçakları
üzerinde sayısal kısıtlamalar getiriyordu.
Anlaşma; yerinde denetimler, veri paylaşımı, uydu izlemeye müdahale yasağı ve ortak komisyon mekanizması gibi şeffaflık araçlarıyla güven artırıcı bir çerçeve sunuyordu. Ancak yedekte tutulan nükleer silahlar anlaşma kapsamı dışındaydı.
Üçlü nükleer rekabet riski: ABD–Rusya–Çin
Uzmanlara göre asıl risk, Çin’in hızla büyüyen nükleer kapasitesiyle birlikte üç yönlü bir silahlanma yarışının tetiklenmesi.
- ABD–Rusya arasındaki stratejik rekabet sürüyor.
- Çin nükleer envanterini genişletiyor.
- Yapay zeka, hipersonik sistemler ve siber teknolojiler nükleer dengeyi daha karmaşık hale getiriyor.
Bu tablo, Soğuk Savaş dönemini aşan çok aktörlü ve öngörülemez bir nükleer rekabet ihtimalini gündeme getiriyor.
Nükleer anlaşmalar neden önemliydi?
Silah kontrol anlaşmaları dört temel avantaj sağlıyordu:
1️⃣ Öngörülebilirlik
En kötü senaryo planlamalarının önüne geçerek kontrolsüz silahlanma baskısını azaltıyordu.
2️⃣ Şeffaflık
Yerinde incelemeler ve veri değişimi sayesinde yanlış hesaplama riskini düşürüyordu.
3️⃣ İlk saldırı riskini azaltma
Tehlikeli silah türlerinin sınırlandırılması, ani saldırı teşviklerini zayıflatıyordu.
4️⃣ Güven artırıcı etki
Karşı tarafın sınırlama kabul etmesi, “tam yok etme” niyetine dair algıyı azaltıyordu.
Küba Füze Krizi sonrası ders
1962’deki Küba Füze Krizi sonrasında dönemin ABD Başkanı John F. Kennedy, nükleer caydırıcılığın tek başına yeterli olmadığını gördü.
1963’te Sınırlı Nükleer Deneme Yasağı Anlaşması imzalandı ve Washington–Moskova arasında acil iletişim hattı kuruldu.
Sonraki tüm ABD başkanları da nükleer silah kontrol anlaşmalarını sürdürdü.
Yayılma riski artabilir mi?
Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması kapsamında nükleer silah edinmeyeceklerine söz veren ülkeler, nükleer güçlerin silahsızlanma yönünde adım atmasını bekliyor.
Kısıtlamaların ortadan kalkması:
- Yeni ülkelerin nükleer silah edinme baskısını artırabilir,
- Küresel nükleer güvenlik rejimini zayıflatabilir,
- İhracat kontrolleri ve güvenlik iş birliklerini zorlaştırabilir.
Trump ve Putin ne yapacak?
ABD Başkanı Donald Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in “Yeni START sınırlarında kalalım” önerisine henüz olumlu yanıt vermedi.
Trump, daha geniş kapsamlı bir anlaşma istediğini belirtti:
- ABD ve Rusya’nın stratejik silahları,
- Rusya’nın taktik (stratejik olmayan) nükleer silahları,
- Çin’in büyüyen nükleer gücü
aynı çerçevede ele alınsın istiyor.
Ancak şu ana kadar somut müzakereler başlamış değil.
Washington’da silahlanma baskısı
ABD’de bazı çevreler:
- Rusya ve Çin’i caydırmak,
- Kuzey Kore tehdidine karşı güç göstermek
için nükleer kapasitenin artırılması gerektiğini savunuyor.
ABD’nin depolarında konuşlandırılabilecek yüzlerce ek savaş başlığı bulunduğu belirtiliyor. Yeni nesil nükleer başlıklı denizden fırlatılan seyir füzeleri üzerinde çalışmalar sürüyor.
Yeni sınırlar mı, yeni birikim mi?
Uzmanlara göre:
- ABD’nin mevcut 1.500’den fazla stratejik nükleer silahı caydırıcılık için yeterli.
- ABD artırırsa Rusya karşılık verebilir.
- Çin daha da hızlanabilir.
Çok taraflı bir nükleer yarış başladıktan sonra geri dönüş çok daha zor olabilir.
Sonuç: Tehlikeli bir döneme giriliyor
ABD, Rusya ve Çin’in ortak çıkarı, kontrolsüz bir nükleer yarıştan kaçınmak. Ancak siyasi kutuplaşma, karşılıklı güvensizlik ve yeni teknolojiler süreci zorlaştırıyor.
Olası bir “stratejik duraklama” anlaşması, tarafların geçici olarak kapasitelerini artırmama taahhüdü vermesiyle zaman kazandırabilir.
Aksi halde dünya, son on yılların en yüksek nükleer gerilim dönemine girebilir.

Doğu Türkistan Bülteni Haber Ajansı / HABER MERKEZİ
#NewSTART #NükleerSilahlanma #NükleerYarış #KüreselGüvenlik #StratejikSilahlar #NükleerCaydırıcılık #ABD #Rusya #Çin #ABD_Rusya #ABD_Çin #JeopolitikRisk #SilahKontrolü #NükleerAnlaşma #Silahsızlanma #NPT #NükleerTehdit #SoğukSavaş #StratejikDenge #UluslararasıGüvenlik #SavunmaPolitikası #AskeriDenge #HipersonikFüzeler #YapayZekaVeSavaş #SiberGüvenlik #KüreselKrizeDoğru #DünyaGündemi #Uluslararasıİlişkiler #Jeostrateji #SavunmaSanayi #NükleerModernizasyon #KrizDiplomasisi #GüçMücadelesi #BüyükGüçRekabeti #Küreselİstikrar #SilahlanmaYarışı #StratejikDuraklama #Trump #Putin
Doğu Türkistan Bülteni Haber Ajansı Doğu Türkistan Haberleri, Türkistan İslam Partisi, Doğu Türkistan STK'lar Birliği, Dünya Uygur Kurultayı, Doğu Türkistan Alimleri Ulemaları Birliği,Doğu Türkistan Maarif Derneği, Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti, East Turkestan News, Turkestan Islamic Party, East Turkestan NGOs Union, World Uyghur Congress, East Turkestan Scholars Ulema Union,East Turkestan Education Association, East Turkestan Government in Exile