Hindistan’da 13 yıldır tutuklu bulunan üç Uygur kardeşin dosyası, geri göndermeme ilkesi, keyfi gözaltı yasağı ve adil yargılanma hakkı gibi temel uluslararası hukuk normlarının nasıl askıya alındığını gözler önüne seriyor. Uzmanlara göre bu dava, modern hukuk devletleri için ciddi bir sınav niteliği taşıyor.
Uluslararası Hukukun Temel İlkeleri Test Ediliyor
Tayvan’da Fulbright bursuyla akademik çalışmalarını sürdüren hukukçu Christine Savino, Hindistan hapishanelerinde tutulan üç Uygur kardeşin durumunu, “uluslararası hukukun temel prensiplerine dönüş gerekliliğini gösteren klasik bir vaka” olarak tanımlıyor. Savino’ya göre dava üç ana başlıkta ele alınmalı: geri göndermeme ilkesi, keyfi gözaltının yasaklanması ve adil yargılanma hakkı.
Geri Göndermeme İlkesi: Hukuki Bir Zorunluluk
Uluslararası hukukta “non-refoulement” olarak bilinen geri göndermeme ilkesi, bireylerin işkence, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele riski bulunan ülkelere zorla iade edilmesini kesin biçimde yasaklıyor. Savino, Hindistan’ın 1951 Mülteci Sözleşmesi’ne taraf olmamasının bu yükümlülüğü ortadan kaldırmadığını vurguluyor.
Bu ilkenin uluslararası teamül hukuku kapsamında tüm devletler için bağlayıcı olduğuna dikkat çekilirken, Hindistan’ın taraf olduğu Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi (ICCPR)’nin 7. maddesi de açık biçimde işkence riski bulunan ülkelere geri gönderilmeyi yasaklıyor.
Uzmanlara göre Çin’de Uygurlara yönelik sistematik baskılar, keyfi gözaltılar, toplama kampları ve insanlığa karşı suç iddiaları göz önüne alındığında, bu üç gencin Çin’e gönderilmesi ihtimali yalnızca teorik değil, gerçek ve ciddi bir risk anlamına geliyor.
İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün (HRW) Güney Asya Direktörü Meenakshi Ganguly, Hindistan makamlarının Birleşmiş Milletler’in Çin’in Uygur politikalarına ilişkin ağır tespitlerini bildiğini hatırlatarak, geri gönderme seçeneğinin hukuken kapalı olduğunu ifade ediyor.
Geçmişte Yaşanan Trajedi Hatırlatılıyor
ABD merkezli Uygur Araştırma Merkezi Direktörü Abdulhakim Idris, daha önce yaşanan acı bir olayı hatırlatarak uyarıda bulunuyor. Idris’e göre, Nepal üzerinden Çin’e teslim edilen Uygur bir çocuğun idam edilmesi, bölge ülkeleri için ibretlik bir örnek niteliğinde.
“Umarız Hindistan, benzer bir trajedinin tekrar yaşanmasına izin vermez,” diyen Idris, bu dosyanın yalnızca hukuki değil, aynı zamanda tarihi ve ahlaki bir sorumluluk taşıdığını vurguluyor.
Adil Yargılanma Hakkı Başından Beri İhlal Edildi
Hindistan’ın taraf olduğu İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve ICCPR, herkesin masumiyet karinesi ve bağımsız, tarafsız bir mahkemede gecikmeksizin yargılanma hakkına sahip olduğunu açıkça belirtiyor. Ancak uzmanlara göre üç Uygur kardeşin dosyasında bu ilkeler en başından itibaren ihlal edildi.
2013 yılında tutuklanan kardeşlerin, tercüman olmadan sorgulandığı, yaş kayıtlarının çelişkili olduğu ve cezalarını tamamlamalarına rağmen Kamu Güvenliği Yasası (PSA) gerekçe gösterilerek tutukluluklarının defalarca uzatıldığı belirtiliyor.
Hukukçulara göre bu uygulama, adil yargılanma ilkesinin açık ihlali anlamına geliyor ve cezalandırma ya da sınır dışı için hukuki dayanak oluşturamaz.
Keyfi Gözaltı: Hukuki Belirsizliğin Cezası
Uzmanlar, belirli bir suç isnadı olmaksızın yıllarca süren tutukluluğun keyfi gözaltı kapsamına girdiği konusunda hemfikir. Avukatlara göre bu durum, hukukun değil belirsizliğin cezalandırılması anlamına geliyor.
Hukukçu Latif Zaman, üç Uygur gencin 13 yıla yaklaşan tutukluluğunun Birleşmiş Milletler standartlarıyla tamamen çeliştiğini belirtiyor. Hindistan Anayasası’nda yer alan “Kamu Politikası Yönergeleri”ne atıfta bulunan Zaman, ülke topraklarındaki tüm bireylerin etnik köken veya dini inanç ayrımı olmaksızın yaşam hakkına sahip olduğunu vurguluyor.
“Serbest Bırakılmaları İçin Üçüncü Ülke Şartı”
Hindistan Uygur Derneği Başkanı Wasim Abdullah, hükümetin doğrudan Çin’e iade niyetinde olmadığını ancak üçüncü bir ülkenin kabulü olmadan serbest bırakma kararı alınmadığını söylüyor. Bu durum, Hindistan’ın dolaylı biçimde geri göndermeme ilkesini benimsediğini, ancak siyasi risk almak istemediğini gösteriyor.
Uzmanlara göre Hindistan’da resmi bir mülteci sistemi bulunmaması, serbest bırakılmaları halinde bu üç genci “kimliği belirsiz yabancılar” statüsüne iterek yeni bir hukuki çıkmaza yol açabilir.
Çifte Standart Tartışması
Christine Savino ve diğer hukukçular, Hindistan’ın Tibetli mültecilere sığınma hakkı tanırken Uygurları uzun süreli gözaltında tutmasını ayrımcı bir uygulama olarak değerlendiriyor. Uzmanlara göre bu durum, uluslararası hukukun ayrımcılık yasağıyla bağdaşmıyor ve dini ya da etnik temelli çifte standart izlenimi yaratıyor.
Küresel Hukuk Düzeni İçin Bir Test
Üç Uygur gencin dosyası, yalnızca bir göç veya güvenlik meselesi olarak değil, uluslararası hukuk düzeninin ne ölçüde işletildiğini gösteren küresel bir örnek olarak görülüyor. Hukukçulara göre bu davanın sonucu, benzer durumdaki binlerce mülteci için emsal teşkil edebilir. (Devam edecek)

YAZI DİZİSİ :
Türkiye’ye Diplomatik Çağrı : https://www.doguturkistanbulteni.net/hindistanda-tutulan-3-uygur-gencin-serbest-birakilmasi-icin-turkiyeye-tarihi-sorumluluk/
Doğu Türkistan Bülteni Haber Ajansı / HABER MERKEZİ
#Uygur #UygurGencleri #UygurKardesler #DoğuTürkistan #EastTurkistan #Uyghur #UyghurRights #UyghurGenocide #HumanRights #İnsanHakları #UluslararasıHukuk #InternationalLaw #NonRefoulement #AdilYargılanma #KeyfiGözaltı #ArbitraryDetention #PoliticalPrisoners #RefugeeRights #MülteciHakları #AsylumSeekers #Hindistan #India #IndianPrisons #PublicSafetyAct #ICCPR #UnitedNations #BirleşmişMilletler #HRW #HumanRightsWatch #China #Çin #ChinaUyghurs #StopUyghurGenocide #FreeUyghurs #FreeUyghurPrisoners #MuslimRights #ReligiousFreedom #GlobalJustice #WarCrimes #CrimesAgainstHumanity
Doğu Türkistan Bülteni Haber Ajansı Doğu Türkistan Haberleri, Türkistan İslam Partisi, Doğu Türkistan STK'lar Birliği, Dünya Uygur Kurultayı, Doğu Türkistan Alimleri Ulemaları Birliği,Doğu Türkistan Maarif Derneği, Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti, East Turkestan News, Turkestan Islamic Party, East Turkestan NGOs Union, World Uyghur Congress, East Turkestan Scholars Ulema Union,East Turkestan Education Association, East Turkestan Government in Exile