Doğu Türkistan’ın Gulca şehrinde düzenlenen uluslararası terörle mücadele semineri, Çin’in bölgedeki politikalarını küresel ölçekte meşrulaştırma çabalarının yeni bir safhasını işaret ediyor. Pekin hükümeti, “hukuk yoluyla yönetim” ve “güvenlik” söylemleri altında Doğu Türkistan’daki sistematik kontrol mekanizmasını uluslararası arenaya bir başarı modeli olarak pazarlamayı hedefliyor.
4 Ağustos 2026 tarihinde Doğu Türkistan’ın stratejik sınır kenti Gulca’da gerçekleştirilen uluslararası terörle mücadele semineri, Pekin’in bölgedeki varlığını ve sert politikalarını uluslararası alanda meşrulaştırma hamlesinin en dikkat çekici adımlarından biri oldu. Batı’dan yükselen insan hakları ihlali eleştirilerini işlevsiz kılmayı amaçlayan bu organizasyon, Çin’in baskıcı kontrol mekanizmasını “hukukun üstünlüğü” ve “ekonomik kalkınma” ambalajıyla sunma stratejisinin merkezinde yer alıyor.
Küresel Güney ve İslam Dünyasına Yönelik Diplomatik Hamle
Seminere Rusya ve Birleşik Arap Emirlikleri de dahil olmak üzere 24 ülkeden ve Afrika Birliği gibi 3 bölgesel örgütten temsilciler katıldı. Etkinliğin en kritik diplomatik ayağını ise Birleşik Arap Emirlikleri merkezli Dünya Müslüman Topluluklar Konseyi (WMCC) ile kurulan ortaklık oluşturdu.
Pekin, WMCC ile yaptığı bu işbirliği üzerinden İslam dünyasında kritik bir meşruiyet zemini elde etmeyi amaçlıyor. Dini ve kültürel kısıtlamaları “aşırılıkla mücadele” söylemiyle yeniden kurgulayan Çin yönetimi; ana stratejik hedefini Batı’yı ikna etmekten ziyade Küresel Güney, Orta Asya cumhuriyetleri ve Müslüman nüfusun yoğun olduğu ülkeler üzerinde nüfuz kurmak olarak belirlemiş durumda.
Neden Gulca (İli) Seçildi?
Toplantı yeri olarak Pekin, Urumçi veya Kaşgar yerine Doğu Türkistan’ın kuzeybatısında, Kazakistan sınırında yer alan Gulca’nın seçilmesi tesadüf değil. Tarihsel olarak Uygur ve Türk topluluklarının milli bilincinde önemli bir yere sahip olan Gulca, bugün “Bir Kuşak, Bir Yol” projesinin kritik geçiş noktalarından biri.
Pekin yönetimi, seminer vasıtasıyla uluslararası heyetlere sınır bölgesindeki ticari hareketliliği ve çok uluslu kültür festivallerini sergileyerek şu mesajları vermeyi hedefledi:
-
Sınır Güvenliği: Komşu Orta Asya ülkelerine “bölgedeki istikrarın ve ticaret yollarının yegane garantörü” olduğu mesajı iletildi.
-
Algı Yönetimi: Batı’nın “insan hakları ihlalleri” iddialarına karşı bölgenin ekonomik olarak kalkındığı ve huzur ortamının sağlandığı algısı işlendi.
-
Kültürel Kimlik: Bölgenin özgün tarihi ve dini kimliği, devlet kontrolündeki bir “turizm ve folklorik ögeye” dönüştürülerek sunuldu.
Pekin Propaganda Makinesinin 7 Temel Kavramı
Çin’in Gulca’da yürüttüğü diplomasi ve medya söylemi, devlet baskısını meşrulaştırmak üzere kurgulanan yedi ana kavram üzerine şekilleniyor:
| Söylem Kavramı | Resmi Propaganda Amacı | Bağımsız Analiz / Gerçeklik |
| Terörizm (恐怖主义) | Tüm güvenlik tedbirlerini “ulusal zorunluluk” olarak göstermek. | Muhalif ve sivil talepleri kriminalize etme aracı. |
| Aşırılık (极端化) | Kültürel ve dini pratikleri kısıtlamayı “önleyici tedbir” olarak sunmak. | Dini ve etnik kimliğin erjitilmesi (asimilasyon). |
| Hukuk Yoluyla Yönetim (法治反恐) | Yargısız gözaltı ve kamp iddialarına karşı yasal kılıf oluşturmak. | Baskının Anayasa ve Ceza Kanunu maddelerine oturtulması. |
| Kalkınma Yoluyla Güvenlik (统筹发展和安全) | Yüksek teknolojik gözetimi “refahın teminatı” ilan etmek. | Ekonomik projeler gölgesinde sivil alanın daraltılması. |
| Çifte Standart (双重标准) | Batı’nın eleştirilerini “siyasi önyargı” diyerek hükümsüz kılmak. | Uluslararası denetim mekanizmalarını reddetme taktiği. |
| Uluslararası İşbirliği (国际合作) | Batı dışı ülkelerle yeni bir güvenlik bloğu kurmak. | BM merkezli insan hakları mekanizmalarını baypas etme. |
| İnsan Hakları (人权保障) | Kavramı “yaşama ve kalkınma hakkı” ölçeğine indirgemek. | Bireysel özgürlüklerin ve siyasi hakların yok sayılması. |
BM Raporları ve Küresel Emsaller Ne Söylüyor?
Çin’in resmi güvenlik söylemleri ile bağımsız gözlemcilerin verileri arasında belirgin çelişkiler bulunuyor. BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin (OHCHR) 2022 tarihli raporu; Çin’in terörle mücadele mevzuatının son derece muğlak olduğunu, keyfi tutuklamaların ve özgürlükten yoksun bırakmaların “insanlığa karşı suç” teşkil edebileceğini vurgulamıştı.
Eleştirel Terörizm Çalışmaları (Critical Terrorism Studies) akademisyenlerine göre devletlerin “terör” kavramını araçsallaştırarak sivil alanı boğması yalnızca Çin’e özgü bir durum değil:
Küresel Emsaller:
Hindistan (Keşmir): Yasadışı Faaliyetleri Önleme Yasası (UAPA) aracılığıyla gazeteci ve insan hakları aktivistlerinin yargısız gözaltına alınması.
Kenya: Terörizmi Önleme Yasası (POTA) kapsamında güvenlik gerekçesiyle yerel Müslüman topluluklar üzerindeki baskının artırılması.
Gelecekte Bizi Ne Bekliyor?
2026 Gulca Semineri, Pekin’in Doğu Türkistan’daki ilk aşama olan “dönüştürme ve entegrasyon” operasyonlarını tamamlayıp, durumu uluslararası alanda “normalleştirme” safhasına geçtiğini gösteriyor.
Gelecekte Doğu Türkistan meselesinin küresel siyasette daha da kutuplaşması bekleniyor: Bir tarafta Batı bloğunun insan hakları odaklı yaptırımları sürerken, diğer tarafta Küresel Güney ülkelerinin Çin’in güvenlik ve kalkınma modeline destek vermesiyle çok kutuplu yeni bir diplomatik güç mücadelesi şekillenecek.

Doğu Türkistan Haberleri – Son Dakika – Uygur Haber Ajansı Doğu Türkistan Haberleri ve Çin haberleri; toplama kampları, istihbarat savaşları, İnterpol suiistimalleri, sınır ötesi Uygur avı ve küresel PSC tehdidi analizleri.