Dünya, 2026’nın en gizemli zirvesinin perde arkasındaki korkutucu gerçeği konuşuyor. Çin lideri Xi Jinping’in Pyongyang’a yaptığı kritik çıkarma, sadece iki ülke arasındaki bir ticaret anlaşması değil; ABD ve müttefiklerini Asya-Pasifik’te köşeye sıkıştıracak devasa bir jeopolitik satranç hamlesiydi. Yıllardır süren diplomatik ezberlerin tamamen çöktüğü, “nükleer silahsızlanma” kelimesinin masadan silindiği ve Kuzey Kore’nin nükleer gücünün Pekin tarafından resmen bir “koz” olarak kabul edildiği bu yeni dönemin şifrelerini çözüyoruz. İşte Doğu Asya’yı nükleer bir barut fıçısına çeviren gizli stratejinin tüm detayları…
Kuzeydoğu Asya’da kartlar yeniden dağıtılıyor. Çin lideri Xi Jinping’in Pyongyang ziyaretinde “nükleer silahsızlanma” kelimesini tamamen lügatinden çıkarması, Pekin’in Kuzey Kore’nin nükleer statüsünü resmen ve zımnen kabul ettiğini gösteriyor. İşte küresel dengeleri sarsacak stratejinin perde arkası…
Xi Jinping’in Pyongyang Ziyareti: Söylemde Radikal Değişim
Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, 2026 yılının ilk yurt dışı seyahatini ve 2019’dan bu yana ilk Kuzey Kore ziyaretini gerçekleştirerek Pyongyang’a adeta çıkarma yaptı. İki gün süren resmi temaslarda ticaret, askeri işbirliği, altyapı ve sağlık gibi birçok alanda stratejik anlaşmalara imza atıldı.
Ancak zirvenin en dikkat çekici yanı, masada nelerin konuşulduğu değil, nelerin hiç konuşulmadığıydı.
-
Sessizlik Suç Ortaklığı mı? Görüşmeler boyunca “nükleer silahsızlanma” ifadesi tek bir kez bile geçmedi.
-
“Geri Dönüşü Olmayan Çizgi”: Kim Jong-Un’un kız kardeşi Kim Yo Jong, ABD’nin nükleer silahsızlanma baskısını “çağ dışı bir hayal” olarak nitelendirerek, Pyongyang’ın nükleer statüsünün artık tartışmaya kapalı olduğunu ilan etti.
-
Geçiştirilen Sorular: Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, Pekin’in yarımadayı nükleerden arındırma hedefinin sürüp sürmediği sorusuna yalnızca “süreklilik ve istikrar korunuyor” yanıtını vermekle yetindi.
Pekin, Nükleer Bir Kuzey Kore’yi Neden Destekliyor?
Pekin yönetimi, son bir yıldır Kuzey Kore’nin nükleer programını açıkça kınamayı bıraktı. Uzmanlara göre Çin, nükleer silahlara sahip bir Pyongyang’ı, ABD ve Asya’daki müttefiklerine (Güney Kore ve Japonya) karşı stratejik bir kaldıraç olarak görüyor.
Hedef Tahtasında Japonya Var: Çifte Standart Diplomasisi
Çin, Kuzey Kore’nin nükleerleşmesine göz yumarken, dikkatleri başlıca bölgesel rakibi olan Japonya’ya çekmeye çalışıyor. Resmi söylemler artık Kuzey Kore tehdidini görmezden gelirken, Tokyo’nun sözde “yeni militarizmini” hedef alıyor.
Xi Jinping ve ABD Başkanı Donald Trump arasında Mayıs ayında gerçekleşen Pekin Zirvesi’nde de bu gerilim tırmandı. Xi’nin Japonya’nın artan savunma harcamalarına yönelik sert eleştirilerine karşı Trump, Japonya’nın Kuzey Kore ve Rusya tehditleri nedeniyle daha iddialı bir duruş sergilemesi gerektiğini savundu.
Çin, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması (NPT) raporlarında Kuzey Kore’den hiç bahsetmezken, Japonya’nın savunma politikalarını “post-modern uluslararası düzene açık bir provokasyon” olarak nitelendirerek küresel kamuoyunda çifte standart uygulamakla eleştiriliyor.
Dünya Daha Tehlikeli Bir Yer Haline Geliyor
G7 liderleri Fransa’da yaptıkları zirvede Kuzey Kore’nin “tam nükleer silahsızlanmasına” olan bağlılıklarını yineleseler de, sahada bu hedefin bir karşılığı kalmadı. BM Güvenlik Konseyi yaptırım izleme paneli, Rusya ve Çin’in vetoları ve çekimser oyları nedeniyle işlevsiz hale geldi.
Güney Kore Cumhurbaşkanı Lee Jae Myung’un, nükleer cephaneliği önce dondurma, ardından kademeli olarak ortadan kaldırma formülü ise Trump tarafından yalnızca “değerlendirilecek” bir öneri olarak kaldı.
Pekin, Kuzey Kore’nin nükleer dosyasını kendi çıkarları doğrultusunda kapatarak Washington’a ağır bir jeopolitik fatura kesti; ancak bu hamle aynı zamanda Asya-Pasifik bölgesini ve tüm dünyayı nükleer bir barut fıçısına dönüştürme riskini beraberinde getiriyor.
Editörün Notu: Doğu Asya’da askeri dengeler radikal bir biçimde değişirken, Xi Jinping Pyongyang ziyareti küresel diplomaside yeni bir dönemin kapısını araladı. Pekin yönetimi, müttefikinin adımlarına göz yumarak Kuzey Kore nükleer silah programını küresel siyasette açıkça desteklemeye başladı. Bu hamleyle birlikte Pekin nükleer kozu olarak gördüğü cephaneliği, Washington ve müttefiklerini köşeye sıkıştırmak için kullanıyor. Bölgede tansiyon yükselirken, ABD Başkanı ile yapılan Trump Xi Jinping zirvesi de bu düğümü çözmeye yetmedi; aksine taraflar arasındaki diplomatik uçurumu daha da derinleştirdi.
Gelinen noktada, uzun süredir uluslararası toplumun gündemini meşgul eden nükleer silahsızlanma ideali tamamen rafa kalkmış durumda. Batı’nın baskılarına meydan okuyan Kim Jong Un nükleer füze kapasitesini her geçen gün artırırken, buna karşılık olarak ortaya atılan Güney Kore nükleer seçeneği bölgedeki silahlanma yarışını yeni bir boyuta taşıyor. Yaşanan bu tırmanış, kaçınılmaz olarak büyük bir Doğu Asya nükleer krizi riskini tetikliyor.
Çin ise eleştirileri kendi üzerinden uzaklaştırmak adına Japonya yeni militarizm kartını öne sürerek Tokyo’nun savunma politikalarını hedef tahtasına koyuyor. Güvenlik Konseyi’nde kilitlenen BM Kuzey Kore yaptırımları sistemi artık işlevini yitirirken, tüm bu gelişmeler Asya Pasifik jeopolitik dengelerini geri dönülmez bir şekilde sarsıyor.
“Kritik Analizin Kaynağı: Bu haber dosyasında yer alan diplomatik tespitler, askeri tırmanış verileri ve Çin Dışişleri Bakanlığı’nın resmi söylem analizleri; küresel güvenlik ve strateji araştırmalarıyla tanınan ABD merkezli düşünce kuruluşu Jamestown Foundation bünyesinde yayımlanan ‘Xi Sees Kim’s Warheads as Leverage over U.S. Allies’ başlıklı kapsamlı rapora dayanmaktadır. Raporun orijinal İngilizce metnine ve diplomatik kaynak dökümlerine buraya tıklayarak Jamestown Foundation resmi web sitesi üzerinden ulaşabilirsiniz.”
Doğu Türkistan Haberleri – Son Dakika – Uygur Haber Ajansı Doğu Türkistan Haberleri ve Çin haberleri; toplama kampları, istihbarat savaşları, İnterpol suiistimalleri, sınır ötesi Uygur avı ve küresel PSC tehdidi analizleri.