ABD’nin geleneksel müttefikleri, Washington’daki siyasi belirsizlik ve Donald Trump’ın öngörülemez politikaları karşısında risklerini azaltmaya çalışırken, bu süreçten stratejik kazanç sağlayan tarafın Çin olabileceği tartışılıyor. Son dönemde Batılı liderlerin Pekin’e art arda gerçekleştirdiği ziyaretler, küresel güç dengelerinde kalıcı bir değişimin habercisi olabilir.
Trump Dönemi Batı İttifaklarında Güven Sorunu Yarattı
Donald Trump’ın başkanlığı sırasında ABD’nin müttefiklerine yönelik sert söylemleri, ticareti bir baskı unsuru olarak kullanması ve geleneksel ittifakların değerini sorgulaması, Batılı başkentlerde ciddi bir güven bunalımına yol açtı. Bu durum, özellikle “orta güç” olarak tanımlanan ülkeleri, hem Washington’a hem de giderek daha iddialı hale gelen Pekin’e karşı daha temkinli ve çok yönlü bir diplomasi izlemeye yöneltti.
Geçtiğimiz ay Davos’ta konuşan Kanada Başbakanı Mark Carney, ABD liderliğindeki küresel düzende bir “kopma” yaşanabileceği uyarısında bulunarak, orta ölçekli ülkelerin yeni bir “büyük güç rekabeti çağında” birlikte hareket etmesi gerektiğini vurguladı.
Batılı Liderlerden Pekin’e Yoğun Diplomasi Trafiği
Carney, bu yıl Çin’i ziyaret eden Batılı liderler arasına katılırken, İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ın sekiz yıllık diplomatik donmayı sona erdiren Pekin ziyareti dikkat çekti. Starmer’ın ziyareti, Trump’ın Batı ittifakları üzerindeki baskısının arttığı bir dönemde, ABD’nin geleneksel müttefiklerinin Çin’le ilişkileri yeniden canlandırma çabalarının zirve noktası olarak görülüyor.
Son aylarda İrlanda, Finlandiya ve Güney Kore liderleri de Pekin’i ziyaret etti. Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in de benzer bir ziyareti değerlendirdiği belirtiliyor. Geçtiğimiz altı ayda Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Avustralya Başbakanı Anthony Albanese de Çin’de temaslarda bulundu.
Japonya Washington’a Yakınlaşırken Yalnız Kaldı
Bu diplomatik dalgada istisna olarak öne çıkan ülke ise Japonya oldu. Erken seçim sürecinde Trump’ın desteğini alan aşırı muhafazakâr Başbakan Sanae Takaichi yönetimindeki Tokyo, Washington’la daha da yakınlaşmayı tercih etti. Bu tablo, Pekin açısından sembolik bir anlam taşıyor: ABD’nin en yakın müttefiklerinden bazıları, “Trump şoku” ortamında istikrar ve ekonomik fırsatlar için Çin’e yöneliyor.
Çin’in “Kama Stratejisi” Tartışılıyor
Uzmanlara göre Çin, bu süreci ABD öncülüğündeki olası bir Çin karşıtı bloğu zayıflatmak için bir fırsat olarak görüyor. George H.W. Bush Vakfı’ndan ABD-Çin ilişkileri uzmanı Lee Seong-hyon, yaşananları “refleksif uyumun sonu ve çeşitlendirilmiş hayatta kalmacılığın başlangıcı” olarak tanımlıyor.
Lee’ye göre Pekin’in amacı, ABD müttefiklerini “Çin uydusu” haline getirmek değil; onları Washington liderliğindeki olası bir çatışmada tereddüt eden aktörlere dönüştürmek. “Riskten korunmaya çalışan bir müttefik, ABD liderliğindeki bir çatışmaya katılmakta isteksiz olur. Çin için tereddüt bile stratejik kazançtır,” değerlendirmesinde bulunuyor.
Yapısal Bir Değişimin İlk İşaretleri mi?
Analistler, bu yakınlaşmanın Trump sonrası dönemde de devam edebileceği görüşünde. Çin-Amerika Çalışmaları Enstitüsü’nden Sourabh Gupta, ABD’nin II. Dünya Savaşı sonrası küresel düzeni destekleme isteğinin zayıflamasının, müttefikleri uzun vadeli bir çeşitlendirme stratejisine ittiğini belirtiyor.
Oxford Üniversitesi Çin Merkezi’nden George Magnus ise Pekin’in, ABD ile müttefikleri arasındaki görüş ayrılıklarını “kaçırılmayacak bir fırsat” olarak gördüğünü ancak Çin’in Rusya ile Ukrayna savaşı sürecinde artan yakınlığının Batı’da ciddi bir güvensizlik kaynağı olmaya devam ettiğini vurguluyor.
Taktiksel Yakınlaşma mı, Stratejik Dönüşüm mü?
Fudan Üniversitesi’nden emekli Profesör Shen Dingli’ye göre Batılı ülkelerin Çin’le artan temasları henüz gerçek bir stratejik ortaklığa işaret etmiyor. Dingli, bu süreci “stratejik bir yön değişimi değil, taktiksel bir ayarlama” olarak tanımlıyor. Ancak yeni çatışmalardan kaçınmanın bile başlı başına önemli bir kazanım olduğunu ekliyor.
Trump’ın önümüzdeki aylarda Çin’i ziyaret etmeyi planlaması ise Batılı müttefikler arasındaki tedirginliği artırıyor. Olası bir “büyük anlaşma” ihtimali, Washington’un ortaklarını dışarıda bırakabileceği endişesini güçlendiriyor.
Küresel Dengelerde Yeni Bir Sayfa mı Açılıyor?
Uzmanlara göre ABD müttefikleri artık Amerikan güvenlik garantilerini değişmez bir sabit olarak görmüyor. Bunun yerine, Washington’ın öngörülemezliğine karşı kendilerini güvence altına alacak çok yönlü ve esnek bir dış politika izliyorlar. Bu süreç, Çin için doğrudan bir ittifak kazancı sağlamasa bile, küresel güç rekabetinde önemli bir manevra alanı yaratıyor.

Doğu Türkistan Bülteni Haber Ajansı / HABER MERKEZİ
#ABDChina #TrumpShock #GlobalPolitics #WorldPolitics #Geopolitics #USForeignPolicy #ChinaDiplomacy #GreatPowerCompetition #MultipolarWorld #GlobalOrder #InternationalRelations #WesternAllies #AsiaPacific #GlobalSecurity #WorldNews #ChinaNews #DoğuTürkistan #EastTurkestan #Uyghur #UygurTürkleri
Doğu Türkistan Bülteni Haber Ajansı Doğu Türkistan Haberleri, Türkistan İslam Partisi, Doğu Türkistan STK'lar Birliği, Dünya Uygur Kurultayı, Doğu Türkistan Alimleri Ulemaları Birliği,Doğu Türkistan Maarif Derneği, Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti, East Turkestan News, Turkestan Islamic Party, East Turkestan NGOs Union, World Uyghur Congress, East Turkestan Scholars Ulema Union,East Turkestan Education Association, East Turkestan Government in Exile