“Doğu Türkistan bağımsızlık mücadelesinin en büyük küresel aktörlerinden Türkistan İslam Partisi’nin (TİP) resmi tarihindeki sahte vatanseverlik maskesi, kan donduran bir ‘kara kutu’ itirafıyla paramparça oluyor! Her şey halktan ve zengin iş insanlarından silahlı mücadele vaadiyle toplanan 15 milyon dolarlık devasa bir fonla başladı. Ancak bu para, bağımsızlık yerine örgüt içi kirli bir finans ve güç savaşına dönüştü. Paranın amacına uygun kullanılmasını isteyen 4 idealist Uygur genci, Almatı’da davet edildikleri bir evde kiralık Rus mafyası eliyle boğularak katledildi; ardından banyoda testerelerle parçalara ayrılarak çuvallarla Talgar dağlarına gömüldü!
Kazakistan polis bültenlerine ‘adi bir çete savaşı’ süsüyle yansıtılan, ancak Uluslararası Af Örgütü (Amnesty) raporları ve Kopenhag Üniversitesi’nin akademik belgeleriyle tarihsel izleri doğrulanan bu vahşi infaz zincirini, katliamın canlı şahidi ilk kez tüm çıplaklığıyla anlatıyor. İşte paranın, ihanetin ve susturulan 18 tanığın kan donduran gerçek hikayesi…”
(HABER MERKEZİ) — Küresel jeopolitiğin, istihbarat savaşlarının ve uluslararası terörizm tartışmalarının merkezinde yer alan Türkistan İslam Partisi’nen (TİP / eski adıyla Doğu Türkistan İslam Hareketi) kuruluş yıllarına ait kan donduran bir infaz ve yolsuzluk dosyası aralanıyor. Uzun yıllar BM ve ABD’nin terör listelerinde yer alan, Suriye ve Afganistan sahalarında aktif faaliyet gösteren, ancak Kasım 2020’de eski ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun kararıyla Washington’ın terör listesinden çıkarılan TİP’in geçmişi, bir canlı şahidin sarsıcı itiraflarıyla yeniden gündemde.
1990’ların sonunda Kazakistan adliyesine ve emniyet bültenlerine yansıyan, ancak o dönem “adi mafya hesaplaşması” denilerek üstü örtülmeye çalışılan 4 Uygur aktivistin vahşice katledilmesi vakası, örgüt içindeki 15 milyon dolarlık finansal kara kutuyu tasfiye operasyonunu gözler önüne seriyor.
VİDEO ÖZETİ: TİP içindeki 15 milyon dolarlık hesaplaşmanın, banyoda testereyle parçalanan gençlerin ve susturulan tanıkların kan donduran hikayesini canlı şahidin sarsıcı anlatımıyla yukarıdaki özel yayınımızdan izleyebilirsiniz.
Mekke-İstanbul-Pakistan Hattında Liderlik Çatışması ve Türkiye Odağı
Facia, 1996 yılının sonunda Urumçili ünlü iş insanı Muhammet Salih’in maddi desteğiyle yola çıkan Hasan Mahsum, Abdugadir Yapcan ve İsmail Karım’ın 1997 başında Harem’e (Mekke/Medine) ulaşmasıyla başladı. Buradaki vatansever Uygur diasporası ve zenginlerle görüşen heyet, daha sonra Türkiye’ye gelerek İstanbul’daki Türkistan Vakfı gibi stratejik dernekler ve Memtimin Hazret ile bir araya geldi. Türkiye, bu hareketlerin lojistik ve fikirsel olgunlaşma sürecinde ana merkez rolünü oynadı.
“Silahlı mücadele” stratejisinde fikir birliğine varılamaması üzerine hareket İstanbul’da bölündü:
- Memtimin Hazret, İstanbul merkezli Doğu Türkistan Özgürlük Örgütü’nü (ETLO) kurdu.
- Hasan Mahsum ve ekibi ise Pakistan-Afganistan hattına dönerek Doğu Türkistan İslam Partisi’nin (TİP) temellerini attı.
1998’de iki yapının Orta Asya’da birleşme çabaları sırasında, şu an Kanada‘da bulunan Ablehet Hacım (Muhtar Efendi) ortak lider (emir) seçildi. Ancak arka planda Memtimin Hazret ile Gulam Osman’ın farklı planlar yürüttüğü, Hasan Mahsum‘un ise can güvenliği endişesiyle yeniden Pakistan‘a çekildiği iddia edildi. Bu süreçte örgüt, kısa sürede Orta Asya’daki Uygur diasporasından ve iş insanlarından bağımsızlık mücadelesi adı altında 15 milyon dolarlık (o dönemin şartlarında devasa bir meblağ) fon topladı.
Kazakistan Adliyesini Sarsan Vahşet: Almatı’daki Randevu
Toplanan 15 milyon dolarlık fon, o dönem TİP’in Kazakistan emiri olan Ablimit Tursun ve Azimet’in kontrolündeydi. Sahada fiili eylem yapmak isteyen ve paranın amacına uygun kullanılmasını talep eden Ali Ahmet, Sadirdin, Abdukahar ve Erkin isimli dört idealist genç, bu paranın akıbetini sorgulamaya başladı.
Katliamın hayatta kalan tek canlı şahidinin ifadelerine ve Kazakistan adli arşivlerine yansıyan sürece göre; Ablimit Tursun, gençleri “parayı birleştirme ve geçmişteki hatalardan pişmanlık duyma” vaadiyle Kazakistan Almatı’daki evine davet etti. Saat 14:00 sularında bu eve giren dört gençten bir daha haber alınamadı.
Kan Donduran İtiraf: Testerelerle Parçalayıp Tolgar’a Gömdüler
Olay yerinde bulunan Urumçili Şahmetullah’ın sonradan canlı şahide aktardığı itiraflara göre; evde bekleyen kiralık Rus mafyası ve örgüt içi işbirlikçiler, gençleri döverek ve boğarak katletti. Kan donduran infazın ardından gençlerin cesetleri banyoda parçalara ayrılarak çuvallara dolduruldu ve Kazakistan’ın Talgar (Талғар) ilçesinde kırsal bir alana gömüldü.
Talgar’daki Sır Cesetler ve Susturulan 18 Tanık
Bir süre sonra yağmur, rüzgar ve toprak kayması gibi doğa olayları sonucunda çuvalların açığa çıkması, Kazakistan’daki Uygur diasporasında ve emniyet birimlerinde şok etkisi yarattı. Öldürülen gençlerden Abdukahar ve Sadirdin’in Mısır’da eğitim görmüş aydınlar olduğu, Ali Ahmet’in ise vatanın kurtuluşu için tüm servetini ortaya koyan milyoner bir tüccar olduğu öğrenildi. Gençlerin aileleri Kazakistan ve Doğu Türkistan’da kahır içinde hayatını kaybederken, geride kalan çocukları büyük bir sefalete mahkum edildi.
Katliamın canlı şahidi, bu gizli infaz mekanizmasından haberdar olan 17-18 civarında kişinin, ilerleyen yıllarda “kasıtlı araba kazaları” ve benzeri şüpheli suikast zincirleriyle ortadan kaldırıldığını iddia etti. Kendisinin de hedefte olduğunu belirten tanık, şu çarpıcı feryatta bulundu:
“Ölüm korkunç değil, ben ölümden asla korkmam; ancak bu ölüm tehdidinin Çin’den ziyade kendi öz kardeşlerimizden geliyor olması beni kahrediyor. Üzerinde hâlâ kan kokan o ellerin sahte vatanseverlik maskesiyle halkımı kandırmaya devam etmesine içim yanıyor.”

Uluslararası Raporlar ve Akademik Belgeler Doğruluyor
Haber merkezimizin ulaştığı uluslararası resmi ve akademik belgeler, itiraflardaki iddiaların tarihsel ve coğrafi zeminini tam anlamıyla mühürlüyor. Uluslararası Af Örgütü’nün (Amnesty International) 2004 tarihli resmi raporunda (İndeks: ASA 17/021/2004), cinayetlerin işlendiği iddia edilen evin sahibi olan Ablimit Tursun, Çin’in uluslararası alanda iadesini istediği en kilit örgüt yöneticileri arasında Abdugadir Yapcan ile aynı listede yer alıyor.
Öte yandan, Kopenhag Üniversitesi’nden Lars Højer gibi uluslararası uzmanların Orta Asya’daki Uygur ağları üzerine yaptığı akademik çalışmalar, o dönem Bişkek-Almatı-Talgar hattının nasıl çok sıkı bir istihbarat ve hükümet gözetimi (careful government supervision) altında olduğunu ortaya koyuyor. Bu durum, Kazak makamlarının Çin ile ilişkileri germemek adına bu tür büyük örgütsel infazları neden ısrarla “adi mafya suçu” veya “çete kavgası” olarak kayıtlara geçirdiğini yapısal olarak açıklıyor.
Siyasi Maskelerin Ardındaki Güç Odağı
Söz konusu vahşi infazın ardından, halktan toplanan 15 milyon doların Memtimin Hazret, Gulam Osman ve Ablimit Tursun gibi planın arkasındaki isimler arasında kaybolup gittiği, örgüt içi muhalefetin ise kanla bastırıldığı belirtiliyor. 2003 yılının Ekim ayında Pakistan ordusunun operasyonuyla öldürülen TİP lideri Hasan Mahsum’un ardından, örgütün küresel sahada (Afganistan ve Suriye) büyümeye devam ettiği ancak kuruluş temelinde bu karanlık iç hesaplaşmanın yattığı adli bir gerçek olarak ortada duruyor.
Bugün hala Türkiye dahil birçok ülkede diaspora siyasetinde “vatanseverlik” maskesi ardına saklanan bazı aktörlerin geçmişteki bu 15 milyon dolarlık kanlı tasfiyedeki rolleri, araştırmacı gazeteciliğin ve uluslararası hukukun çözmesi gereken en büyük dosyalardan biri olarak masada kalmaya devam ediyor.
EDİTÖRÜN NOTU VE ÖZET: Bu sarsıcı araştırma dosyası, Doğu Türkistan İslam Hareketi ve ardından kurulan Türkistan İslam Partisi (TİP) hakkında bugüne kadar karanlıkta kalmış en kritik sayfayı aralamaktadır. Kurucu lider Hasan Mahsum döneminde ortaya çıkan 15 milyon dolarlık örgüt fonu krizi, iddialara göre ideolojik bir mücadeleyi kanlı bir örgüt içi infaz mekanizmasına dönüştürmüştür. Orta Asya Uygur yapılanmaları ve Uygur diasporası Kazakistan merkezli bu kanlı güç savaşının adli boyutunu oluşturan Kazakistan Uygur cinayetleri, uzun yıllar boyunca Almatı faili meçhul cinayetler bültenlerinde sıradan asayiş vakaları gibi gösterilmiştir. Ancak canlı şahidin kan donduran itirafları ve Talgar toplu infaz iddiaları, maskelerin arkasındaki finansal tasfiye operasyonunu ve banyoda parçalanan hayatları tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermektedir. Bugün hâlâ uluslararası adaletin ve araştırmacı gazeteciliğin önünde duran bu kara kutu, deşifre edilmeyi bekleyen en büyük yakın tarih dosyalarından biridir.

Doğu Türkistan Bülteni Haber Ajansı / HABER MERKEZİ
KAYNAKLAR :
İtirafın Yapıldığı Sosyal Medya Paylaşım TIKLAYINIZ : مۇھەممەد ئۇيغۇر – ئابلىمىت تۇرسۇن ئۆلتۈرگەن شېھىتلەر….ئابلىمىت… | Facebook
ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Kazakistan İnsan Hakları Raporu kayıtlarına geçen adli vakaya göre, Almatı’daki Uygur fonlarını yöneten ve topluluk lideri olan Samsakova’nın cesedi, Almatı dışındaki bir nehir kenarında (Talgar ve komşu kırsal hat) bulunmuştur. Resmi makamlar tıpkı videoda iddia edildiği gibi bu siyasi/örgütsel cinayetin üstünü “iş veya kişisel husumet” diyerek kapatmıştır:
https://2009-2017.state.gov/j/drl/rls/hrrpt/2001/eur/8275.htm
Orta Asya’daki Uygur Aktivistlerin “Faili Meçhul” Suikast ZinciriOrta Asya’daki Uygur Aktivistlerin “Faili Meçhul” Suikast Zinciri
Videodaki tanığın “Bu olayı bilen 17-18 kişiyi şüpheli araba kazaları ve suikastlarla susturdular” iddiasını destekleyen en güçlü tarihsel kaynak, Radio Free Europe (RFE/RL) tarafından yayımlanan Orta Asya Uygur liderleri analizidir.
Bu rapora göre, 1998, 2000 ve 2001 yıllarında Almatı ve Bişkek’te Uygur toplumu liderleri (İttipak Başkanı Nigmatulla Bazakov dahil) sokak ortasında veya şüpheli suikastlarla infaz edilmiştir. Bu cinayet zinciri, o dönem bölgedeki finansal ve siyasi gücü elinde tutan kliklerin operasyonlarını doğrular niteliktedir:
https://www.rferl.org/a/why-are-central-asian-countries-silent-about-china-s-uyghurs-/30852452.html
“Ablimit Tursun” İsmi ve Almatı Bağlantısı (Resmi Kayıtlar)
Uluslararası Af Örgütü’nün o dönem Orta Asya’daki Uygur mülteciler ve hareketlerle ilgili hazırladığı resmi raporlarda (Örn: Amnesty International 2004 Raporu), Ablimit Tursun ismi Çin’in iadesini istediği ve Kazakistan/Almatı bölgesinde faaliyet gösteren kilit isimler arasında açıkça geçiyor. Metindeki iddiada yer alan “Ablimit Tursun o dönem Kazakistan’daki örgütün emiri konumundaydı” ifadesi, o dönemin istihbarat ve insan hakları raporlarındaki Almatı merkezli Uygur yapılanması liderliğiyle birebir örtüşüyor.
https://www.amnesty.org/fr/wp-content/uploads/sites/8/2021/06/asa170212004fr.pdf
https://www.amnesty.org/en/wp-content/uploads/2021/06/asa170212004en.pdf
“Talgar ve Almatı bölgesinde o yıllarda Uygur figürler arasında yaşanan iç hesaplaşmalar, kayıplar ve adli vakalar” tarihsel ve sosyolojik bir gerçekliğe, yani bu konudaki genel uzmanlık/analiz raporlarına dayanmaktadır. Ancak, Kazakistan İçişleri Bakanlığı (MVD) veya Kazakistan Başsavcılığı’nın 1997-1999 yıllarına ait arşivlenmiş eski polis bültenleri, yerel mahkeme tutanakları veya o dönem doğrudan Talgar’da bulunan cesetlerin adli tıp raporları dijitalize edilerek internete açık birer link halinde yüklenmemiştir. Ayrıca o dönem (Nazarbayev dönemi Kazakistan’ı), Çin ile ilişkileri riske atmamak ve ülke içinde “silahlı Uygur örgütlenmesi” algısı yaratmamak adına bu vakaları basına servis ederken siyasi/örgütsel arka planı gizlemiş; bunları arşivlere “adi cinayet”, “çete kavgası” veya “kaçakçılık hesaplaşması” olarak geçirmiştir.
İttipak Hareketi ve Almatı’daki Suikastlar Zinciri (Ref/Link)
1990’ların sonundan itibaren Almatı ve çevresinde Uygur aktivistlerin, milyoner iş insanlarının ve cemaat liderlerinin nasıl bir suikast ve infaz sarmalına alındığını, Kazak polisinin ise bunlara nasıl “adi suç” muamelesi yaptığını anlatan en kapsamlı insan hakları raporu İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) tarafından yayımlanmıştır. Bu resmi rapor, o dönem Almatı’da dönen tehlikeli çarkı hukuki olarak belgeler:
https://www.hrw.org/legacy/wr2k2/europe9.html
https://www.refworld.org/reference/annualreport/hrw/2002/en/19147
https://www.hrw.org/legacy/press/2000/11/xinjiang1113-bck.htm
https://cdn.osce.org/sites/default/files/f/documents/3/1/27056.pdf
https://www.hrw.org/legacy/backgrounder/asia/china-bck1017.htm
https://minorityrights.org/communities/uyghurs-2/
Örgütün Finans Deposu: Orta Asya Ticaret Ağı (Akademik Kanıt)
Videodaki tanığın bahsettiği “Uygur milyonerlerin paraları toplandı, Almatı bir finans merkeziydi” iddiasını doğrulayan, dönemin Almatı ve çevresindeki (Talgar dahil) Uygur pazar ağlarını, haraç/fon mekanizmalarını ve bunların doğurduğu güvenlik krizlerini inceleyen DRS (Digital Research Spaces) ve uluslararası güvenlik makalelerinin indeks kayıtları:
https://www.emerald.com/err/article/4/9/103/132413/ISN-International-Relations-and-Security-Network
https://iwpr.net/global-voices/almaty-fears-uighur-militants
ABD’nin Resmen Doğruladığı Dönemsel Şiddet Vakaları 1998 ve 1999 yıllarında Almatı eyaletinde (özellikle Chunja ve Talgar gibi Uygur nüfusunun ve sınır hattının yoğun olduğu ilçelerde) gözaltında ölümler, “mafya dövmesi” süsü verilmiş siyasi infazlar ve faili meçhuller ABD Dışişleri Bakanlığı arşivlerinde de yer bulmuştur. Aşağıdaki arşiv linkinde, o dönem Almatı bölgesinde Uygur hareketlerine ve muhaliflere yönelik örtülü infaz mekanizmasının resmi tespitleri yer almaktadır: U.S. Department of State Archive – 1999 Kazakhstan Human Rights Report
ABD Dışişleri Bakanlığı Resmi İnsan Hakları Raporu
ABD’nin Resmen Doğruladığı Dönemsel Şiddet Vakaları
https://1997-2001.state.gov/global/human_rights/1999_hrp_report/kazaksta.html
https://www.refworld.org/reference/annualreport/usdos/2000/en/25597
https://www.refworld.org/reference/annualreport/usdos/1999/en/96770
https://cdn.osce.org/sites/default/files/f/documents/3/1/27056.pdf
https://1997-2001.state.gov/global/human_rights/1998_hrp_report/kazaksta.html
Human Rights Watch – Kazakhstan İnsan Hakları Raporu
https://www.hrw.org/legacy/wr2k2/europe9.html
“Kopenhag Üniversitesi’nden Lars Højer gibi uluslararası akademisyenlerin Orta Asya’daki Uygur diasporası ve sınır hareketliliği üzerine yaptığı araştırmalar da 1990’ların sonu ve 2000’lerin başında Bişkek-Almatı hattının Doğu Türkistanlı gruplar için nasıl stratejik bir finans ve geçiş koridoru olduğunu, aynı zamanda bölge hükümetlerinin sıkı istihbarat gözetimi altında kanlı iç hesaplaşmalara sahne olduğunu doğruluyor.”
Orta Asya’daki Uygur diasporası ve sınır hareketliliği üzerine PDF TIKLA İNDİR
#TürkistanİslamPartisi, #TİP, #DoğuTürkistanİslamHareketi, #UygurDiasporası, #KazakistanUygurCinayetleri, #Almatı, #Talgar, #Örgütİçiİnfaz, #HasanMahsum, #MemtiminHazret, #GulamOsman, #AblimitTursun, #15MilyonDolar, #FailiMeçhul, #İtirafDosyası, #UygurTürkleri, #DoğuTürkistan, #AraştırmacıGazetecilik, #ÖzelHaber, #SonDakika, #Gündem, #MafyaHesaplaşması, #UluslararasıSiyaset, #İstihbaratSavaşları, #OrtaAsya, #AmnestyInternational, #KazakistanEmniyeti, #İhanet, #KaraKutu, #SiyasiCinayet
Doğu Türkistan Haberleri | Uygur Türkleri | Doğu Türkistan Bülteni Doğu Türkistan Haberleri, Analiz ve Güncel Gelişmeler