Çin Halk Cumhuriyeti’nin resmi olarak yürürlüğe koyduğu “Etnik Birlik ve İlerlemeyi Teşvik Yasası”, küresel kamuoyunda ve uluslararası hukuk çevrelerinde geniş çaplı bir tartışma başlattı. Pekin yönetiminin “toplumsal uyum, kalkınma ve güvenlik” gerekçesiyle savunduğu yasal düzenleme; Birleşmiş Milletler (BM) başta olmak üzere bağımsız insan hakları kuruluşları tarafından, Doğu Türkistan’daki asimilasyon politikalarının kalıcı hale getirilmesi riski nedeniyle mercek altına alındı.
Doğu Türkistan’da Kültürel ve Dilsel Kimliğin Korunması Riski
Bağımsız uluslararası gözlemciler ve insan hakları savunucuları, bu yasanın sıfırdan bir politika üretmediğini; aksine son on yıldır Doğu Türkistan’da uygulanan ve uluslararası raporlara yansıyan idari pratikleri kalıcı bir yasal çerçeveye kavuşturduğunu belirtiyor. Düzenlemenin Uygur Türkleri üzerindeki en kritik etkileri şu başlıklar altında özetleniyor:
-
Dil Hakları ve Eğitim: Yasanın eğitim ve kamusal alanda Mandarin dilinin (Putonghua) kullanımını zorunlu kılan maddeleri, azınlık dillerinin kamusal alandan tamamen dışlanması riskini doğuruyor. Uluslararası eğitim raporları, bu tür adımların yatılı bölge okulları aracılığıyla çocukların dilsel ve kültürel bağlarını kopardığına dikkat çekiyor.
-
Toplumsal Yapı ve Nüfus Politikaları: Yasa, etnik grupların birbiriyle kaynaşmasını ve “iç içe geçmiş topluluk ortamları” kurulmasını teşvik ediyor. Bağımsız sosyolojik analizler, bu hükmün Uygur bölgelerine yönelik planlı demografik müdahaleleri, zorunlu istihdam transferlerini ve yerel nüfus yapısını değiştirmeye yönelik adımları yasal bir zemine oturtmasından endişe ediyor.
-
Dini ve Kültürel Yaşamın Sınırlandırılması: Yasa kapsamında, yerel veya dini pratiklerin “etnik birliği zedelediği” gerekçesiyle kolayca suç kategorisine alınabilmesinin önü açılıyor. Muğlak ifadeler içeren bu yasal çerçeve nedeniyle, barışçıl kültürel ifadelerin dahi ulusal güvenlik ve ayrılıkçılık potası altında cezalandırılabileceği uyarısı yapılıyor.
Küresel Hukuki Etki ve Sınır Ötesi Baskı Maddesi
Yasanın uluslararası hukuk çevrelerinde en çok tartışılan yönlerinden biri de sınır ötesi (ekstrateritoryal) uygulanabilirlik maddesi oldu. Düzenleme, Çin sınırları dışında yaşayan ve Pekin yönetimi tarafından “etnik birliği veya ilerlemeyi baltaladığı” iddia edilen yabancı ülke vatandaşlarının ya da diasporanın da yasal olarak sorumlu tutulabileceğini öngörüyor.
İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ve benzeri bağımsız kurumlar, bu maddenin uluslararası hukukun egemenlik ilkeleriyle çeliştiğini ve dünya genelindeki muhalif sesleri susturmaya yönelik bir “sınır ötesi baskı” enstrümanı olarak kullanılabileceğini ifade ediyor.
Pekin Yönetiminin Tezi: “Güvenlik, Terörle Mücadele ve Kalkınma”
Çin hükümeti ve resmi yetkilileri ise Doğu Türkistan’da yürütülen güvenlik operasyonlarını ve yeni etnik birlik yasasını, radikalizm ve ayrılıkçılıkla mücadele kapsamında meşru ve gerekli adımlar olarak tanımlıyor.
Çin Adalet Bakan Yardımcısı Hu Weilie de dahil olmak üzere üst düzey yetkililer, yasanın sadece “yasadışı eylemleri” hedef aldığını savunuyor. Pekin yönetimi, bölgeye yapılan yoğun altyapı yatırımlarını, ekonomik kalkınma hamlelerini ve istihdam projelerini, bölgedeki tüm etnik grupların refahını ve yaşam standardını artırmayı hedefleyen “modernleşme” hamleleri olarak açıklamaya devam ediyor.
Buna karşılık, BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği başta olmak üzere uluslararası kurumlar, Çin anayasasında yer alan azınlık hakları korumalarıyla çelişen ve temel insan haklarını geriye götürme riski taşıyan bu yasanın gözden geçirilmesi ve uluslararası normlara uygun hale getirilmesi yönündeki çağrılarını yineliyor.

Doğu Türkistan Bülteni Haber Ajansı / HABER MERKEZİ
Doğu Türkistan Haberleri – Son Dakika – Uygur Haber Ajansı Doğu Türkistan Haberleri ve Çin haberleri; toplama kampları, istihbarat savaşları, İnterpol suiistimalleri, sınır ötesi Uygur avı ve küresel PSC tehdidi analizleri.