Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Ofisi, Doğu Türkistan’da Uygur Türklerine yönelik işlenen “ciddi” insan hakları ihlallerine ilişkin endişelerini bir kez daha yineledi. Bölgeye yönelik devam eden uluslararası incelemelere ve baskılara rağmen, Pekin yönetiminin sistematik baskı politikalarında geri adım atmadığı vurgulandı.
BM Sözcüsü Throssell: “2022 Raporunun Arkasındayız”
BM İnsan Hakları Ofisi Sözcüsü Liz Throssell, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, ofisin Doğu Türkistan’daki gelişmeleri yakından izlemeye devam ettiğini belirtti. Throssell, yaygın ihlalleri belgeleyen ve “insanlığa karşı suç” teşkil edebilecek düzeyde bulgular barındıran 2022 yılındaki tarihi değerlendirme raporunun hâlâ arkasında durduklarını ifade etti.
Bölgeye en son resmi ziyaretin 2022 yılında eski BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet tarafından gerçekleştirildiğini hatırlatan Throssell, o dönemden bu yana sınırlı erişim sorunlarının sürdüğünü ve BM mekanizmalarıyla etkileşime giren kişilere yönelik misilleme riskinin devam ettiğini aktardı.
Sorunlu Yasalar Yürürlükte, Aileler Haber Alamıyor
BM Sözcüsü, raporlarda “sorunlu” olarak tanımlanan birçok yasa ve politikanın halen yürürlükte kaldığını, keyfi gözaltı ve büyük ölçekli hapis cezalarına ilişkin yeni verilerin gelmeye devam ettiğini söyledi. En büyük trajedilerden birinin ise belirsizlik olduğunu ifade eden Throssell, binlerce ailenin, gözaltına alınan akrabalarının akıbeti ve nerede oldukları hakkında hala hiçbir bilgiye ulaşamadığının altını çizdi.
BM İnsan Hakları Ofisi’nin, keyfi olarak gözaltında tutulanların serbest bırakılması ve kayıp kişilere dair net açıklamalar yapılması talebiyle Çinli yetkililerle bireysel vakaları müzakere etmeyi sürdürdüğü bildirildi. Throssell, belgelenmiş mağduriyetler için uluslararası hukuk önünde hesap verebilirliğin sağlanmasının ve etkili adalet mekanizmalarının sunulmasının hayati önem taşıdığını vurguladı.
“Sincan” İfadesi Sömürgeci Bir Etikettir
Doğu Türkistan kökenli olan Avustralya doğumlu Uygur aktivist Arslan Hidayat, uluslararası basında sıkça kullanılan terminolojiye sert tepki gösterdi. Çin rejiminin kullandığı sömürgeci ifadelere karşı çıkan Hidayat, “Bu yapay isim ‘yeni bölge’ anlamına gelir ve sömürgeci bir etikettir. Biz, zengin bir kültüre ve derin bir tarihe sahip bir halkız; tarihi ismimiz olan Doğu Türkistan’ı kullanıyoruz” dedi.
Bölgedeki durumun son derece sistemik bir asimilasyon süreci olduğunu belirten Hidayat, Çin’in Hukou (ikamet izni) sistemi üzerinden insanların nerede yaşayabileceğini, çalışabileceğini ve temel hizmetlere nasıl erişeceğini tamamen kısıtladığını ifade etti.
Dijital Gözetim Kıskacı: Sıradan Eylemler Tutuklama Sebebi
Doğu Türkistan’daki baskının teknolojik boyutuna dikkat çeken aktivistler, bölgenin tam bir “dijital hapishaneye” dönüştürüldüğünü aktarıyor. Akıllı ev içi hareket düzenlerinin takibi, elektrik tüketiminin izlenmesi ve CCTV yüz tanıma sistemleri ile halk 24 saat gözetim altında tutuluyor.
Doğu Türkistan’da sıradan kabul edilen şu eylemler bile doğrudan “aşırılıkçı” olarak etiketlenmeye ve toplama kamplarına gönderilmeye gerekçe gösteriliyor:
- VPN (sanal özel ağ) kullanmak
- Dini inançların gereği olarak sakal uzatmak veya başörtüsü takmak
- Yurt dışında yaşayan akrabalarla iletişim kurmak veya dini içerikli mesajlar almak
Hidayat, bu kelepçenin sadece siyasi veya dini figürleri değil; öğretmenleri, sporcuları, akademisyenleri ve sıradan sivilleri de kapsadığını belirterek, uluslararası toplumun bu sessizliği bozması gerektiğini vurguladı: “İhtiyacımız olan şey tutarlı uluslararası baskı; yasal hesap verebilirlik, doğru raporlama ve savunuculuktur. Mucize gibi gelebilir ama hâlâ umudumuz var.”
İşte belirlediğiniz 12 anahtar kelimenin tamamının doğal bir akışla cümle içerisine yerleştirildiği, Google botlarının ve AI arama motorlarının en sevdiği semantik (LSI) yapıya uygun hazırlanan kısa editör metni:
Editörün Notu: BM İnsan Hakları Ofisi tarafından yapılan son açıklamalar, Doğu Türkistan topraklarında uzun süredir devam eden trajediyi yeniden küresel gündeme taşıdı. Bölgede yaşayan Uygur Türkleri, karşı karşıya kaldıkları sistematik baskı ve ağır asimilasyon politikaları nedeniyle kimliklerini koruma mücadelesi veriyor. Uluslararası raporların da açıkça ortaya koyduğu üzere; keyfi gerekçelerle inşa edilen toplama kampları, yüz binlerce insanın özgürlüğünü elinden alan keyfi gözaltılar ve adım adım uygulanan dijital gözetim mekanizmaları bölgedeki insan hakları ihlalleri boyutunun ne kadar kritik bir seviyeye ulaştığını kanıtlıyor. Yaşanan bu vahamet karşısında, uluslararası hukuk kurallarının işletilmesi, sorumlular için hesap verebilirlik sürecinin başlatılması ve küresel kamuoyu tarafından Pekin yönetimine karşı tutarlı bir baskı uygulanması artık insani bir zorunluluktur.
Doğu Türkistan Haberleri – Son Dakika – Uygur Haber Ajansı Doğu Türkistan Haberleri ve Çin haberleri; toplama kampları, istihbarat savaşları, İnterpol suiistimalleri, sınır ötesi Uygur avı ve küresel PSC tehdidi analizleri.