Kanada hükümeti, uluslararası arenada büyük tepki çeken bir geri adım atarak, yurt dışında faaliyet gösteren Kanadalı şirketlerin insan hakları ihlallerini denetlemekle görevli resmi mekanizmasını lağvetti. Çin işgali altındaki Doğu Türkistan’da yürütülen zorunlu çalıştırma ve modern kölelik kamplarına karşı küresel baskıların arttığı bir dönemde gelen bu karar, insan hakları savunucuları tarafından sert bir dille eleştiriliyor.
Özellikle ABD’deki Donald Trump yönetiminin, Kanada’yı “zorla çalıştırmayla mücadelede kabul edilemez düzeyde yetersiz kalmakla” suçlaması ve gümrük vergisi tehdidinde bulunmasının ardından gelen bu fesih kararı, Ottawa yönetiminin küresel ticaretteki “ikiyüzlü” tutumunu bir kez daha gözler önüne serdi.
“Etkin Değil” Bahanesiyle Hak İhlallerine Göz Yumuldu
Kanada Liberal Parti hükümeti danışmanlarından Mark Carney, 2019 yılında büyük iddialarla kurulan Kanada Sorumlu İşletmeler Ombudsmanlığı (CORE) ofisinin kuruluşundan bu yana “etkin olmadığını” iddia etti. Carney, hükümetin “tasarruf önlemleri” ve “verimsiz kaynak kullanımı” gerekçesiyle bu mekanizmayı tamamen ortadan kaldırdığını açıkladı.
Ancak bağımsız gözlemciler, CORE’un etkisiz bırakılmasının arkasında bizzat hükümetin siyasi irade eksikliği ve lobilerin baskısı olduğuna dikkat çekiyor. Kurulduğu günden bu yana Doğu Türkistan’daki soykırım ekonomisine bulaşan şirketleri soruşturması beklenen kurum, adeta dişsiz bir aslana dönüştürülmüştü.
CORE’un Hedefindeki Şirketler Kimlerdi?
6 yıllık görev süresi boyunca yalnızca 5 resmi soruşturma başlatabilen kurumun incelediği dosyaların neredeyse tamamı, Çin işgali altındaki Doğu Türkistan topraklarında uygulanan sistematik köle işçilik mekanizmalarıyla doğrudan bağlantılıydı. CORE’un radarındaki firmalar şunlardı:
- Ralph Lauren, Nike ve Levi Strauss: Doğu Türkistan’daki pamuk ve tekstil tedarik zincirlerinde zorla çalıştırma iddialarıyla karşı karşıya kalan ABD merkezli giyim devleri.
- GobiMin ve Dynasty Gold Corp: Bölgedeki madencilik faaliyetlerinde Uygur Türklerinin zorunlu çalıştırılmasından kar sağladığı belirtilen madencilik firmaları.
- Hugo Boss: Hak ihlalleri iddiaları sonrası yalnızca “arabuluculuk” mekanizmasıyla geçiştirilen bir diğer küresel marka.
Muhalefet ve Hak Savunucularından Sert Tepki: “Çözüm Kapatmak Değil Güçlendirmekti”
Kanada Yeşiller Partisi lideri Elizabeth May, karara çok sert tepki göstererek CORE’un kasıtlı olarak işlevsiz bırakıldığını vurguladı. May, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“CORE’a işini düzgün bir şekilde yapabilmesi için gereken bağımsızlık, bütçe veya yasal yetkiler hiçbir zaman verilmedi. Biz bu ofisin güçlendirilmesini, suistimalleri soruşturup kanıt toplayabilmesini savunurken; hükümet kusurlu bıraktığı ofisi tamamen ortadan kaldırmayı seçti. Bu kabul edilemez.”
Daha birkaç ay önce Kanada Maliye Bakanı François-Philippe Champagne, Çin’e yaptığı ticaret ziyareti sırasında CORE’u “Kanada pazarındaki Çin menşeli araçlarda zorla çalıştırma kullanılmadığının güvencesi” olarak pazarlıyordu. Kurumun aniden kapatılması, hükümet içindeki derin çelişkiyi ve Pekin’in ekonomik baskılarına karşı teslimiyetçi politikayı tescilledi.
ABD’den Kanada’ya Gümrük Vergisi Tokadı
Kanada’nın Doğu Türkistan’daki kölelik düzenine karşı yasal mevzuatlara sahip olmasına rağmen bunları uygulamadaki gevşekliği, uluslararası ticarette de kriz doğurdu. Beyaz Saray, Kanada’yı ve benzer şekilde göz yuman diğer ülkeleri “tedarik zincirlerindeki zorunlu iş gücüyle mücadele edememekle” suçladı.
Kanada’nın pasif tutumu nedeniyle Washington, zorla çalıştırmayla üretilen malların sınır geçişlerini engellemek adına Kanada’ya yönelik ek gümrük vergileri uygulayacağını duyurdu. Köşeye sıkışan Kanada hükümeti ise, CORE’u kapatmanın yarattığı skandalı örtbas etmek amacıyla, belirli bölgelerdeki köle işçilik ürünlerini içeren “kamuya açık bir kara liste” oluşturulacağını iddia eden yeni bir yasa tasarısının arkasına sığınmaya çalışıyor.
Uluslararası insan hakları örgütleri, Kanada’nın somut yaptırımlar uygulamak yerine denetleyici kurumları lağvetmesinin, Doğu Türkistan’da devam eden ekonomik soykırıma ve insanlık suçlarına dolaylı olarak ortak olmak anlamına geldiğini belirtiyor.
Editör Notu:
Kanada hükümetinin tasarruf bahanesiyle attığı son adım, uluslararası arenada büyük bir skandala yol açtı. Çin işgali altındaki topraklarda uygulanan Doğu Türkistan zorla çalıştırma sistemiyle mücadele etmesi beklenen Kanada insan hakları ombudsmanı resmi olarak lağvedildi. Sorumlu İşletmeler Ombudsmanlığı yani CORE kapatıldı haberi, küresel pazarda Çin köle işçilik çarkından beslenen dev markaları rahatlatırken; Uygur Türkleri zorunlu çalıştırma kamplarında köleleştirilen milyonlarca insanın çığlığını ise görmezden geldi. Bu tasfiye, zaten gergin olan Kanada Çin ilişkileri ekseninde Ottawa’nın Pekin’e teslim olduğu yorumlarını beraberinde getirdi.
Dünya genelinde yaşanan insan hakları ihlalleri karşısında batılı devletlerin ikiyüzlülüğünü kanıtlayan bu karar, kamufle edilmeye çalışılan modern kölelik kampları gerçeğini yeniden gündeme taşıdı. Küresel markaların tedarik zinciri soykırımı üzerinden elde ettiği haksız kazançlar, bağımsız kurumların yok edilmesiyle iyice cezasız kalıyor. Özellikle Doğu Türkistan pamuğu ve ham maddesi kullanan firmalara yönelik tekstil madencilik boykotu çağrıları büyürken, uluslararası insan hakları denetimi mekanizmalarının bu şekilde işlevsizleştirilmesi insanlık onuruna indirilmiş ağır bir darbedir. Kurumun kapatılması sadece insan hakları savunucularını değil, bu gevşekliğe prim vermeyeceğini açıklayan Washington’ı da ayağa kaldırdı; krizin büyüyerek bir Kanada gümrük vergisi krizi haline dönüşmesi kaçınılmaz görünüyor.
kaynak için TIKLAYINIZ : https://www.theguardian.com/world/2026/jun/15/canada-eliminates-human-rights-watchdog-companies-abroad
Doğu Türkistan Haberleri – Son Dakika – Uygur Haber Ajansı Doğu Türkistan Haberleri ve Çin haberleri; toplama kampları, istihbarat savaşları, İnterpol suiistimalleri, sınır ötesi Uygur avı ve küresel PSC tehdidi analizleri.