Çin’in Interpol’ü ve diğer sınır ötesi mekanizmaları kullanarak yürüttüğü Uygur operasyonları
Uluslararası hukuk ve insan hakları raporlarında “Sınır Ötesi Baskı” (Transnational Repression) başlığı altında geniş yer bulmaktadır. Özellikle 2024-2026 dönemine ait raporlar, Pekin’in bu faaliyetlerini sistematik bir hale getirdiğini göstermektedir.
1- İnterpol ve “Kırmızı Bülten” Suistimali
Çin, Interpol mekanizmasını siyasi muhalifleri ve Uygur aktivistleri hedef almak için sıkça kullanmaktadır.
Mekanizmanın İşleyişi: Çin, aktivistler hakkında “terörizm” veya “ekonomik suç” gibi iddialarla kırmızı bülten çıkartarak, bu kişilerin seyahat etmelerini engellemekte veya sığındıkları ülkelerde gözaltına alınmalarını sağlamaktadır.
Geri Adımlar: Uluslararası kamuoyunun baskısıyla Interpol, bazı durumlarda (örneğin 2021’de Fas’ta tutuklanan İdris Hasan vakasında olduğu gibi) bu bültenlerin siyasi amaçlı olduğunu kabul ederek iptal etmiştir. Ancak Freedom House’un 2026 raporuna göre, Interpol’ün reform çabalarına rağmen üye ülkelerin bu bültenleri kötüye kullanma açıkları hala devam etmektedir.
2- Sınır Ötesi Operasyon Yöntemleri
Çin’in yurt dışındaki Uygurlara yönelik stratejileri sadece resmi iade talepleriyle sınırlı değildir:
Aile Üzerinden Şantaj: Yurt dışındaki bireyleri sessiz kalmaya veya Çin lehine casusluk yapmaya zorlamak için Doğu Türkistan’daki aile üyelerinin hapsedilmesi veya tehdit edilmesi yaygın bir yöntemdir.
Dijital Gözetim ve Taciz: Uygur diasporasına yönelik casus yazılımlar, tehdit mesajları ve sosyal medya üzerinden yürütülen dezenformasyon kampanyaları artmıştır.
Kayıtdışı İadeler: Bazı ülkelerle yapılan ikili güvenlik anlaşmaları aracılığıyla, yasal iade süreçleri işletilmeden (rendition) kişilerin doğrudan Çin’e gönderildiği vakalar rapor edilmiştir.
3- Bölgesel Gelişmeler ve Riskli Alanlar
Güneydoğu Asya: Şubat 2025’te Tayland’ın, yaklaşık 10 yıldır gözaltında tutulan 40 Uygur erkeği uluslararası hukuka (non-refoulement/geri göndermeme ilkesi) aykırı şekilde Çin’e iade etmesi büyük tepki çekmiştir. Birleşmiş Milletler uzmanları, 2026 başında bu kişilerin akıbetinden duydukları derin endişeyi yinelemiştir.
Orta Doğu ve Körfez Ülkeleri: BAE, Suudi Arabistan ve Mısır gibi ülkeler, Çin ile olan ekonomik ve güvenlik iş birlikleri nedeniyle Uygurlar için “yüksek riskli” bölgeler olarak tanımlanmaktadır. Oxus Society verilerine göre, bu bölgedeki vakaların sayısı artış göstermektedir.
Türkiye: Türkiye, dünyadaki en büyük Uygur diasporalarından birine ev sahipliği yapmaktadır. 2024 ve 2025 raporlarına göre (örneğin HRW), Türkiye’deki Uygurlar üzerinde Çin istihbaratının faaliyetleri (bilgi toplama, casusluk ağları) tespit edilmiş ve bazı şüphelilere yönelik davalar açılmıştır. Ancak bazı Uygurların vatandaşlık başvurularının “milli güvenlik” gerekçesiyle reddedilmesi veya ikamet izinlerinin değiştirilmesi, topluluk içinde belirsizlik yaratmaktadır.
4- Uluslararası Tepkiler
Yeni Yasalar: ABD ve bazı Avrupa ülkeleri, “Sınır Ötesi Baskıyı Durdurma Yasası” gibi düzenlemelerle, yabancı hükümet ajanlarının kendi topraklarındaki bireyleri taciz etmesini suç kapsamına almaya başlamıştır.
Gözetim: Freedom House ve İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) gibi kurumlar, Çin’i dünyadaki sınır ötesi baskı faaliyetlerinin lideri olarak tanımlamakta ve bu durumu küresel demokrasiye bir tehdit olarak nitelemektedir.
Özetle; Çin’in operasyonları diplomatik baskı, Interpol suistimali, dijital takip ve aile şantajı gibi çok katmanlı bir yapıda devam etmektedir. Özellikle Çin ile suçluların iadesi anlaşması olan veya ekonomik bağımlılığı yüksek ülkelerde yaşayan Uygurlar için risk seviyesi 2026 itibarıyla hala yüksektir.
2026 Perspektifinde Tehdidin Boyutları
Siber Casusluk ve Veri Takibi: Çin’in sadece kişileri değil, diaspora üyelerinin kullandığı dijital ağları da hedef aldığı bilinmektedir. Gelişmiş casus yazılımlar aracılığıyla bireylerin sosyal çevreleri üzerinde bir “dijital abluka” oluşturulmaktadır.
Gizli Polis İstasyonları: Uluslararası raporlar, bazı ülkelerde “hizmet merkezi” adı altında faaliyet gösteren kayıt dışı birimlerin, Uygur Türklerini “ikna yoluyla” Çin’e dönmeye zorladığını belgelemektedir.
Hukuki Bariyerler: Türkiye özelinde, Suçluların İadesi Anlaşması bulunsa da; Türk Anayasa Mahkemesi ve uluslararası hukukta yer alan “Geri Gönderme Yasağı” (Non-refoulement), kişinin işkence veya idam riski olan bir ülkeye iadesini engelleyen en güçlü yasal kalkandır.
Psikolojik Baskı ve Otosansür: Aile üyeleri üzerinden yapılan şantajlar, sadece aktivistleri değil, sıradan diaspora mensuplarını da sessizliğe büründürerek demokratik ülkelerdeki ifade özgürlüğünü dolaylı yoldan kısıtlamaktadır.

Doğu Türkistan Bülteni Haber Ajansı / HABER MERKEZİ
#UygurTürkleri #DoğuTürkistan #İnsanHakları #ÇinBaskısı #Interpol #KırmızıBülten #SınırÖtesiBaskı #TransnationalRepression #DijitalGözetim #Casusluk #UluslararasıHukuk #FreedomHouse #HRW #İnsanHaklarıİhlalleri #Zorlaİade #NonRefoulement #GöçmenHakları #SiyasiBaskı #KüreselTehdit #GizliPolis #SiberCasusluk #UygurDiasporası #TürkiyeGündemi #Adalet #Hukuk #Uluslararasıİlişkiler #BaskıRejimi #İfadeÖzgürlüğü #Güvenlik #KüreselGündem
Doğu Türkistan Haberleri | Uygur Türkleri | Doğu Türkistan Bülteni Doğu Türkistan Haberleri, Analiz ve Güncel Gelişmeler