“Başlarına siyah çuvallar geçirilip Çin’e teslim edilen 109 insan… Sadece beş hafta sonra Bangkok’un göbeğinde patlayan devasa bir bomba… Ve işkence iddiaları, bozuk kameralar ve kayıp tercümanlarla dolu tam 11 yıllık karanlık bir yargılama! Tayland mahkemesinin, Bangkok’taki kanlı Erawan Tapınağı patlamasından suçlu bularak idam cezasına çarptırdığı iki Uygur sığınmacı, Bilal Mohammad ve Yusufu Mieraili gerçekten ülkenin en büyük terör eyleminin failleri mi, yoksa Pekin’in küresel insan avını gizlemek için kurgulanan uluslararası bir kumpasın kurbanları mı?
Çin istihbaratının Interpol’ü bir Truva Atı gibi kullanarak kurduğu tuzakları, Doğu Türkistan’daki 579 toplama kampının gölgesinde yürütülen sınır ötesi baskıyı ve BM raporlarına ‘Zorla Kaybedilme’ olarak geçen 109 Uygur Türkünün tüyler ürperten trajedisini hiç bu açıdan okumadınız.
Adli bir infazın arkasına gizlenmiş jeopolitik bir satranç hamlesinin, sahte pasaportların ve iki Uygur gencinin idam sehpasındaki çığlığının anatomisi… Küresel istihbarat savaşlarının ve adli bir tiyatronun perde arkasını aralıyoruz!”
Bangkok mahkemesinin iki Uygur Türkü hakkında verdiği idam kararı, basit bir adli hüküm değil; Pekin’in küresel istihbarat ağı, Interpol istismarı ve mülteci avının üzerini örtmeye çalışan uluslararası bir senaryonun son perdesidir.
1. Laboratuvardan Çıkan Soykırım: Kamplar ve Koparılan Nesiller
Çin, işgal altında tuttuğu Doğu Türkistan’ı adeta dijital ve fiziksel bir toplama kampı laboratuvarına dönüştürdü. Bağımsız uydu görüntülerinin deşifre ettiği 579 devasa gözaltı merkezinde ve soykırım kampında, bugün 2 milyona yakın Uygur Türkü haksız ve hukuken suçsuz yere tutuluyor. Bu asimilasyon ve sosyal mühendislik projesinin en acımasız ayağını ise nesillerin yok edilmesi oluşturuyor: 500 bine yakın Uygur çocuk, “yatılı okul” adı altında zorla ailelerinden koparılarak Çin devletinin ideolojik asimilasyon merkezlerinde kimliksizleştiriliyor.
2. Sınır Ötesi Uygur Avı: Çin, Fransa ve İnterpol Kıskacı
Zulüm sadece Doğu Türkistan sınırları içinde kalmıyor. Pekin yönetimi, baskıdan kaçarak yurt dışına sığınan Uygur Türklerini susturmak için küresel ölçekte bir “sınır ötesi baskı ve sürek avı” yürütüyor. Çin istihbaratı; Fransa, Avrupa’daki paravan yapılar ve özellikle uluslararası polis teşkilatı Interpol’ü birer kumpas aracı olarak kullanıyor. Uygur aktivistlerin ve sığınmacıların adları, asılsız “terör” iddialarıyla Interpol’ün Kırmızı Bülten (Red Notice) sistemine sızdırılıyor. Sığınma arayan mazlumlar, koruma bekledikleri uluslararası hukuk eliyle dünyanın dört bir yanındaki havalimanlarında veya sınır hatlarında Çin adına tuzağa düşürülüp yakalatılıyor.
3. Tayland’daki İhanet: Interpol Tuzağı ve İade Edilen 109 Can
Bu küresel kumpas zincirinin en trajik halkası 2015 yılında Tayland’da yaşandı. Çin’deki zulüm kamplarından kaçarak Malezya üzerinden Türkiye’ye ulaşmaya çalışan yüzlerce Uygur Türkü, Interpol bültenleri ve Çin istihbaratının baskısıyla Tayland ormanlarında ve sınırlarında yakalanarak Göçmen Gözaltı Merkezlerine (IDC) kapatıldı.
Uluslararası hukukun ve Birleşmiş Milletler’in tüm çığlıklarına, Türkiye ve dünya kamuoyunun sert protestolarına rağmen Tayland’daki askeri cunta, Çin ile olan ekonomik ve siyasi ilişkilerini korumak adına büyük bir hukuk katliamına imza attı. Temmuz 2015’te, 109 Uygur Türkü, başlarına siyah çuvallar geçirilerek Çin’e ait özel uçaklara bindirildi ve Pekin’e teslim edildi.
4. Uluslararası Raporların Acı Gerçeği: “Zorla Kaybedilme”
O meşum uçakların Pekin’e inmesinin üzerinden yıllar geçti. Ancak teslim edilen o 109 Uygur Türkünden bir daha asla haber alınamadı. Hayatta olup olmadıkları, hangi kampta ya da hücrede tutuldukları meçhul.
Gerek Tayland hükümeti gerekse Çin yönetimi, uluslararası platformlarda bu 109 insanın hesabını veremiyor, akıbetlerine dair hiçbir şeffaf bilgi sunamıyor. Birleşmiş Milletler (BM) raporları, İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ve Uluslararası Hukukçular Komisyonu, bu durumu net bir şekilde “Zorla Kaybedilme” (Enforced Disappearance) suçu olarak tanımlıyor. Raporlar; Çin’in insanları hukuku çiğneyerek yok ettiğini, Tayland’ın ise mültecileri işkence görecekleri yere bile bile göndererek uluslararası “Geri Göndermeme” (Non-refoulement) ilkesini açıkça ihlal ettiğini haykırıyor. (Hatta bu hukuksuzluk, en son Şubat 2025’te 40 Uygur erkeğinin daha aynı şekilde gizlice Çin’e teslim edilmesiyle katlanarak devam etti.)
5. Komplo ve Fatura: Erawan Patlaması Neden Uygurlara Mal Edildi?
İşte tam bu kanlı iade sürecinin hemen ardından, Ağustos 2015’te Bangkok’un merkezindeki Erawan Tapınağı’nda o meşum patlama meydana geldi. 20 kişinin öldüğü bu kaos ortamı, Tayland hükümeti ve Çin istihbaratı için adeta “bulunmaz bir fırsat” oldu.
109 Uygur Türkünü Çin’e teslim ettiği için uluslararası arenada köşeye sıkışan ve büyük bir itibar kaybı yaşayan Tayland cuntası, hedef şaşırtmak ve işlediği insanlık suçunu meşrulaştırmak adına bu patlamayı jet hızıyla Uygur Türklerine mal etti. Güvenlik kameralarının çalışmadığı, kraterin betonla kapatılarak delillerin yok edildiği, işkence altında alınan sahte itiraflarla ilerleyen 11 yıllık düzmece yargılama süreci, tamamen bu algıyı beslemek için kurgulandı.
Sonuç olarak; Bangkok mahkemesinin bugün iki Uygur sığınmacı (Bilal Mohammad ve Yusufu Mieraili) hakkında verdiği idam kararı, 579 kampla Doğu Türkistan’ı yutan Çin asimilasyonunun, Interpol’ü paravan yapan Pekin aklının ve suç ortaklığını gizlemeye çalışan Tayland hükümetinin ortaklaşa kurguladığı küresel bir kumpasın adli kılıfıdır. Dünya sustukça, adalet sadece Çin’in çizdiği sınırlarda can vermeye devam etmektedir.
EDİTÖR : Doğu Türkistan davasının küresel ölçekteki en karanlık adli süreçlerinden biri Bangkok’ta bir kez daha gün yüzüne çıktı. Çin zulmünden kaçmaya çalışırken yakalanan sığınmacılar Bilal Mohammad ve Yusufu Mieraili, şaibelerle dolu 11 yıllık bir yargılamanın ardından Tayland idam kararı ile karşı karşıya kaldı. 2015 yılında yaşanan Erawan tapınağı patlaması davasında verilen bu hüküm; Pekin’in dünya genelinde yürüttüğü sınır ötesi baskı stratejilerini, Çin toplama kampları gerçeğini ve uluslararası polis teşkilatını bir maşa gibi kullanan Interpol kumpası yöntemlerini yeniden tartışmaya açtı. Çin işgali altındaki topraklarda deşifre olan yüzlerce soykırım kampları ağı ve asimilasyon politikaları tüm hızıyla sürerken, hafızalardan silinmeyen 109 Uygur Türkünün iadesi trajedisi bugünkü kararın arkasındaki asıl perde arkasını gözler önüne seriyor. Haklı davalarında zulme uğrayan ve küresel güç dengelerine kurban edilmek istenen Uygur Türkleri son durum analizleri, belgeler ve en güncel raporlarla Doğu Türkistan Bülteni Haber Ajansı’nın bu özel dosyasında sizleri bekliyor.
ferganali YAKUP
KAYNAK :https://www.bbc.com/news/articles/ckg8v51g9lno

Doğu Türkistan Haberleri – Son Dakika – Uygur Haber Ajansı Doğu Türkistan Haberleri ve Çin haberleri; toplama kampları, istihbarat savaşları, İnterpol suiistimalleri, sınır ötesi Uygur avı ve küresel PSC tehdidi analizleri.