GÜNCELLEME | Anne ve İki Çocuk Serbest Bırakıldı, Baba Hâlâ GGM’de
23 Temmuz 2026 | Güncelleme
İstanbul’da düzenlenen şafak operasyonunda gözaltına alınarak Geri Gönderme Merkezlerine sevk edilen Özbekistan uyruklu aileye ilişkin yeni bir gelişme yaşandı. Anne Mahmudova Halidehan ile 4 ve 2 yaşındaki iki çocuğu idari gözetimden çıkarılarak serbest bırakıldı. Buna karşın baba Abdülhayev Kemaleddin Çatalca Binkılıç Geri Gönderme Merkezi’nde tutulmaya devam ediyor. Ailenin yakınları ve avukatları, Kemaleddin hakkında yürütülen işlemlerin hukuki sürecini takip ettiklerini ve olası bir sınır dışı kararına karşı girişimlerini sürdürdüklerini belirtiyor.
Şafak Operasyonunda Aynı Aile Gözaltına Alındı
2 ve 4 Yaşındaki İki Çocuk Anneleriyle Birlikte İdari Gözetimde; Aile Yakınları “İade Edilirlerse İşkence Riskiyle Karşı Karşıya Kalacaklar” Diyor
İstanbul’da 17 Temmuz sabahı düzenlenen operasyon kapsamında Özbekistan vatandaşı dört kişilik bir aile gözaltına alınarak Geri Gönderme Merkezlerine (GGM) sevk edildi. Ailenin yakınları, Özbekistan’a sınır dışı edilmeleri halinde ağır insan hakları ihlalleriyle karşı karşıya kalabileceklerini ileri sürerek sınır dışı işlemlerinin durdurulmasını talep ediyor. İnsan hakları savunucuları ise olayın, hem geri göndermeme (non-refoulement) ilkesi hem de çocukların üstün yararı bakımından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Edinilen bilgilere göre, 17 Temmuz sabahı İstanbul’da yaşayan Özbekistan vatandaşı dört kişilik ailenin ikamet ettiği adrese polis ekiplerince şafak saatlerinde operasyon düzenlendi. Operasyonda aile fertlerinin tamamı aynı anda gözaltına alınarak emniyete götürüldü.
Gözaltına alınanlar arasında;
- Abdülhayev Kemaleddin
- Mahmudova Halidehan
- 4 yaşındaki oğulları
- 2 yaşındaki kızları
bulunuyor.
Yakınlarının aktardığı bilgilere göre, operasyon sırasında henüz okul öncesi çağındaki iki küçük çocuk da anne ve babalarıyla birlikte gözaltına alındı. Çocukların yaşlarının oldukça küçük olması nedeniyle yaşanan sürecin aile üzerinde ciddi psikolojik etkiler oluşturduğu ifade ediliyor.
Emniyette tamamlanan idari işlemlerin ardından aile hakkında idari gözetim kararı verildi. Bu karar doğrultusunda aile fertleri Geri Gönderme Merkezlerine sevk edilirken, anne, baba ve çocuklar farklı merkezlerde tutulmaya başlandı.
Ailenin yakınları, gözaltı ve sevk işlemlerinin ardından kendilerine yeterli bilgi verilmediğini, sürecin büyük bir belirsizlik içinde devam ettiğini öne sürüyor. Yakınlarına göre en büyük endişe ise, idari gözetim sürecinin sınır dışı kararıyla sonuçlanması halinde ailenin Özbekistan’a gönderilme ihtimali.
İnsan hakları savunucuları ise olayın yalnızca bir göç işlemi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, özellikle 2 ve 4 yaşındaki iki çocuğun da idari gözetim sürecine dahil edilmesinin, çocuğun üstün yararı ilkesi, aile birliğinin korunması ve uluslararası insan hakları hukuku bakımından ayrıca değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Operasyona ilişkin yetkili kurumlardan olayın gerekçesi veya yürütülen idari sürece ilişkin kamuoyuna yapılmış ayrıntılı bir açıklama ise haberin hazırlandığı ana kadar paylaşılmadı. Bu nedenle ailenin hukuki durumuna ilişkin süreç, idari ve yargısal merciler nezdinde devam ediyor.
Aile Farklı Geri Gönderme Merkezlerine Ayrıldı
Yakınlarının aktardığı bilgilere göre aile üyeleri farklı geri gönderme merkezlerine sevk edildi.
Baba Abdülhayev Kemaleddin
Çatalca Binkılıç Geri Gönderme Merkezi’ne gönderildi.
Anne Mahmudova Halidehan
İki küçük çocuğuyla birlikte Arnavutköy Geri Gönderme Merkezi’ne sevk edildi.
Böylece aile fertleri farklı merkezlerde tutulmaya başlandı.
Yakınları, özellikle henüz 2 ve 4 yaşında olan çocukların idari gözetim altında tutulmasının hem psikolojik hem de insani açıdan ciddi sonuçlar doğurabileceğini ifade ediyor.
Aile Yakınları: “Özbekistan’a Gönderilirlerse Hayati Risk Var”
Ailenin yakınları, olası sınır dışı kararının geri dönüşü olmayan sonuçlara yol açabileceğini savunuyor.
Yakınlarının iddiasına göre aile Özbekistan’a gönderildiği takdirde;
- işkence,
- kötü muamele,
- uzun süreli hapis,
- adil yargılanma hakkının ihlali,
- yaşam hakkını tehdit eden risklerle
karşı karşıya kalabilir.
Bu nedenle sınır dışı işlemlerinin durdurularak uluslararası koruma mekanizmalarının işletilmesi çağrısı yapılıyor.
Çocuk Hakları Açısından Tartışma
Olay yalnızca göç hukuku bakımından değil, çocuk hakları açısından da dikkat çekiyor.
Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme uyarınca devletlerin çocuklarla ilgili tüm işlemlerinde “çocuğun üstün yararı” temel ilke olarak kabul ediliyor.
İnsan hakları hukukunda küçük yaştaki çocukların idari gözetim altında tutulması, ancak son çare olarak başvurulabilecek istisnai uygulamalardan biri olarak değerlendiriliyor.
Uluslararası Hukuk Geri Göndermeme İlkesini Nasıl Düzenliyor?
1951 Cenevre Sözleşmesi
Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin Cenevre Sözleşmesi’nin 33. maddesinde yer alan “geri göndermeme (non-refoulement)” ilkesi, kişinin hayatı veya özgürlüğü tehlikede olacak bir ülkeye zorla gönderilmesini yasaklıyor.
Bu ilke uluslararası mülteci hukukunun temel taşlarından biri kabul ediliyor.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi
AİHS’nin 3. maddesi;
Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele ya da cezaya maruz bırakılamaz.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına göre, gönderileceği ülkede işkence veya kötü muamele riski bulunan kişiler hakkında sınır dışı kararı uygulanması Sözleşme’nin ihlali sonucunu doğurabiliyor.
ürk Hukuku Ne Diyor?
Türkiye’de yabancıların sınır dışı edilmesine ilişkin temel düzenleme, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) kapsamında yer alıyor. Kanun, devletin kamu düzeni ve göç yönetimine ilişkin yetkilerini düzenlemekle birlikte, yaşam hakkı ve işkence yasağı gibi temel insan haklarını da güvence altına alıyor.
Bu kapsamda özellikle 6458 sayılı Kanun’un 55. maddesi, sınır dışı etme kararının uygulanamayacağı kişileri açık biçimde belirliyor. Maddeye göre;
- Sınır dışı edileceği ülkede ölüm cezasına maruz kalma ihtimali bulunanlar,
- İşkence, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele ya da cezaya uğrayacağı konusunda ciddi emareler bulunanlar,
- Hayatı veya özgürlüğü ciddi tehlike altında olan kişiler,
hakkında sınır dışı kararı uygulanamıyor.
Kanunun amacı, kişilerin yalnızca göç statülerine göre değil, gönderilecekleri ülkede karşılaşabilecekleri gerçek ve somut riskler dikkate alınarak değerlendirilmesini sağlamak. Bu nedenle idare, her yabancı hakkında bireysel risk analizi yapmak ve olası insan hakları ihlallerini değerlendirmekle yükümlü bulunuyor.
Bireysel Değerlendirme Zorunluluğu
Göç hukuku uzmanlarına göre, sınır dışı kararları otomatik veya toplu şekilde uygulanamaz. Her dosya kendi özel koşulları içinde incelenmeli; kişinin geçmişi, hakkında yürütülen soruşturmalar, siyasi veya dini kimliği, ülkesindeki insan hakları durumu ve uluslararası koruma ihtiyacı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Özellikle gönderileceği ülkede işkence, keyfi tutuklama veya adil yargılanmama riski bulunduğuna ilişkin ciddi emareler varsa, idarenin bu iddiaları etkili şekilde araştırması ve kararını bu değerlendirmeye göre vermesi beklenmektedir.
Anayasa’nın Güvencesi
Sınır dışı işlemleri yalnızca YUKK ile değil, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı ile işkence ve kötü muamele yasağı çerçevesinde de değerlendiriliyor.
Bu nedenle, gönderileceği ülkede işkence veya yaşam hakkı ihlali riski bulunan kişilerin sınır dışı edilmesi, yalnızca uluslararası sözleşmeler bakımından değil, Anayasa açısından da hukuki tartışmalara konu olabiliyor.
Yargı Denetimi ve Tedbir Kararları
Türkiye’de sınır dışı kararları yargı denetimine açıktır. İlgili kişiler, idare mahkemelerinde dava açabilir ve belirli şartlarda Anayasa Mahkemesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) bireysel başvuruda bulunabilir. Özellikle işkence veya yaşam hakkı ihlali riski bulunduğu iddiasının ciddi görülmesi halinde, yüksek yargı mercileri sınır dışı işlemlerinin geçici olarak durdurulmasına yönelik tedbir kararları verebilmektedir.
Bu nedenle hukukçular, sınır dışı sürecinde yalnızca idari işlemlerin değil, ulusal ve uluslararası insan hakları standartlarının da dikkate alınmasının zorunlu olduğuna dikkat çekiyor.
Özbekistan Konusunda Uluslararası Endişeler
Özbekistan, son yıllarda siyasi ve ekonomik reformlara yönelik çeşitli adımlar attığını açıklasa da, uluslararası insan hakları kuruluşları ülkedeki yargı sistemi, gözaltı uygulamaları ve temel haklara ilişkin sorunların tamamen ortadan kalkmadığına dikkat çekmeye devam ediyor.
Başta Birleşmiş Milletler İnsan Hakları mekanizmaları, Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) ve ABD Dışişleri Bakanlığı’nın İnsan Hakları Raporları olmak üzere çok sayıda uluslararası kaynak, özellikle devlet güvenliği veya terörle mücadele kapsamında yürütülen soruşturmalarda gözaltına alınan kişilerin maruz kalabileceği risklere ilişkin uzun yıllardır uyarılarda bulunuyor.
Bu raporlarda öne çıkan başlıca endişeler arasında;
- gözaltında işkence ve kötü muamele iddiaları,
- keyfi gözaltı ve tutuklamalar,
- adil yargılanma hakkına ilişkin ihlal iddiaları,
- avukata erişimde yaşanan güçlükler,
- zorla alınan ifadelerin yargılamalarda delil olarak kullanılabildiğine yönelik eleştiriler,
- dini veya siyasi gerekçelerle yürütülen bazı soruşturmalarda temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırıldığı iddiaları
yer alıyor.
Reform Süreci Devam Ediyor, Ancak Endişeler Sürüyor
2016 yılında Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in göreve gelmesinin ardından Özbekistan’da ceza adaleti sistemi, ekonomik liberalleşme ve uluslararası ilişkiler alanlarında çeşitli reformlar gerçekleştirildi. Bazı siyasi tutukluların serbest bırakılması, zorla çalıştırma uygulamalarına yönelik önlemler ve uluslararası kuruluşlarla diyaloğun artırılması bu reformlar arasında gösteriliyor.
Bununla birlikte uluslararası gözlemciler, reform sürecinin devam ettiğini ve özellikle ulusal güvenlik soruşturmaları kapsamında yürütülen dosyalarda insan hakları risklerinin tamamen ortadan kalktığının söylenemeyeceğini belirtiyor.
Sınır Dışı Kararlarında Bireysel Risk Analizi Vurgusu
Uluslararası hukuk uzmanlarına göre bir ülkenin genel insan hakları karnesi kadar, sınır dışı edilmesi planlanan kişinin bireysel durumu da büyük önem taşıyor. Kişinin geçmişte gördüğü muamele, hakkında yürütülen soruşturmalar, dini veya siyasi faaliyetleri, etnik kimliği, uluslararası koruma talebinin gerekçeleri ve ülkesine dönüş halinde karşılaşabileceği somut riskler ayrı ayrı değerlendirilmek zorunda.
Bu nedenle uluslararası insan hakları mekanizmaları, geri gönderme kararlarının yalnızca diplomatik ilişkiler veya genel ülke değerlendirmeleri esas alınarak değil, her bireyin özel koşulları dikkate alınarak verilmesi gerektiğini vurguluyor.
Geri Göndermeme İlkesi Açısından Önemi
İnsan hakları kuruluşları, işkence veya kötü muamele riski bulunan ülkelere yönelik sınır dışı kararlarında “geri göndermeme (non-refoulement)” ilkesinin mutlak şekilde uygulanması gerektiğini hatırlatıyor. Bu ilke uyarınca, gönderileceği ülkede işkence, insanlık dışı muamele veya yaşam hakkı ihlali riski bulunan kişilerin sınır dışı edilmesi, uluslararası hukukun temel güvenceleriyle bağdaşmıyor.
Bu nedenle hukukçular, Özbekistan’a ilişkin her sınır dışı dosyasında, yalnızca ülkeye ilişkin genel değerlendirmelerin değil, ilgili kişinin bireysel koşullarının, varsa uluslararası koruma başvurusunun ve bağımsız insan hakları raporlarının birlikte değerlendirilmesinin hukuki zorunluluk olduğuna dikkat çekiyor.
Ailenin Yakınlarının Çağrısı
Ailenin yakınları yetkililere çağrıda bulunarak;
- sınır dışı işlemlerinin durdurulmasını,
- idari gözetim kararlarının yeniden değerlendirilmesini,
- uluslararası koruma başvurularının etkin biçimde incelenmesini,
- çocukların üstün yararı ilkesinin gözetilmesini
talep ediyor.
Öte yandan olayla ilgili idari ve hukuki süreç devam ederken, yetkili makamların konuya ilişkin resmi açıklama yapıp yapmayacağı da merak konusu.

Doğu Türkistan Bülteni Haber Ajansı / HABER MERKEZİ
Doğu Türkistan Haberleri – Son Dakika – Uygur Haber Ajansı Doğu Türkistan Haberleri ve Çin haberleri; toplama kampları, istihbarat savaşları, İnterpol suiistimalleri, sınır ötesi Uygur avı ve küresel PSC tehdidi analizleri.