Pazartesi , Ağustos 17 2026
Son Dakika Haberleri

Komutana Secde Edilen, Komünist Askerleri Barındıran Ordu “İslam Ordusu” Olabilir mi? Tevhid Akidesine Göre Suriye Ordusu!

15 Yıl Allahın dini İslamı kurup şeriati Hakim kılacağız diye küresel müslümanlardan yardım isteyen Türkistan İslam Partisi ve HTŞ Allah onlara fırsat verince, Allahın dini islam kanunlarını reddeden Demokratik Laik bir Cumhuriyet kurdu. 15 yıl Esad ile beraber savaşıp yüzbinlerce Sünni Müslümanı Öldüren SDG’li 70 komutanı ve binlerce SDG/PKK ‘lı askerleri Suriye Ordusuna katan HTŞ Lideri Ahmed Şara ve TİP Lideri Addulaziz Davutov’un Kurdukları Suriye Ordusunda SDG/PKK’lı binlerce asker videoda göreeğiniz gibi Suriye Ordusu içinde görev alan SDG Komutanı Mazlum Abdi’ye Secde eden zihniyete sahip. PKK/YPG-SDG Namazla dalga geçen  Komutanlarına Secde eden video ilk değil. onlarca yıldır yaptıkları şey.

Dünya üzerinde gelmiş geçmiş bütün islam ulemalarının Alimlerin, mollaların ihtilafa düşmediği kesin hüküm bildirdiği fetva ile ”Bir insana secde eden herkes bu secdeden evvel müslüman ise kafir olmuştur. islam dininden çıkmış mürtet olmuştur. Komutanlarına secde edilen bir ordu Kafir Tağut Ordusudur.” Bu Ordunun Firavun’un Ordusundan hiç bir farkı yoktur.

Şam’da Firavun Düzeni: Komutanlarına Secde Eden Bir Orduda Müslüman Kalınabilir mi?

Küresel Mücahitlerin içlerinde yıllarca davet yapıp Suriye savaşına çağıran Alim, Molla, İlim Ehli sıfatıyla Davet yapanlar Firavunun Sihirbazları kadar neden cesaret sergileyemiyor? Dünyanın dört bir tarafından kendisine Mücahit diyen evini, işini vatanını, malını mülkünü eşlerini ve çocuklarını geride bırakıp Allah’ın dini İslamı Hakim Kılmak Şeriati yönetim biçimi olarak başa getirmek için yıllarca savaşıyorsun. Bir çok kardeşin gözlerinin önünde ölüyor Allah size hakimiyet veriyor ve bir bakıyorsun Demokratik Laik bir Cumhuriyet kurulmuş. Sen bunu görüyorsun bu günahın vebalin Küfrün tam ortasındasın ve susuyorsun. Hani cihad ve şehadet için gelmiştin. Senin imanın Firavunun Sihirbazları kadar yok mu ? Onlar hakkı gördü ve öleceklerini bile bile hakka tabi oldular. Suriye’de Alim, Molla, İlim Ehli ve Davetçiler nerede bu bir küfürdür diyemeyecek kadar korktular mı ? Esaretten mi korkuyorlar, Allahın dini islam haykırırken öldürülüp şehit olmaktan mı korkuyorlar ?

Bir askeri ordu içinde askerlerin komutanlarına secde etmesi ve Allah’ın adı yerine komutanlarının ismi ile/adına namaz kılması, İslam dininin inanç temellerini (Tevhid akidesini) tamamen ortadan kaldıran en ağır şirk ve küfür (dinden çıkma) eylemidir. Bir askeri ordu içinde askerlerin komutanlarına secde etmesi ve Allah’ın adı yerine komutanlarının ismi ile/adına namaz kılması, İslam dininin inanç temellerini (Tevhid akidesini) tamamen ortadan kaldıran en ağır şirk ve küfür (dinden çıkma) eylemidir. İslam hukukuna (Fıkıh ve Kelam ilmine) göre bu durumun hükmü son derece açık ve nettir:

Video Metin Dökümü : Ya Rabbi biz yönümüzü Kandil’e dönüyoruz. Bizim yönümüz Mustafa Barzani’nin evidir. Bizi terk etmeyin. Bizi destekleyin. Elinizi ve gücünüzü bizden çekmeyin. Lojistik ve cephaneleri bize ulaştırın. Biz çatışmaya hazırız. Ey Murat Karayılan. (Rükuya gidiyor) Ey Cemil Bayık. (Secdeye gidiyor) Ey Mesud Barzani. (Secdeden kalkıyor ve tekrar secdeye gidiyor) Ya Mazlum Abdi. (Secdeden kalkıyor ve tekrar secdeye gidiyor) Ya Elha Mehmed. (Secdeden kalkıp ellerini açarak oturuyor) Bu bizim Kürt namazımızdır. Biz özgürlük istiyoruz.

1. Askerlerin Dini Hükmü: Mürtedlik (Dinden Çıkma)

Namaz ibadeti ve secde, sadece Yaratıcıya (Allah’a) hasredilmiş ritüellerdir. Bir komutanın adı zikredilerek, onun ismiyle namaz kılınması o komutanı ilahlaştırmak anlamına gelir. Hüküm: Bu eylemi akıl sağlığı yerinde olarak, bilerek ve kendi rızasıyla yapan askerler İslam dairesinden tamamen çıkmış sayılırlar (mürted olurlar). Amellerin İptali: Bu askerlerin geçmişte yaptıkları tüm İslami ameller, ibadetler ve sevaplar boşa gider.

2. Komutanın Hükmü: “Tağut” Olmak

Eğer bir ordu komutanı, askerlerinin kendisine secde etmesine ve kendi adına namaz kılmasına rıza gösteriyor, bunu emrediyor veya teşvik ediyorsa: O komutan İslam hukukunda Tağut (Allah’ın otoritesine isyan edip kendisini ilahlaştıran) konumuna düşer. Kendisine ibadet edilmesinden memnun olan bir lider, İslam’daki en büyük küfür türünü işlemiş olur ve doğrudan dinden çıkar.

3. İslami Ordu Vasıfının Kaybedilmesi

Böyle bir sapkınlığın yaşandığı ordu, artık bir “İslam ordusu” olarak nitelendirilemez. İslam hukukunda, ordunun başındaki idarecilerin ve askerlerin meşruiyeti Allah’ın emirlerine bağlılıkla ölçülür. Hz. Muhammed (s.a.v.) bu konuda, “Yaratıcıya isyan olan yerde, yaratılana (komutana/lidere) itaat yoktur” buyurmuştur. Dolayısıyla, bir komutan İslam’ın açık bir hükmünü çiğneyip kendisine ibadet edilmesini isterse, askerlerin ona itaat etme zorunluluğu tamamen ortadan kalkar. İtaat edenler de suça ortak olur.

Eğer bir kısım insanlar, bir ordu içinde komutana secde edilmesi ve onun adıyla namaz kılınması gibi açık bir şirki ve küfrü gördükleri halde buna kalben dahi buğzetmiyor, aksine o orduyu övüyor ve onu bir “İslam ordusu” gibi pazarlıyorlarsa, bu durum İslam şeriatı ve akidesi açısından en tehlikeli inanç sapmalarından biri olarak kabul edilir. Bu tavrı sergileyenlerin şer’i durumu, İslam hukukundaki “şirke rıza”, “halkı aldatma (tezvir)” ve “dini tahrif etme” hükümleri çerçevesinde şu şekilde değerlendirilir:

4- Tağut Ordusunu İslam Orduru Gibi Pazarlayan

şirkin ve küfrün işlendiği (komutana secde edilen, onun adına namaz kılınan) bir askeri yapıyı gören, buna kalben buğzetmediği gibi o orduyu öven, “İslam ordusu” olarak pazarlayan ve tüm bunlara rağmen sırf maddi kazanç (maaş, ganimet, dünyevi konfor) için kendi isteğiyle orada paralı askerlik yapmaya devam eden kişinin durumu İslam şeriatı ve akidesi açısından tam bir felakettir. Bu kişi, İslam hukukundaki en ağır suçları ve sapmaları kendi şahsında toplamıştır. Onun şer’i durumu şu başlıklar altında sabittir:

Akidevi Hükmü: Şirke Hizmetkar Olmak ve Dinden Çıkmak

İslam akidesine göre, bir yerin “İslam ordusu” veya yapılan bir savaşın “cihat” olabilmesi için ilk şart, niyetin ve amelin yalnızca Allah’ın rızasını kazanmak Olmalıdır. Cihad diyerek mücahtleri kandırmak iktidara gelince Allhın dini islam Şeriatine muhalif kanun koyan Demokratik Laik bir sistemi kurmak başlı başına bir küfürdür. Kurulan bu küfür sistemini görüp o orduda kalmaya devam etmek küfürden razı olmaktır. kişiyi islamdan çıkarıp Kafir yapmaktadır.

Bu kişi, Allah’tan başkasına ibadet edilen bir yapıyı övmekle ve meşru görmekle zaten şirke rıza göstermiş ve onu tasdik etmiştir. İslam fıkhında “Küfre rıza küfür, şirke rıza şirktir” kaidesi nettir. Üstelik bu sapkınlığı övüp dini bir kılıfa sokarak halkı aldatması, onu İslam’a iftira atan bir mürted (dinden dönen) veya halis bir münafık konumuna getirir. Tevhidin ilk şartı olan “Tâğutu ve şirki reddetmek” ilkesini tamamen çiğnemiştir.

Mali ve Ameli Hükmü: Dünyalık Karşılığında Ahiretini Satmak

Bu asker, herhangi bir hayati tehlike veya zorlama (ikrah) altında değildir; ordu içinde kendi isteğiyle ve paralı (profesyonel) olarak kalmaktadır.
Sırf maaş, rütbe veya ganimet için bir şirk ordusunun fiziki gücünü (sayısını) artırmakta, silahını o sapkın komutanların emrine vermektedir. İslam fıkhında bu durum, “dünyalık menfaat karşılığında dini satmak” ($Semenen\ kalîlâ$) olarak adlandırılır. Kur’an-ı Kerim’de menfaat için hakkı gizleyen ve batıla hizmet edenler hakkında şöyle buyrulur:

“Allah’ın indirdiği kitaptan bir şeyi gizleyip de onu az bir paha ile satanlar var ya, işte onlar karınlarına ateşten başka bir şey doldurmazlar. Kıyamet günü Allah onlarla konuşmaz, onları temize çıkarmaz ve onlar için acıklı bir azap vardır.” (Bakara Suresi, 174)

Kazancının (Maaşının) Şer’i Hükmü

Şirkin kurumsallaştığı, Allah’ın şeriatının çiğnendiği ve batılın yüceltildiği bir orduda görev yaparak alınan her türlü maaş, prim veya maddi kazanç İslam hukukuna göre kesinlikle haramdır (suhuttur). Şirke ve zulme yardım ederek elde edilen kazancın fıkhen hiçbir meşruiyeti yoktur.

Savaş Hukuku Açısından Statüsü (Kolektif Sorumluluk)

İslam hukukunda (Siyer/Savaş fıkhı), sapkın veya zalim bir topluluğun ordusuna (kendi rızasıyla) katılan kişilerin bireysel olarak neye inandıklarına bakılmaz; hangi safta durduklarına bakılır. Mekke döneminde Müslüman olduğu halde hicret etmeyen ve Bedir Savaşı’nda müşrik ordusunun safında (baskı veya istekle) Müslümanlara karşı savaşa katılanlar hakkında inen ayetler bu konuda en büyük delildir. O gün müşrik ordusunun içinde öldürülenlerin durumu hakkında meleklerin “Allah’ın arzı geniş değil miydi, hicret etseydiniz ya?” diyerek onları cehennemle uyardığı sabittir (Nisâ Suresi, 97).

Kendi rızasıyla ve parası için o orduda duran kişi, o ordunun işleyeceği her türlü zulümden, dökeceği her damla kandan ve yayacağı her şirkten aynen o komutanlar gibi sorumludur. Bu kişi, bizzat eliyle komutana secde etmiyor olsa bile; kalbiyle buğz etmediği, diliyle o şirk ordusunu övdüğü ve bedeniyle/silahıyla para karşılığı o yapıya hizmet ettiği için şer’i açıdan o şirk sisteminin doğrudan bir parçası, askeri ve suç ortağıdır. İslam şeriatına göre bu kişinin Müslümanlığı düşmüştür; tövbe edip o orduyu derhal terk etmedikçe ahiretteki yeri ebedi hüsrandır.

Özetle Ordunun Şer’i Hükmü:

Böyle bir askeri yapı İslam şeriatına göre gayrimeşru, emirlerine itaat edilmesi haram olan, tevhid inancını yıkıp yerine şirki ve fütüvvet sapkınlığını koymuş bir şer odağı olarak kabul edilir. Müslüman bir askerin, Allah’tan başkasına secde edilen ve bu şirkin kurumsallaştığı bir yapının içinde (kendi rızasıyla) kalması veya o komutanların arkasında savaşa gitmesi fıkhî olarak kesinlikle caiz değildir.

https://sana.sy/tr/syria/2287675/ : Suriye Cumhurbaşkanlığı’nın 29 Ocak’taki SDG anlaşmasının uygulanmasını takip etmekle görevli temsilcisi Tuğgeneral Ziyad el-Ayş, Haseke’de SDG Komutanı Mazlum Abdi ile bir araya geldi.

Doğu Türkistan Bülteni Haber Ajansı / HABER MERKEZİ

 

“Şeriat” Vaadiyle İhanet Tiyatrosu Derinleşiyor: SDG Komutanı Çiya Kobanê Suriye Ordusuna Katıldı

 

Şeriat Söyleminden Demokratik Cumhuriyete: Türkistan İslam Partisi ve SDG Aynı Orduda

Suriye’de “Allah’ın Kanunları” Diyerek Çıktıkları Yol, Demokratik Meclis ve Rozina Lazkani ile Son Buldu!

Ayrıca Kontrol Et

Çin, Scarborough Sığlığı’nda Askeri Güç Gösterisini Artırdı: Savaş Gemileri ve Bombardıman Uçaklarıyla Yeni Gözdağı

MANILA – İşgal altında tuttuğu Doğu Türkistan’da yıllardır milyonlarca Uygur Türkünü keyfi gözaltılar, toplama kampları, …