“Çin işgali altındaki Doğu Türkistan’da maruz kaldıkları sistematik zulümden kaçarken Suriye ve Irak’taki kaos denklemine sıkışan Uygur Türkleri, küresel bir hukuk skandalının tam merkezinde yapayalnız bırakıldı. ABD koordinasyonuyla terör örgütü YPG/PKK kamplarından alınarak Irak’ın yüksek güvenlikli hücrelerine nakledilen binlerce kişinin arasında, Pekin yönetiminin hedef tahtasına koyduğu Doğu Türkistan’lı Uygur Türkü sığınmacılar da bulunuyor. İsimlerinin terör eylemleriyle anılmaması ve seslerini dünyaya duyurabilmek için hayatta kalma mücadelesi veren bu sahipsiz kitlenin en büyük trajedisi ise sahada yaşanıyor. Uygur Türklerinin sorunlarını çözmek, onlara yardımcı olmak ve Çin’e iadelerini engellemek amacıyla kurulduğu iddia edilen uluslararası çaptaki Uygur Diasporası ve Dünya Uygur Kurultayı’nın, bu kritik süreçte tamamen sessizliğe gömüldüğü ve soydaşlarını sahada kaderine terk ettiği gözlemleniyor.
Uygur Türklerinin İŞİD iddiası Tamamen Terör Örgütü PKK/YPG-SDG’ye ait. Onlar İŞİD dedi şuan İŞİD suçlaması ile yargılanıyorlar. Suçlamanın Referansı Bir Terör Örgütü. İşte gayri resmi gardiyanlardan meşru mahkemelere uzanan ve Doğu Türkistanlıların sessiz çığlığını küresel güç savaşlarının ve kurumsal vizyonsuzluğun gölgesinde bırakan o sınır aşan transfer ağının tüm perde arkası…”
Suriye’nin kuzeydoğusunda, terör örgütü YPG/PKK (SDG) kontrolündeki gayri resmi kamplarda tutulan binlerce IŞİD militanının ABD koordinasyonuyla Irak’a nakledilmesi, uluslararası hukuk ve istihbarat diplomasisinde ezberleri bozuyor. “Suriye’de yakalanan bir yabancı, suç işlemediği Irak’ta nasıl yargılanabilir?” sorusu gündemdeki yerini korurken; Irak Yüksek Yargı Konseyi’nden gelen son açıklamalar krizin küresel boyutunu gözler önüne serdi. Bağdat yönetimi, devralınan şüphelilerin tam 42 farklı ülkenin vatandaşlığını taşıdığını duyurdu.
İşte gayri resmi gardiyanlardan meşru mahkemelere uzanan ve dünyayı sarsan o sürecin detayları:
Tutuklular Irak’ta Hangi Cezaevlerine Götürülüyor?
-
Bağdat Kontrolünde Yüksek Güvenlik: İŞİD iddiası ile transfer edilen, bölgesel yönetimlerin (IKBY) denetimindeki alanlara değil, doğrudan merkezi hükümetin (Bağdat) kontrolündeki yüksek güvenlikli hapishanelere yerleştiriliyor. Süreç, Bağdat’taki Karkh Soruşturma Mahkemesi tarafından özel olarak yürütülüyor.
-
Uluslararası Finansman: Binlerce militanın tutulduğu bu cezaevlerinin temel ihtiyaç ve lojistik giderleri, Irak’ın kendi bütçesinden ziyade uluslararası koalisyon tarafından finanse ediliyor.
-
Sıfırdan Yargılama: Irak makamları, teslim alınan tüm şüpheliler hakkında “soykırım, insanlığa karşı suçlar ve kimyasal silah kullanımı” gibi ağır suçlamalarla sıfırdan resmi soruşturma başlatmış durumda.
Krizin Küresel Boyutu: Hangi Ülkeler Bu Listede?
Irak Yüksek Yargı Konseyi, devam eden soruşturmaların güvenliği gerekçesiyle 42 ülkenin tam listesini resmi olarak ilan etmedi. Ancak uluslararası mahkeme raporları, istihbarat sızıntıları ve bölgedeki transfer kayıtları, bu 42 ülkelik listenin haritasını net bir şekilde ortaya koyuyor:
-
Bölge ve Komşu Ülkeler: Suriye ve Irak (Ana gövdeyi oluşturan grup), Türkiye (Ebu Ubeyde kod adlı İlyas Aydın gibi kritik isimler), Tunus, Suudi Arabistan, Fas, Mısır ve Ürdün.
-
Orta Asya ve Kafkasya: Doğu Türkistanlı Uygur Türkleri, Tacikistan, Kazakistan, Özbekistan ve Rusya (Özellikle Dağıstan ve Çeçenistan kökenli militanlar).
-
Avrupa ve Batı Dünyası: Fransa, İngiltere, Almanya, Belçika, Hollanda, Avustralya ve ABD. (Kendi vatandaşlarını geri almayı reddeden ve “sorumluluğu Irak’a off-shore eden” ülkeler).
Suçlamaların Hukuki Dayanağı Ne?
Suriye sınırları dışında yakalanan yabancıların Irak mahkemelerinde yargılanabilmesi, uluslararası ceza hukukunun iki temel istisnasına dayandırılıyor:
-
Koruyucu Yetki İlkesi: IŞİD’in eylemleri Irak’ın ulusal güvenliğini ve toprak bütünlüğünü doğrudan tehdit ettiği için, suç yurt dışında işlense dahi Irak’ın bu kişileri yargılama yetkisi doğuyor. Irak yasalarına göre bu suçların karşılığı idam ya da müebbet hapistir.
-
Evrensellik İlkesi: Örgütün işlediği insanlığa karşı suçlar ve savaş suçları, “evrensel yargı yetkisi” kapsamında değerlendiriliyor. Bu da dünyanın neresinde yakalanırsa yakalansın, yetkin bir meşru devletin bu kişileri yargılamasının önünü açıyor.
IŞİD’li Olduklarının Tespitini Kim, Nasıl Yaptı?
Haberin en kritik damarı ise suçlamaların odağındaki isimlerin tescili. Uluslararası hukuka göre bir terör örgütü olan YPG/PKK’nın (SDG) tek taraflı iddiaları meşru bir mahkemede delil kabul edilmediği için, tespit süreci tamamen meşru devletlerin kontrolünde yürütülüyor: Bu tutuklular Kime göre İŞİD, neye göre ? Terör Örgütü PKK/YPG’ye SDG”ye Göre mi İŞİD ? Bu kararı kim verecek ? Suriye’de Esad, Rusya, Lübnan ve Irak ile beraber 15 yııl savaşan ve Milyonlarca Suriye’li yi öldüren İnsanlara işkence ve tecavüz eden arabaların arkasına bağlayıp sürükleyen, Esad benim ilahımdır diye zorla tutuklulara söyleten, diri diri toprağa gömen bir terör örgütünün suçlamasına göre mi bu insanların İŞİD olduğuna karar verilecek ? Uluslararası Hukuk nerede ? Kim bu mazlumların esirlerin haklarını savunacak ?
Irak’a Teslim Edilen Uygur Türkleri, Doğu Türkistandaki Çin işgalinden kaçmış, sığınacak bir liman ararken Suriye’ye gitmiş, bugün kurulan Suriye Hükümetinden binlerce Uygur Savaşçı Tüm dünyanın kabul ettiği Suriye Devletinin resmi askerleridir. Burada hasbel kader yakalanmış ve İŞİD diye yaftalanmış. Söz konusu bu Uygur Türkleri hayatı boyunca IRAK’a ayak basmamış. Suriye’de yakalanan bir Uygur hiç suç işlemediği ve ayak basmadığı IRAK topraklarında nasıl yargılanabilir, Uluslararası hukuk bunun neresinde ? Suriye’de Terör Örgütü PKK/YPG tarafından esir alınan ve Suriye’nin iç kesimlerine götürülüp İŞİD diye pazarlanan Uygur Türkleri’nin İŞİD olmadığının tespiti hangi Uluslararası merci tarafından yapılacak ? Neden Bu Uygur Türkleri Dünyanın kabul ettiği yeni kurulan Demokratik Suriye Arap Cumhuriyet’ne teslim edilmiyor ? Ahmet Şara önderliğindeki Yeni Suriye devletinden tutuklanan Doğu Türkistan’lı Uygur Türkleri Uluslararası Hukuka göre Suriye’ye teslim edilebilir. Ahmet Şara bu talepte bulundu mu ? Bulunmadıysa neden bulunmadı ? Demokratik Suriye Devleti içinde binlerce resmi Uygur Askerler bulunmaktadır. Irak’a teslim edilen Uygur Türkleri Suriye’ye aittir, Suriye’nin askerleridir.
Peki yarın dünyanın farklı ülkelerinde Tayland, Malezya, Mısır aklınıza neresi gelirse yakalanan Uygur Türkleri bunlar DAEŞ diyerek Çin’e teslim edilmek istense ve Irak örneği bu teslimde gösterilse kim ne yapabilir. Uluslararası Hukuk buna nasıl cevap verebilir. Uygur Türklerinin Çin’e teslim edilmesinin önünü açmaz mı ?
-
Biyometrik Filtre (CENTCOM): Şüphelilerin parmak izleri, göz (iris) taramaları ve yüz tanıma verileri ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) tarafından alınıyor. Bu veriler, IŞİD’in aktif dönemine ait küresel arşiv belgeleri, maaş listeleri ve personel kayıtlarıyla eşleştiriliyor.
-
Bölgesel İstihbarat Ağı: Türkiye ve bölge ülkelerinin istihbarat servisleri, ABD koordinasyonundaki kamplarda bizzat incelemeler yaparak şüphelilerin kimliklerini parmak izi ve sorgu yoluyla netleştiriyor.
-
PKK’nın Rolü Sadece “Gardiyanlık”: YPG/PKK bu mekanizmada bir yargı veya suç tespit mercii değil; yalnızca ABD’nin lojistik desteğiyle o insanları fiziksel olarak elinde tutan bir “gardiyan” pozisyonunda yer alıyor. Irak makamları, iç hukuktaki yasal gereklilikler ve yargılama süreçleri tamamen bitene kadar hiçbir yabancı teröristin kendi ülkesine iade edilmeyeceğini net bir dille belirtiyor.
Transferin Lojistik Gücü: ABD Bu Yetkiyi Nereden Alıyor?
Operasyonun lojistik ve fiziki nakil ayağını tamamen ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) üstleniyor. ABD’nin egemenlik sınırlarını aşan bu transfer yetkisinin arkasında fiili ve hukuki dayanaklar bulunuyor:
-
BM Güvenlik Konseyi Kararları: ABD, askeri varlığını ve operasyonlarını BMGK’nın IŞİD ile mücadeleye yönelik 2170, 2178 ve 2249 sayılı kararlarına dayandırıyor. Bu kararlar, üye devletlere yabancı terörist savaşçıları etkisiz hale getirme ve adalet önüne çıkarma konusunda “gerekli tüm önlemleri alma” yetkisi veriyor.
-
Irak Hükümetinin Resmi Daveti: Süreç tamamen Irak merkezi hükümetinin rızası, resmi talebi ve onayıyla yapılıyor. Irak, meşru bir devlet olarak kendi sınırları içerisinde kimlerin yargılanacağına karar verme hakkına sahip olduğundan, ABD yetkiyi ev sahibi devletin egemenlik onayından alıyor.
-
Suriye Sahasındaki Fiili Durum (De Facto Yetki): Suriye tarafında ise hukuki değil, tamamen askeri ve fiili bir durum söz konusu. Meşru hükümetin otorite boşluğundan yararlanan ABD, kampları elinde tutan SDG (YPG/PKK) üzerindeki tam askeri kontrolü sayesinde de facto bir nakil koridoru işletiyor.
Irak Neden Bilgileri Açıklamıyor ve Kim Denetliyor?
Irak’ın, devraldığı militanların kimliklerini ve hukuki durumlarını kamuoyundan gizlemesi, 42 ülke ile yaşanabilecek olası diplomatik krizleri önleme ve IŞİD’in cezaevlerine yönelik olası firar/baskın stratejilerini boşa çıkarma amacını taşıyor. Süreci bir pazarlık aracı olarak sessiz yürütmeyi tercih eden Bağdat yönetimi, veri güvenliğini en üst düzeyde tutuyor.
Öte yandan süreç tamamen denetimsiz değil; askeri ve istihbari denetim mekanizmaları perde arkasından işliyor:
-
CENTCOM Takibi: Fiziksel transferi yapan ABD öncülüğündeki koalisyon, şüphelilerin biyometrik verileri üzerinden cezaevlerindeki mevcudiyetini dijital olarak takip ediyor.
-
BM ve İzleme Komiteleri: BM Terörle Mücadele İcra Direktörlüğü (CTED) ve BM Irak Yardım Misyonu (UNAMI), Irak’taki yargılamaları ve cezaevi koşullarını periyodik olarak raporluyor. Gazze’de hiç bir şey yapamayan BM, Irak’da ne kadar yapabilir ? Ne kadar güvenilir. Sonuçta İsrail, BM’nin gözleri önünde binlerce Filistin’li kadın ve çocuk öldürdü hala da öldürmeye devam ediyor. Gazze’de görevini yapamayan sözünü geçiremeyen BM, Irak”da ne kadar görevini yapabilir.
-
Kızılhaç (ICRC) Ziyaretleri: Uluslararası Kızılhaç Komitesi, mahkumların insani durumlarını yerinde inceleme yetkisine sahip. Raporlar kamuoyuna açıklanmasa da devletler arası düzeyde ihlalleri engelleyen koruyucu bir işlev görüyor. Yine aynı Filistin’de ve İsrail’de tutuklular hakkında rapor hazırlayamayan, işkenceyi engelleyemeyen Kızılhaç, Irak’da neyi ne kadar yapabilir ? Güvenilirliğini yitirmiş bir kurum.
Madalyonun En Karanlık Yüzü: Ebu Gureyb Hafızası ve ‘Sessizlik Duvarı’
Irak’a nakledilen yabancı militanlar ve aileleriyle ilgili sürecin kamuoyundan saklanan en hassas boyutu ise cezaevlerindeki insani krizdir. 2003 yılındaki ABD işgalinin ardından Ebu Gureyb Cezaevi’nde Amerikan askerleri tarafından Iraklı tutuklulara uygulanan sistematik işkence, tecavüz ve insanlık dışı muamelelerin fotoğraflarla dünya medyasına yansıması, küresel hafızada silinmez bir kara leke olarak durmaktadır. Bugün de Irak hapishanelerinin tescilli kötü şöhreti, benzer endişeleri canlı tutmaktadır.
Şimdi Dünyada işkence ile tescilli, köpekler tarafından tecavüze uğrayan, Iraklı askerler tarafından elektrik tecavüz ve çeşitli işkenceler yapılan bir hapishanede alınan ifadeler ne kadar sağlıklı olabilir ki ? Neden daha temiz işkence ile anılmayan daha çok insan hakları barındıran devletlerde bu ifade alınmıyor ? İşkence altında alınan ifadeler ve verilen cezalar. Bu Dünyanın önünde bir utanç olarak duruyor.
Günümüzde Rusafa ve Karkh gibi yüksek güvenlikli merkezlerde tutulan, aralarında Türk vatandaşlarının da bulunduğu binlerce tutuklunun akıbeti hakkında uluslararası insan hakları örgütlerinin (Human Rights Watch & Uluslararası Af Örgütü) raporları şu karanlık tabloyu çizmektedir:
-
Sistematik Kötü Muamele ve İşkence: Terör şüphelileri yargılama öncesinde ağır fiziksel şiddete, hortumla dövülmeye, askıya alınmaya ve elektrik verilerek suç itirafına zorlanmaktadır.
-
Adil Yargılanma Hakkının Yok Sayılması: Irak mahkemelerinde terör suçlamasıyla yürütülen davalar bazen sadece birkaç dakika sürmekte, sanıklar etkili bir savunma hakkı bulamadan doğrudan idam ya da müebbet hapis cezalarına çarptırılmaktadır.
-
Kadınlar ve Çocuklar Üzerindeki Baskı: Cezaevlerinde tutulan yabancı uyruklu kadınlar ve çocukların aşırı kalabalık hücrelerde, yetersiz beslenme, hijyen yoksunluğu ve her türlü fiziki/psikolojik şiddet altında hayatta kalmaya çalıştığı uluslararası gözlemcilerce tescil edilmiştir.
Türkiye’nin “Görünmez” Diplomasisi Türk kamuoyunun ve ailelerin bu tutuklulardan somut bir haber alamamasının ana nedeni, Bağdat ve Washington yönetimlerinin ördüğü katı “istihbari gizlilik duvarı” ve Irak Adalet Bakanlığı’nın karartma politikasıdır. Türkiye Cumhuriyeti birimleri (MİT, Emniyet ve Dışişleri) sahada kendi vatandaşlarının, özellikle de suça karışmamış çocukların ve kandırılarak götürülmüş kadınların tespiti için DNA testleri ve perde arkası diplomatik müzakereler yürütmektedir. Suça bizzat karışan militanlar için Irak yargısının verdiği cezalar (idam dahil) engellenemezken; suça karışmayan kadın ve çocukların iadesi (repatriation) için yürütülen süreç, bürokratik engeller ve güvenlik karartmaları nedeniyle son derece yavaş ilerlemektedir.
Uygur Türkleri İçin Çin Tehdidi ve Uluslararası Hukukun ‘Kırmızı Çizgisi’
Sürecin gizemli ve en tehlikeli kırılma noktalarından biri de Suriye’deki el-Hol ve Güveyran gibi kamplardan Irak hücrelerine taşınan Doğu Türkistan kökenli Uygur Türklerinin hukuki akıbetidir. Uluslararası ceza ve mülteci hukukunun en esnetilemez kurallarından biri olan “Non-Refoulement” (Geri Göndermeme İlkesi); bir kişinin suç niteliği ne olursa olsun, işkence göreceği veya öldürüleceği kesin olan bir ülkeye iade edilmesini kesin bir dille yasaklar. Irak’ın da imzacısı olduğu BM İşkenceye Karşı Sözleşme’nin 3. maddesi bu konuda devletlere net bir yükümlülük yüklemektedir.
Ancak Pekin yönetiminin “terörle mücadele” kisvesi altında Doğu Türkistan’da uyguladığı asimilasyon ve toplama kampı politikaları dünya gündemindeyken, Irak cezaevlerindeki Uygur kökenli tutukluların varlığı büyük bir diplomatik krize gebedir. Çin’in Bağdat üzerindeki ekonomik ve siyasi nüfuzunu (özellikle petrol ticareti ve altyapı yatırımları) kullanarak bu kişilerin kendisine “terörist” sıfatıyla iade edilmesini talep etmesi durumunda, tutukluların adil bir yargılama olmaksızın idam edilmesi kaçınılmaz bir son olarak değerlendirilmektedir.
Bu durum, operasyonun lojistik mimarı olan ve Çin’in Uygur politikalarını resmi düzeyde sert bir dille eleştiren ABD’yi (CENTCOM) de doğrudan bağlamaktadır. Militanları YPG/PKK’dan teslim alıp fiziksel transferi gerçekleştiren güç olan Washington, bu kişileri şeffaf olmayan ve Çin nüfuzuna açık bir “gri alana” sevk ettiği için uluslararası mülteci hukuku ve insan hakları ihlallerinden zincirleme olarak sorumlu konumuna gelmektedir.
Editoryal Yorum / Analiz: Bu durum, uluslararası ilişkilerde nadir görülen bir “hukuki formül” arayışını gözler önüne seriyor. Batılı ülkelerin kendi vatandaşı olan radikal unsurları geri almayı reddettiği bir denklemde; ABD öncülüğündeki koalisyon, “saatli bomba” olarak görülen bu 42 farklı milletten militanı meşru bir devlet yapısı altında eritmek için en pratik adres olarak Irak’ı görüyor. Ancak bu süreç, Ebu Gureyb hafızasını taşıyan Irak hapishanelerinde insan hakları, adil yargılanma ve şeffaflık ilkelerinin tamamen göz ardı edildiği, Uygur Türkleri örneğinde olduğu gibi küresel güç savaşlarının gölgesinde kalan derin bir insani krizi de beraberinde getiriyor.

Doğu Türkistan Bülteni Haber Ajansı / HABER MERKEZİ
Kaynakça ve Referanslar
-
Human Rights Watch (İnsan Hakları İzleme Örgütü) Raporları Irak’taki yüksek güvenlikli cezaevlerinde yürütülen IŞİD yargılamaları, adil yargılanma hakkı ihlalleri, işkence iddiaları ve kamplardaki yabancı uyrukluların durumuna dair kapsamlı saha raporları ve yasal analizler.
-
Amnesty International (Uluslararası Af Örgütü) Suriye’nin kuzeydoğusundaki el-Hol ve Güveyran gibi kamplardan yapılan nakillerin insani boyutu, Ebu Gureyb hafızası ekseninde Irak cezaevlerindeki kötü muameleler ve Uygur Türkleri gibi risk altındaki grupların maruz kaldığı yasal tehditler.
-
United Nations (Birleşmiş Milletler) Resmi Belgeleri BM Irak Yardım Misyonu (UNAMI) ve BM Terörle Mücadele İcra Direktörlüğü’nün (CTED) terör şüphelilerinin iadesi, yargı süreçlerindeki şeffaflık ve “Geri Göndermeme İlkesi” (Non-Refoulement) kapsamındaki resmi bildiri ve kararları.
-
International Committee of the Red Cross (ICRC – Uluslararası Kızılhaç Komitesi) Irak’taki Rusafa ve Karkh gibi yüksek güvenlikli cezaevlerinde tutulan yabancı mahkumların insani durumlarını, aile bağlarını ve alıkonulma koşullarını denetleyen resmi uluslararası merci.
Doğu Türkistan Haberleri – Son Dakika – Uygur Haber Ajansı Doğu Türkistan Haberleri ve Çin haberleri; toplama kampları, istihbarat savaşları, İnterpol suiistimalleri, sınır ötesi Uygur avı ve küresel PSC tehdidi analizleri.