Pazartesi , Temmuz 20 2026
Son Dakika Haberleri

REJİMİN KANLI DİYETİ: Suriye’de HTŞ ve TİP Ortaklığında “Kayıp” Yabancı Savaşçıların Küresel Pazarlığı!

ŞAM / İDLİB – Suriye sahasında Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) ve Türkistan İslam Partisi (TİP) ortaklığıyla kurulan Demokratik Suriye Arap Cumhuriyeti, arkasında uluslararası istihbarat servisleriyle kapalı kapılar ardında yürütülen kirli bir tasfiye barındırıyor. Yeni nizamın kurulmasıyla birlikte HTŞ lideri Ahmed el-Şara’nın Cumhurbaşkanı, TİP lideri Abdulaziz Davutov’un ise General rütbesi aldığı bu yeni rejim; meşruiyet ve finansman (Fransa) koparmak adına dün omuz omuza savaştığı yabancı savaşçıları, alimleri ve dini otoriteleri tutukluyor, kaçırıyor ve kaybediyor.

Türkistan İslam Partisi Fetva Emiri Ramazan Damolla ve Damadı İmran İnfaz mı Edildi?

Bu kirli tasfiye operasyonlarının son ve en çarpıcı kurbanları, Türkistan İslam Partisi’nin Şerri Kadısı ve eski Fetva Emiri Ramazan Damolla ile damadı İmran oldu. Sahadan gelen istihbarat ve güvenlik kaynaklarının raporlarına göre; kurulan demokratik yönetimi ve Ahmed el-Şara’nın otoritesini dini gerekçelerle reddeden Ramazan Damolla ve damadı İmran, General Abdulaziz Davutov’un emriyle kaçırıldı.

Abdulaziz Davutov, yakın bir zamanda Türkistan İslam Partisi Suriye Naib Emiri Tuba Lamolla’nın da kendisine ve Suriye Yönetimine karşı anti demokratik tavır sergilemesi ile yanına aldığı 20 Uygur silahlı savaşçı ile Merkezini basmış, Tuba Lamolla’nın Afganistan’a gitmesi veya Ahmed Şara’ya Biat etmesi konusunda baskıda bulunmuştu.

Ramazan Damolla ve damadı İmran’ın da, rejimin baskı ve tehditlerine boyun eğmeyerek yeni rejimi tanımamakta direndiği Kurulan Demokratik devletin küfür olduğunu itaat edenin Kafir olacağını belirtmeleri sebebi ile önce tutuklandı, Abdulaziz Davutov dikkatleri kendi üzerine çekmemek için serbest bıraktıktan sonra kaçırdığı güvenilir saha kaynaklarından gelen bilgilerle doğrulandı. Ramazan Damolla ve İmran’ın öldürülmüş olabileceğinden ciddi biçimde şüphe ediliyor. Bu kanlı cinayetlerin ve kaybetme politikasının bir numaralı siyasi sorumlusu olarak ise Abdulaziz Davutov‘dan sonra bizzat Cumhurbaşkanlığı koltuğundaki Ahmed el-Şara gösteriliyor.

İlk Değil: Özbek Savaşçılardan sonra Fransız Savaşçılar da Paris Masasında Satıldı!

Ahmed el-Şara ve Abdulaziz Davutov ikilisinin bu “kaybetme ve infaz” stratejisi sadece Uygur savaşçılarla sınırlı değil. Yakın tarihte de benzer biat politikalarına boyun eğmeyen Özbek ve Fransız mücahit gruplar gece yarısı baskınlarıyla zindanlara atılmış, ağır işkencelerden geçirilerek tamamen izole edilmişti. Bu tutuklulardan aylardır hiçbir haber alınamıyor ve akıbetleri meçhule gömülmüş durumda.

Suriye Resmi Haber Ajansı (SANA) tarafından da ifşa edilen resmi ekonomi raporları ve kurumsal belgeler, Fransız Savaşçılarının tasfiyesinin arkasındaki küresel pazarlığı tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor:

  • Fransa ile Kirli El Sıkışma: Suriye Maliye Bakanı Muhammed Yusr Berniye ile Fransa’nın Şam Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Jean-Baptiste Faivre arasında yürütülen resmi görüşmeler, sahada dökülen kanın Paris’teki masalarda finansal bir kazanca dönüştürüldüğünü tescilledi.

  • Fransız İstihbaratına (DGSE) Diyet: Fransa’dan teknik destek, kurumsal kapasite geliştirme programları ve mali fon akışı koparmak isteyen Şara-Davutov yönetimi, Paris’in sahadaki kendi vatandaşı olan muhalif savaşçıları tasfiye etme talebini harfiyen yerine getirdi.

  • Ödül Koltuğu: Bu kanlı ihanetin ödülü olarak Suriye Maliye Bakanı, Fransa’nın özel davetiyle Paris’teki G7 Maliye Bakanları toplantısına katılarak Dünya Bankası ve IMF direktörleriyle aynı masaya oturtuldu.

“İkna, Tehdit veya Ölüm” Çarkı Nasıl İşliyor?

Saha kaynaklarının aktardığına göre Şara ve Davutov ikilisinin otonom grupları ve alimleri tasfiye mekanizması şu sinsi adımlarla ilerliyor:

  1. Yalnızlaştırma ve Medya Ambargosu: Hedef alınan gruplar veya alimler önce lojistik olarak sıkıştırılıyor ve medya eliyle “aşırılıkçı” yaftası vurularak yalnızlaştırılıyor.

  2. Baskın ve Tutuklama: Gece yarısı operasyonlarıyla yeni kurulan hükümetin kolluk güçleri tarafından kaçırılarak hücrelere atılıyorlar.

  3. Tehdit veya Sistematik Kaybedilme: Sorguda veya baskı altında yeni demokratik yönetime biat edenler tehdit edilerek serbest bırakılıyor ve sıkı takibe alınıyor. Ancak Ramazan Damolla ve damadı İmran gibi dik duran, taviz vermeyen isimler ise serbest bırakılmış süsü verilerek karanlık operasyonlarla “kaybediliyor” ve infaz ediliyor.

Sonuç: Koltuk ve Para Uğruna Sırtından Bıçaklanan Mücahitler

Dün “cihat” ve “ortak mücadele” adı altında Suriye sahasına davet edilen yabancı savaşçılar ve ümmetin alimleri; bugün Ahmed el-Şara’nın sahte cumhuriyetine uluslararası meşruiyet sağlamak ve Abdulaziz Davutov’un omuzundaki General rütbesini korumak için sömürgeci Batı istihbaratlarına kurban ediliyor.

Ramazan Damolla, damadı İmran, Özbek ve Fransız mücahitlerin kanı üzerinde yükselen bu yeni “Demokratik Arap Cumhuriyeti”, Suriye iç savaş tarihinin en büyük ve en kanlı kurumsal ihanet koridoru olarak kayıtlara geçiyor.

Doğu Türkistan Bülteni Haber Ajansı / HABER MERKEZİ

Ayrıca Kontrol Et

SDG Kamplarından Irak Hücrelerine: Sınır Aşan IŞİD Yargılamalarının Perde Arkası ve Uygur Türkleri

“Çin işgali altındaki Doğu Türkistan’da maruz kaldıkları sistematik zulümden kaçarken Suriye ve Irak’taki kaos denklemine …