Pazartesi , Ağustos 17 2026
Son Dakika Haberleri

10 Yıl Sonra Gelen Acı Haber: Uygur Aktivist Ilshat Hassan Kokbore Annesinin Vefatını Yıllar Sonra Öğrendi

Doğu Türkistan’daki yoğun bilgi karartması ve aileler üzerindeki iletişim kısıtlamaları nedeniyle yaklaşık on yıl boyunca annesinden haber alamayan Uygur aktivist Ilshat Hassan Kokbore, beklediği telefonun hiç gelmediğini, yıllar sonra ise annesinin hayatını kaybettiği haberini aldığını açıkladı. Kokbore’nin kaleme aldığı duygu yüklü veda mesajı, ayrılık, belirsizlik ve aile bağlarının koparılmasına ilişkin uluslararası tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

10 Yıl Süren Sessizlik Acı Bir Haberle Son Buldu

ABD’de yaşayan Uygur aktivist Ilshat Hassan Kokbore, annesiyle son kez 2016 yılının Ağustos ayında telefonda konuştuğunu ve o tarihten sonra kendisinden hiçbir haber alamadığını açıkladı. Kokbore, yıllar boyunca annesine ulaşabilmek için farklı yollar denediğini ancak tüm girişimlerinin sonuçsuz kaldığını belirtti.

Kokbore’nin aktardığına göre, 2017 yılında Çin yönetiminin Doğu Türkistan’da güvenlik politikalarını önemli ölçüde sertleştirmesiyle birlikte annesinin akıbetine ilişkin endişeleri giderek arttı. Uygur, Kazak, Hui ve Han Çinlisi tanıdıkları aracılığıyla bilgi edinmeye çalıştığını ifade eden Kokbore, buna rağmen annesine dair doğrulanabilir hiçbir bilgiye ulaşamadığını söyledi.

Aktivist, yıllar boyunca yalnızca annesinin hayatta olup olmadığını öğrenebilmek için çaba gösterdiğini, ancak bu süreçte ciddi bir bilgi duvarıyla karşılaştığını dile getirdi.

“Kimse Konuşmaya Cesaret Edemedi”

Ilshat Hassan Kokbore, annesi hakkında bilgi almaya çalışan kişilerin dahi baskıyla karşılaştığını öne sürdü.

Kendi anlatımına göre bazı tanıdıkları, annesi hakkında soru sormanın çevrede büyük risk oluşturduğunu, yakın akrabaların bile bu konuda konuşmaktan çekindiğini aktardı. Başka bir kişinin ise annesi hakkında bilgi toplamaya çalışmasının ardından Hami’de güvenlik birimleri tarafından saatlerce sorgulandığını öğrendiğini ifade etti.

Bu gelişmelerin ardından annesine ulaşma çabalarının neredeyse tamamen imkânsız hâle geldiğini belirten Kokbore, uzun süre boyunca tek tesellisinin “haber alınamamasının kötü bir gelişme olmadığı” yönündeki umut olduğunu söyledi.

Bir Telefon Bekleyişi On Yıl Boyunca Sürdü

Kokbore, yıllar boyunca telefonunun çalacağı ve annesinin sesini yeniden duyacağı umudunu hiç kaybetmediğini ifade etti.

Annesinin kendisine çocukluğundan beri söylediği, “Sen benim şahinimsin; çok yükseklere çıkacak ve çok uzaklara uçacaksın.” sözlerini her zaman hatırladığını belirten Kokbore, en büyük hayallerinden birinin de küçük kızının büyükannesiyle konuşabilmesi olduğunu anlattı.

Ancak geçen yıllar boyunca umut, belirsizlik ve hayal kırıklığı birbirini izledi. Aktivist, annesiyle iletişimin kesilmesinin üzerinden yaklaşık on yıl geçtiğini fark ettiğinde, bekleyişin psikolojik yükünün daha da ağırlaştığını ifade etti.

Peş Peşe Gelen Rüyalar Kaygısını Artırdı

Kokbore, bu yılın Mayıs ayından itibaren annesini neredeyse her gece rüyasında görmeye başladığını söyledi.

Annesinin yüzünün ve sesinin sürekli zihninde canlandığını belirten aktivist, bunun kendisinde açıklayamadığı güçlü bir endişe oluşturduğunu ifade etti. Günlük yaşamına odaklanmakta zorlandığını, okuyamadığını ve yazamadığını belirten Kokbore, içinde tarif edemediği ağır bir sıkıntı hissettiğini dile getirdi.

Haziran ayı başlarında gördüğü bir rüyada annesini küçük bir derenin karşı kıyısında gördüğünü anlatan Kokbore, ona ulaşmaya çalışmasına rağmen aralarındaki mesafeyi kapatamadığını ve annesine dokunamadan uyandığını söyledi. Bu rüyanın ardından içindeki kaygının daha da arttığını belirtti.

Belirsizlik Yerini Korkuya Bıraktı

Rüyaların ardından günler boyunca huzursuzluk yaşadığını anlatan Kokbore, eşine annesiyle ilgili kötü bir his taşıdığını söylediğini aktardı.

Yakınlarının kendisini teselli etmeye çalışmasına rağmen içindeki endişenin dinmediğini ifade eden aktivist, hayatının en ağır bekleyişlerinden birini yaşadığını ve açıklayamadığı bir hissin kendisini sürekli annesine dair kötü bir haber geleceği düşüncesine sürüklediğini belirtti.

Bu süreç, 11 Haziran sabahı telefonuna gelen beklenmedik bir WhatsApp mesajıyla farklı bir döneme girecekti.

Beklenen Mesaj Acı Haberi Getirdi

11 Haziran sabahı telefonuna gelen bir WhatsApp mesajı, Ilshat Hassan Kokbore’nin yıllardır korkuyla beklediği gerçeği ortaya çıkardı. Mesaj, Türkiye’de yaşayan ve uzun süredir görüşmediği bir akrabasından geliyordu.

Kokbore, mesajı gördüğü anda konunun annesiyle ilgili olduğunu hissettiğini belirtti. Kısa yazışmanın ardından akrabasını telefonla arayan aktivist, uzun süren sessizliğin ardından annesinin hayatını kaybettiği haberini aldı.

Akrabasının aktardığı bilgilere göre annesi, 8 Haziran’da Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi sınırları içerisindeki Kuytun kentinde yaşamını yitirdi. Cenazesinin ise yetkililerin talimatıyla Hami’ye götürülerek burada defnedildiği bilgisi paylaşıldı. Bu bilgilerin aile bireyleriyle iki kez teyit edildiği de ifade edildi.

Yaklaşık on yıl boyunca annesinden tek bir haber almayı bekleyen Kokbore için ulaşan ilk doğrulanmış bilgi, annesinin vefatı oldu.

Gıyabi Cenaze Namazı Kılındı

Annesinin ölüm haberini aldıktan sonra Uygur toplumu ile bir araya gelen Kokbore, yerel bir camide annesi için gıyabi cenaze namazı kılındığını açıkladı.

İlk günlerde yaşadığı duygusal sarsıntının etkisinden çıkamadığını ifade eden aktivist, annesinin gerçekten hayatını kaybettiğine uzun süre inanmak istemediğini söyledi. İçinde hâlâ yanlış bir bilgilendirme yapılmış olabileceğine dair küçük de olsa bir umut taşıdığını dile getirdi.

Bir hafta sonra ise dostları evinde toplanarak annesinin ruhu için Kur’an-ı Kerim okudu ve dua etti.

“Yıllarca Beklediğim Tek Haber Onun Vefatı Oldu”

Yakın çevresine yaptığı konuşmada Kokbore, yıllardır annesinden gelecek herhangi bir haberi beklediğini, ancak sonunda aldığı tek haberin ölüm haberi olduğunu söyledi.

Annesinin hayatı boyunca hem kendisi hem de ailesi için büyük fedakârlıklar yaptığını ifade eden Kokbore, artık annesinin baskı, tehdit ve korkularla yaşamak zorunda kalmayacağını belirtti.

Konuşmasında, annesinin geride bıraktığı en büyük mirasın sevgi, sabır ve umut olduğunu vurgulayan aktivist, dostlarından annesi için dua etmelerini istedi.

“Anne, Sana Geri Dönemedim”

Kokbore’nin kamuoyuyla paylaştığı veda mesajının en dikkat çeken bölümü ise annesine doğrudan hitap ettiği satırlar oldu.

Yıllar boyunca okyanusları ve kıtaları aşmasına rağmen annesine bir kez daha sarılamadığını belirten Kokbore, son kez elini tutma ve “Anne” diye seslenme fırsatı bulamadığını dile getirdi.

Çocukluğundan beri annesinin kendisine söylediği “Sen benim şahinimsin; çok yükseklere çıkacak ve çok uzaklara uçacaksın.” sözlerini hatırlatan aktivist, bugün ulaştığı tüm başarılara rağmen annesine geri dönememiş olmasının hayatındaki en büyük acılardan biri olduğunu ifade etti.

Mesajını, annesi için Allah’tan rahmet dileyerek ve bir gün yeniden kavuşma duasıyla tamamladı.

Sonuç

Ilshat Hassan Kokbore’nin kaleme aldığı bu veda metni, yalnızca bir annenin ardından yazılmış kişisel bir ağıt olmanın ötesinde, uzun yıllar ailelerinden haber alamayan çok sayıda Uygur ailenin yaşadığı belirsizliği ve insani dramı gözler önüne seren bir tanıklık niteliği taşıyor.

Uluslararası insan hakları kuruluşları uzun süredir Doğu Türkistan’da aile bağlarının kopmasına, iletişim kısıtlamalarına, keyfi gözaltılara ve diaspora Uygurlarının yakınlarına ulaşmakta yaşadığı zorluklara ilişkin raporlar yayımlıyor. Kokbore’nin anlattıkları da bu daha geniş tartışmaların bireysel bir örneği olarak değerlendiriliyor.

Annesinden yaklaşık on yıl boyunca haber alamayan bir evladın, beklediği ilk doğrulanmış bilginin ölüm haberi olması ise Doğu Türkistan’daki iletişim kopukluğunun insani boyutunu bir kez daha uluslararası kamuoyunun gündemine taşıdı.

Analiz | Diaspora Uygurlarının Ortak Hikâyesi

Ilshat Hassan Kokbore’nin yaşadıkları münferit bir olay olarak değerlendirilmiyor. Son yıllarda çok sayıda Uygur diaspora mensubu, Çin’deki aile bireyleriyle iletişim kuramadıklarını, uzun süre yakınlarının akıbetinden habersiz kaldıklarını ve bilgi edinmeye çalışan kişilerin çeşitli baskılarla karşılaştığını dile getiriyor.

Uluslararası kuruluşlar tarafından yayımlanan raporlarda da iletişim kısıtlamalarının, aile birleşmesi hakkının ve temel insan haklarının önemli tartışma başlıkları arasında yer aldığı belirtiliyor.

Kokbore’nin “Elveda Anne” başlıklı veda mesajı, yalnızca kişisel bir yas metni değil; yıllarca belirsizlik içinde yaşayan binlerce Uygur ailenin ortak hafızasını yansıtan sembolik bir anlatı olarak öne çıkıyor.

Doğu Türkistan Bülteni Haber Ajansı / HABER MERKEZİ

 

Ayrıca Kontrol Et

Çin Kamplarından Kurtulan Uygur Anne Konuştu: “Bebeğimin Cesedini Günlerce Kucağımda Tuttum”

İşkence, kayıp, psikolojik travma ve sistematik baskı iddiaları… Çin’in Sincan bölgesindeki gözaltı kamplarından sağ kurtulduğunu …