Çarşamba , Mayıs 20 2026
Çin’in Sincan bölgesindeki gözaltı kamplarından sağ kurtulduğunu söyleyen Uygur anne Mihrigul Tursun, yaşadığı işkenceyi, çocuklarından zorla ayrılışını ve bebeğinin ölümünü anlatarak dünya kamuoyuna çağrıda bulundu.

Çin Kamplarından Kurtulan Uygur Anne Konuştu: “Bebeğimin Cesedini Günlerce Kucağımda Tuttum”

İşkence, kayıp, psikolojik travma ve sistematik baskı iddiaları… Çin’in Sincan bölgesindeki gözaltı kamplarından sağ kurtulduğunu söyleyen Uygur anne Mihrigul Tursun, yaşadıklarını anlatarak dünya kamuoyuna çağrıda bulundu.

Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde yaşandığı iddia edilen insan hakları ihlalleri yeniden dünya gündemine taşındı. Çin’deki gözaltı kamplarından sağ kurtulduğunu söyleyen Uygur anne Mihrigul Tursun, yaşadığı ağır işkence, gözaltı ve aile trajedisini anlatarak uluslararası topluma çağrıda bulundu.

ABD’nin başkenti Washington’da konuşan Tursun, 2015 yılında yeni doğan üçüz bebekleriyle birlikte Çin’e döndükten sonra gözaltına alındığını, çocuklarından zorla ayrıldığını ve ağır işkencelere maruz kaldığını söyledi.

Tursun’un anlatımına göre kabus, Pekin Havalimanı’na iniş yaptıktan hemen sonra başladı. Polis olduklarını söyleyen görevliler tarafından çocuklarından ayrıldığını belirten Uygur anne, saatler süren sorguların ardından elleri kelepçelenerek Sincan’daki bir gözaltı merkezine götürüldüğünü ifade etti.

“Bebeğimin Ölüm Belgesini Önüme Koydular”

Mihrigul Tursun’un en sarsıcı açıklamalarından biri ise oğlunun ölümüyle ilgili oldu. Gözaltı sürecinin ardından kısa süreliğine serbest bırakıldığını söyleyen Tursun, hastaneye götürüldüğünde iki çocuğunu oksijen cihazına bağlı halde gördüğünü anlattı.

Ertesi gün doktorların önüne bir “ölüm belgesi” koyduğunu söyleyen Tursun, belgede henüz birkaç aylık olan oğlunun adının yazdığını ifade etti.

“Üç gün boyunca oğlumun cesedini yanımdan ayırmadım. Onu ısıtmaya çalıştım. Gözlerini yeniden açmasını bekledim” diyen anne, yaşadıklarını anlatırken gözyaşlarını tutamadı.

“Çin Komünist Partisi Tanrıdır”

Tursun, 2015 ile 2018 yılları arasında farklı gözaltı merkezleri ve hapishanelerde tutulduğunu, burada sistematik işkenceye uğradığını ileri sürdü.

Elektrik şoku, psikolojik baskı, sürekli sorgulama ve dini aşağılamalara maruz kaldığını söyleyen Tursun, sorgu sırasında görevlilerin kendisine:

“Çin Komünist Partisi Tanrıdır. Xi Jinping Tanrıdır.”

ifadelerini kullandığını iddia etti.

Çin yönetimi ise yıllardır bu suçlamaları reddediyor. Pekin yönetimi, Sincan’daki tesislerin “terörle mücadele” ve “mesleki eğitim” amacı taşıyan merkezler olduğunu savunuyor.

Uluslararası İnsan Hakları Tartışmaları Yeniden Alevlendi

Xi Jinping yönetimindeki Çin’e yönelik “kitlesel gözaltı”, “zorla çalıştırma”, “dini baskı” ve “asimilasyon politikaları” suçlamaları son yıllarda uluslararası insan hakları kuruluşlarının raporlarında sıkça yer alıyor.

Birçok araştırmacı ve insan hakları örgütü, milyonlarca Uygur Türkü’nün yoğun gözetim altında tutulduğunu ve kamplarda sistematik baskıya maruz kaldığını öne sürerken; Çin hükümeti bu iddiaları “asılsız propaganda” olarak nitelendiriyor.

Tursun ayrıca gözaltı merkezlerinde tutulan kadınların çoğunun öğretmen, doktor ve öğrencilerden oluştuğunu; bazı genç kadınların cinsel saldırıya uğradığını ve ağır travmalar yaşadığını da ileri sürdü.

ABD’de Sığınma Hakkı Aldı

Mihrigul Tursun, 2018 yılında ABD Kongresi’nde verdiği ifadenin ardından Amerika Birleşik Devletleri’nde sığınma hakkı elde ettiğini açıkladı. Hayatta kalan çocuklarıyla birlikte yaşamını ABD’de sürdüren Tursun, yaşadığı travmanın hâlâ sona ermediğini söyledi.

“Unuttuğum tek bir saat bile yok” diyen Uygur anne, yaşadığı psikolojik yıkımın günlük yaşamını etkilemeye devam ettiğini ifade etti.

Çin’deki dini baskılar üzerine çalışmalarıyla tanınan eski ABD Uluslararası Din Özgürlüğü Büyükelçisi Sam Brownback ise Tursun’un anlattıklarının Çin yönetiminin din özgürlüğüne yönelik yaklaşımını gözler önüne serdiğini savundu.

Brownback, “Çin yönetiminin en çok korktuğu şey din özgürlüğüdür” ifadelerini kullandı.

Çin’in Sincan bölgesinde kurduğu iddia edilen Çin Uygur kampları, uluslararası kamuoyunda yeniden tartışma konusu oldu. Kamplardan sağ kurtulduğunu söyleyen Mihrigul Tursun, yaşadığı ağır travmaları anlatarak dünya kamuoyuna çağrıda bulundu. Bölgedeki Sincan toplama kampları ile ilgili ortaya atılan iddialar, özellikle Uygur Türkleri üzerinde uygulandığı öne sürülen baskılar nedeniyle dikkat çekiyor. İnsan hakları kuruluşları, Çin yönetimini sistematik Çin insan hakları ihlalleri yapmakla suçlarken, bazı raporlarda Uygur soykırımı iddiaları da gündeme getiriliyor. Tanıklıklar, bölgede faaliyet gösterdiği öne sürülen Çin işkence kampları hakkında yeni tartışmaları beraberinde getirirken, dünya basını özellikle Uygur anne tanıklığı üzerinden yaşanan dramı gündeme taşıyor. Uzmanlar, Pekin yönetiminin uyguladığı ileri sürülen Çin dini baskıları ve bölgedeki Sincan gözaltı merkezleri hakkında bağımsız soruşturma çağrılarının arttığını belirtiyor.

Çin’in Sincan bölgesindeki gözaltı kamplarından sağ kurtulduğunu söyleyen Uygur anne Mihrigul Tursun, yaşadığı işkenceyi, çocuklarından zorla ayrılışını ve bebeğinin ölümünü anlatarak dünya kamuoyuna çağrıda bulundu.

Doğu Türkistan Bülteni Haber Ajansı / HABER MERKEZİ

#Uygur #Uyghur #EastTurkistan #Xinjiang #China #UyghurGenocide #HumanRights #UyghurRights #SaveUyghurs #ChineseCamps #XinjiangCamps #ReligiousFreedom #HumanRightsAbuse #UyghurMuslims #StopPersecution #ChinaNews #WorldNews #BreakingNews #GlobalNews #InternationalNews #UyghurWoman #Freedom #Justice #ChinaOppression #UyghurVoices #AsianNews #Humanity #ConcentrationCamp #HumanRightsWatch #FreeUyghurs

Ayrıca Kontrol Et

İnterpol’ün İflası – Fransa ve Çin’in 197 Maddelik Suç Ortaklığı

ÖZEL DOSYA: AVRUPA’NIN GÖBEĞİNDE FRANSA ÇİN VE İNTERPOL’ÜN ULUSLARARSI UYGUR AVI DEŞİFRE OLDU! – Gazeteci …