Çin’den Doğu Türkistan’da “Normalleştirilmiş” Baskı Talimatı: Soykırımın 12. Yılında Yeni Emirler

Çin Komünist Partisi (ÇKP), Doğu Türkistan’da on yılı aşkın süredir devam eden sistematik baskı politikalarını “hukuka dayalı” bir zemine oturtarak kalıcı hale getirmeyi hedefliyor. Urumçi’de düzenlenen üst düzey strateji konferansında, bölgedeki kontrol mekanizmalarının “normalleştirilmesi” ve “dış mücadele” adı altında ideolojik baskının artırılması emredildi.

Baskı Politikalarında Yeni Safha: “Süreklilik”

Pekin yönetiminin “Sincan” olarak adlandırdığı bölgenin merkezi Urumçi’de, Şubat ayı içerisinde kritik bir siyasi-hukuki çalışma konferansı gerçekleştirildi. Devlet medyasında yer alan raporlara göre toplantıda, 2014 yılında başlatılan ve “Sert Vuruş Kampanyası” olarak bilinen sürecin 12. yılında, baskıcı uygulamaların rutin devlet yönetişimi haline getirilmesi kararlaştırıldı.

Toplantıya bölgedeki yönetim kademesinin en üst düzey isimleri, askeri yetkililer ve istihbarat birimleri katıldı. Alınan kararlar, bölgedeki kontrolün gevşemek yerine daha sistematik ve “idari” bir yapıya büründüğünü gösteriyor.

“Dış Mücadele” ve İdeolojik Baskı Emirleri

Yayınlanan yeni yönergelerde en dikkat çeken bölüm, baskı rejiminin kapsamının geleneksel güvenlik önlemlerinin ötesine geçmesi oldu. ÇKP yönetimi, şu alanlarda “yüksek basınçlı” mücadele emri verdi:

  • Siyasi Güvenlik: “Ayrılıkçılık karşıtı mücadele” adı altında ideolojik denetimin sıkılaştırılması.
  • Dış Mücadele: Bölgeyle ilgili uluslararası alanda yürütülen faaliyetlere karşı aktif operasyonlar düzenlenmesi.
  • Sınır Tahkimatı: Bölgenin dış dünya ile fiziksel ve dijital bağını koparacak “önleme ve kontrol” sistemlerinin genişletilmesi.
  • Paramiliter Yapıların Rolü: Sincan Üretim ve İnşaat Kolordusu (XPCC) ile emniyet teşkilatlarının bu yeni “normalleşme” sürecinde tam yetkiyle donatılması.

Uygur Diasporasından Sert Tepki: “Kavramlar Suçları Gizlemek İçin Kullanılıyor”

Bölgedeki gelişmeleri yakından takip eden Uygur diasporası, Çin’in kullandığı terminolojinin bir “örtmece” olduğunu savunuyor. Diaspora temsilcileri, “terörle mücadele”, “istikrar” ve “aşırıcılıktan arındırma” gibi ifadelerin, aslında devam eden soykırım ve insanlığa karşı suçlar için kullanılan resmi birer kılıf olduğunu vurguluyor.

Diaspora kaynaklarına göre, bu politikaların “normalleştirilmesi”; kitlesel gözetim, zorunlu çalışma, keyfi gözaltılar ve baskıcı nüfus kontrolü gibi insan hakları ihlallerine yasal bir çerçeve kazandırma çabasıdır.

Uluslararası Kamuoyu ve Hesap Sorulabilirliğin Önemi

Doğu Türkistan’daki durum, daha önce ABD ve birçok Batı ülkesi parlamentosu tarafından resmen “soykırım” olarak tanımlanmıştı. Ekim 2023’te 51 ülkenin Birleşmiş Milletler’de sunduğu ortak bildiriyle Çin’in sistematik ihlalleri kınanmış olsa da, sahadaki baskının kurumsallaşarak devam etmesi endişeleri artırıyor.

Aktivistler ve uluslararası gözlemciler, bu yeni direktiflerin ardından Çinli yetkililere yönelik koordineli yaptırımların ve uluslararası yargı mercileri aracılığıyla hesap sorulabilirliğin her zamankinden daha kritik olduğunu ifade ediyor.

Doğu Türkistan Bülteni Haber Ajansı / HABER MERKEZİ

#DoğuTürkistan #UygurTürkleri #DoğuTürkistanZulmü #SoykırımaHayır #Urumçi #İnsanHakları #DoğuTürkistanHaber #ÇinBaskısı #UygurSoykırımı #DoğuTürkistanDiasporası #HumanRights #EastTurkistan #UyghurGenocide #FreedomForUyghurs #StopGenocide #GündemHaber #DünyaGündemi #ZulmeSessizKalma #Haberler #SonDakika #SiyasiGüvenlik #UluslararasıHukuk #TürkDünyası #Adalet #Özgürlük #İşkenceyeSon #DışPolitika #Analiz #SoykırımHaberleri #UygurHaber

Ayrıca Kontrol Et

Çin’in Doğu Türkistan’daki Tarihi Beytulla Camii’ni Yıkma Planı Tepki Çekti

Çin yönetiminin Doğu Türkistan’da dini ve kültürel mirasa yönelik politikaları uluslararası kamuoyunda yeniden tartışma konusu …