Çin Komünist yönetiminin yıllardır İslam’a ve Uygur Türklerinin dini kimliğine yönelik baskı politikaları sürerken, Ramazan ayının ilk gününde yaşanan bir olay tepkileri yeniden alevlendirdi. 17 Şubat’ta, Müslümanların oruca başladığı günde, işgal altındaki Doğu Türkistan’ın kalbi kabul edilen Kaşgar’daki İd Kah Camii’nde bir Çinli sosyal medya fenomeninin hip-hop dansı yaptığı görüntüler ortaya çıktı.
Uygurların özgürce ibadet edemediği, Ramazan’da oruç tutmalarının baskı altında olduğu ve camilere girişlerinin sınırlandırıldığı iddiaları gündemdeyken, kutsal bir mabedin eğlence sahnesine çevrilmesi “bilinçli bir provokasyon” olarak yorumlandı.
Ramazan’da Oruç Yasak, Camiye Giriş Yasak… Ama Dans Serbest
Ramazan ayı İslam dünyasında ibadet, sabır ve maneviyat ayı olarak kabul edilir. Ancak Çin yönetiminin Doğu Türkistan’daki uygulamalarına ilişkin uzun süredir devam eden iddialar, Uygur Müslümanların:
Ramazan’da oruç tutmasının engellendiğini,
Devlet memurlarına ve öğrencilere oruç yasağı getirildiğini,
Camilerin kapatıldığını veya sıkı kontrol altında tutulduğunu,
Dini sembol ve pratiklerin “aşırılık” kapsamında değerlendirildiğini
ortaya koyuyor.
Böyle bir atmosferde, Ramazan’ın ilk gününde cami içinde dans gösterisi yapılması, birçok Uygur için “İslam’a yönelik açık bir saygısızlık” olarak değerlendirildi.
Video Viral Oldu, Tepkiler Çığ Gibi Büyüdü
Görüntüler, caminin ibadet alanının ortasında kaydedildi. Dansçının performansı sosyal medya için özel olarak çektiği görülüyor. Video kısa sürede yayıldı ve Uygur diasporasında öfkeye yol açtı.
Uygur aktivistler, olayı sert sözlerle kınayarak şu ifadeleri kullandı:
“Uygurların camiye girişinin yasak olduğu bir dönemde, en önemli Uygur camisinde neşeli bir şekilde Hip-Hop dansı yapılıyor. Bu, inançla ve dinle alay etmektir.”
Bir diğer aktivist ise paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
“Camiler açık. Ama ibadet için değil. Break dans için açık. Yer: İd Kah Camii, Kaşgar.”
Kaşgar’da Cami Turistik Alan mı, İbadethane mi?
Kaşgar’da bulunan İd Kah Camii, Uygur Türklerinin en büyük ve en sembolik ibadet mekânlarından biri olarak biliniyor. Ancak son yıllarda caminin turistik bir cazibe merkezine dönüştürüldüğü, namaz vakitlerinde dahi ibadete sınırlamalar getirildiği yönünde iddialar sıkça gündeme geliyor.
14 Ekim 2025’te yayılan bir videoda, Türk bir ziyaretçi namaz kılmak istediği için camiden çıkarıldığını iddia etmişti. Ziyaretçi, giriş ücreti ödemesine rağmen namaz kılmasına izin verilmediğini, namaz vaktinde camide ibadet eden kimsenin bulunmadığını söylemişti.
Eleştirmenlere göre bu tablo, camilerin dini kimliğinin sistematik biçimde zayıflatıldığını ve İslami pratiğin kamusal alandan silinmeye çalışıldığını gösteriyor.
İslam Dini Açısından Ağır Bir Sembolizm
İslam’da camiler, Allah’a ibadet edilen kutsal mekânlardır. Özellikle Ramazan ayında camilerin manevi değeri daha da artar. Böyle bir zaman diliminde, Müslümanların ibadet özgürlüğünün kısıtlandığı iddia edilirken aynı mekânda eğlence gösterisi yapılması, sadece kültürel değil doğrudan dini bir yaralanma olarak görülüyor.
Tepkilerin merkezinde şu soru var: Eğer camiler ibadete açık değilse, nasıl oluyor da eğlence ve sosyal medya gösterilerine açık hale geliyor?
Bu durum, Çin Komünist yönetiminin Doğu Türkistan’da İslami kimliği bastırma ve dini hayatı kontrol altına alma politikalarının sembolik bir örneği olarak değerlendiriliyor.
Resmi Açıklama Yok
Tepkiler büyürken Çinli yetkililerden olayla ilgili herhangi bir kamuoyu açıklaması yapılmadı.
Ramazan’ın ilk gününde yaşanan bu olay, Doğu Türkistan’da dini özgürlükler meselesini yeniden uluslararası gündeme taşıdı. Uygur Türkleri açısından ise mesele yalnızca bir dans gösterisi değil; kimlik, inanç ve varoluş mücadelesi olarak görülüyor.
Doğu Türkistan Bülteni Haber Ajansı / HABER MERKEZİ