Doğu Türkistan’da Çin’in dijital gözetim politikaları yeni bir boyuta ulaştı. Uygur avukatlar, sosyal medya yorumları ve düğün gruplarındaki yazışmalar nedeniyle gençlerin gözaltına alındığını açıklarken, bölgede ifade özgürlüğünün tamamen baskı altına alındığına dikkat çekiyor.
Doğu Türkistan’da Sosyal Medya Kullananlara Hapis Şoku: Avukatlardan “Sessiz Kalın” Uyarısı
Çin işgali altındaki Doğu Türkistan’da ifade özgürlüğü üzerindeki baskı, dijital dünyaya sıçradı. Uygur avukatlar, sosyal medyada giyim kuşamdan evliliğe kadar yapılan en basit yorumların bile “suç” sayılarak hapis cezasına yol açtığını tüyler ürpertici örneklerle anlatıyor.
Çin rejiminin “Sincan Uygur Özerk Bölgesi” olarak adlandırdığı Doğu Türkistan’da, Uygur Türkleri için sosyal medya platformları birer dijital tuzağa dönüşmüş durumda. Özellikle Douyin ve Kuaishou (TikTok benzeri uygulamalar) üzerinden yapılan paylaşımlar ve düğün gruplarındaki yazışmalar, ağır hapis cezalarıyla sonuçlanıyor.
Avukat İsmail: “Sadece Sessiz Kalın ve Kendi İşinize Bakın”
Hotan bölgesindeki davalara bakan Avukat İsmail, gözaltı merkezlerindeki durumun vahametini şu sözlerle aktarıyor:
“Gözaltı merkezinden yeni çıktım. En sık karşılaşılan vakalar suç vakalarıdır. Ne tür vakalar? Çoğunlukla saçma sapan konuşmaktan kaynaklanan vakalar. Saçma sapan konuşmaktan ne kastediyorum?
Arkadaşlarınızla konuşuyor olabilirsiniz, alkol aldıktan sonra sohbet ediyor olabilirsiniz veya başkalarının konuşmalarına dahil oluyor olabilirsiniz. İnternette birinin evliliği hakkında da yorum yapabilirsiniz. Hangi ırkla evlendiği, yeme alışkanlıkları veya giyim tercihleri gibi saçmalıkları internette yayabilirsiniz.
Bütün bunlar sonunda sadece sorunlara yol açacak. Bu yüzden sessiz kalın. Karışma. Saçma sapan konuşmayın ve kendi işinize bakın. Bu gibi bir ceza davasına karışırsanız, sonrasında ağlamanın veya pişman olmanın hiçbir anlamı olmayacak. Kanunlara uyalım, onları öğrenelim ve kendimizi gerçekten kontrol edelim. Kendi hayatınıza odaklanın, çok çalışın, ders çalışın ve iyi bir hayat yaşayın.”
Avukat Dilyar: “Polis Her Şeyi Görüyor, Şaka Yapmıyorum”
Pekin’deki Shangquan Hukuk Bürosu’nda çalışan Uygur avukat Dilyar ise, özellikle üniversite gençliğini ve ailelerini hedef alan uyarı videoları yayınladı. Dilyar’ın paylaştığı gerçek vakalar, denetimin boyutlarını gözler önüne seriyor:
“Üniversite Öğrencileri Tek Bir Telefonla Teslim Oluyor”
“Douyin ve Kuaishou’yu her gün kullanan bazı kişiler polis karakoluna düştü. Şaka yapmıyorum, bu gerçek bir olay. Evde çocuklarınız varsa, bu video sizin için gerçekten önemli.
Konu, Douyin ve Kuaishou’da uygunsuz yorumlar paylaşan bir üniversite öğrencisiyle ilgili. Sonuç olarak, memleketindeki polisin tek bir telefon görüşmesiyle yetkililere teslim olmak zorunda kaldı. Polisin ne yaptığınızı görmediğini sanmayın. Sıkı çalışın, kendinizi kontrol edin. Üniversitede sizi desteklemek için çok çalışan anne babanızın işini zorlaştırmayın.”
“Düğün Gruplarından Hemen Ayrılın”
Dilyar, WeChat üzerindeki düğün gruplarının bile takip edildiğini belirterek şu çarpıcı uyarıyı yapıyor:
Son zamanlarda, özellikle kız çocukları olmak üzere birçok kişinin uygunsuz yorumlar yaptıkları gerekçesiyle gözaltı merkezlerine gönderildiğini gördük. Bunlar suç faaliyetleriyle bağlantılı olarak sınıflandırıldı. Bu nedenle, düğün bittiğinde sohbet grubundan hemen ayrılın.”
“Yaz geldi ve düğün sezonu başladı. Birçoğunuzun çeşitli düğün sohbet gruplarına katıldığını biliyorum. Öncelikle, bir sohbet grubuna girdiğinizde saçma sapan konuşmayın. İkinci olarak, düğünün tadını çıkarın ve biter bitmez sohbet grubundan ayrılın.
“Uygurluk” Suç mu Sayılıyor?
Avukatların bu çaresiz görünen “sessiz kalın” çağrıları, aslında Doğu Türkistan’daki kültürel soykırımın dijital ayak izidir. Uygur kimliğinin temelini oluşturan; helal gıda hassasiyeti, giyim kuşam tercihleri veya etnik asimilasyona (Han Çinlileri ile zoraki evlilikler gibi) karşı duruş sergileyen her türlü yorum, Çin Komünist Partisi (ÇKP) tarafından “aşırılık” olarak nitelendiriliyor.
İslami bir ilke olan “iyiliğe çağırmak ve kötülüğü yasaklamak” anlayışı, bugün Çin yargı sisteminde bir suç unsuru haline getirilmiş durumda. Sosyal medyada bir Uygur gencinin, kendi kültürüne aykırı bir durumu eleştirmesi “toplumsal huzuru bozmak” veya “radikal fikir yaymak” gibi geniş kapsamlı suçlamalarla hapis ya da zorunlu çalışma kamplarıyla cezalandırılıyor.
“Mutlu Sincan” Maskesi Düşüyor mu?
Pekin yönetimi, Batılı gazetecileri ve fenomenleri bölgeye davet ederek “mutlu azınlıklar” tablosu çizmeye çalışırken, bölgenin kendi hukukçularının halka “konuşmayın, yoksa hapse girersiniz” demesi, bu propagandanın gerçek yüzünü ortaya koyuyor. Doğu Türkistan’da artık sadece eylemler değil, düşünceler ve dijital yorumlar da birer kelepçe nedeni.
Sonuç: Dijital Gözetim Kıskacında Bir Halk
Doğu Türkistan’daki Çin dijital takip sistemi, artık sadece sokaklarda değil, bireylerin akıllı telefonlarında ve özel sohbet gruplarında da tam kapasite çalışıyor. Ortaya çıkan bu son görüntülerde Uygur avukatların uyarıları, bölgedeki baskının ne denli absürt ve tehlikeli bir noktaya ulaştığını kanıtlıyor. Özellikle gençlerin yoğun kullandığı Douyin ve Kuaishou yasakları, sıradan bir kültürel yorumun bile nasıl bir suç dosyasına dönüşebileceğini gösteriyor.
Dünya genelinde yankı uyandıran Uygur Türkleri haberleri, genellikle kamplara odaklansa da bu videolar Doğu Türkistan ifade özgürlüğü kavramının tamamen yok edildiğini belgelemektedir. Temel hakların kısıtlandığı bu ortamda, en basit sosyal etkileşimler dahi Doğu Türkistan hapis cezası riski taşıyor. Bu durum, bölgedeki Çin sosyal medya sansürü uygulamalarının sadece teknik bir engelleme değil, aynı zamanda sistematik bir Uygur kültürel baskı aracı olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Doğu Türkistan’da Çin’in dijital gözetim politikaları yeni bir boyuta ulaştı. Uygur avukatlar, sosyal medya yorumları ve düğün gruplarındaki yazışmalar nedeniyle gençlerin gözaltına alındığını açıklarken, bölgede ifade özgürlüğünün tamamen baskı altına alındığına dikkat çekiyor.
Doğu Türkistan Bülteni Haber Ajansı / HABER MERKEZİ