Çin’de İnsan Hakları Alarm Veriyor: İfade Özgürlüğü, Uygurlar ve Küresel Sansür Gündemde

Çin’de ifade özgürlüğü, toplanma hakkı, din ve dernek kurma özgürlükleri sistematik biçimde kısıtlanmaya devam ederken; Uygur aktivistler üzerindeki baskılar 2025 boyunca daha da derinleşti. Uluslararası kuruluşlar, Doğu Türkistan’daki uygulamaların insanlığa karşı suç kapsamına girebileceği uyarılarını yineliyor.

İfade Özgürlüğü ve Sansür Mekanizması

Çin hükümeti, medya, internet ve akademik alanlar dahil olmak üzere tüm temel bilgi kanallarını sıkı denetim altında tutuyor. Dünyanın en kapsamlı gözetim ve sansür sistemlerinden biri olarak tanımlanan bu yapı, Çin Komünist Partisi’ni (ÇKP) eleştiren kişi ve gruplara yönelik cezai yaptırımlarla destekleniyor.

2025 yılında öne çıkan davalar arasında, 2022’deki “Beyaz Kitap Protestoları”nı konu alan bir belgesel hazırladığı gerekçesiyle film yapımcısı Chen Pinlin’in “kavga çıkarmak ve sorun yaratmak” suçlamasıyla 3,5 yıl hapis cezasına çarptırılması yer aldı. Aynı dönemde sızdırılan belgeler, Çin’in “Büyük Güvenlik Duvarı” olarak bilinen internet sansür teknolojilerinin Pakistan ve Myanmar gibi ülkelere ihraç edildiğini ortaya koydu.

Aktivistler ve İnsan Hakları Savunucuları Hedefte

Çin’de insan hakları savunucuları, avukatlar ve gazeteciler; gözaltı, işkence iddiaları ve kapalı duruşmalarla karşı karşıya kalıyor. Birleşmiş Milletler (BM) özel raportörleri, cezaevlerindeki kötü muamele, tıbbi bakıma erişimin engellenmesi ve aile görüşlerinin kısıtlanması gibi iddiaların sürekliliğine dikkat çekti.

Bu kapsamda, insan hakları avukatı Lu Siwei, sınırı yasa dışı geçtiği iddiasıyla kapalı bir duruşmada 11 ay hapis cezasına çarptırıldı. Makao’da ise demokrasi yanlısı eski milletvekili Au Kam San, Ulusal Güvenlik Yasası kapsamında tutuklanan ilk isim oldu.

Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Baskısı

Çin’de iş hayatında cinsiyet ayrımcılığı yaygınlığını korurken, hükümetin feminizm ve kadın hakları savunuculuğuna yönelik tutumu giderek daha baskıcı hale geliyor. Doğurganlık oranlarının düşmesiyle birlikte, heteroseksüel aile modelini teşvik eden politikalar öne çıkarıldı; “aşırı feminizm” olarak tanımlanan çevrimiçi içeriklere yönelik sansür artırıldı.

Doğu Türkistan’da Uygurlar ve Zorla Çalıştırma İddiaları

BM raporlarına göre, Çin hükümetinin 2016’dan bu yana Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde yürüttüğü politikalar, insanlığa karşı suçlar kapsamında değerlendirilebilecek nitelikte. Uygurların dini pratikleri ve kültürel ifadeleri “aşırıcılık” gerekçesiyle suç unsuru sayılırken, yüz binlerce kişinin keyfi olarak gözaltında tutulduğu belirtiliyor.

2025’te yayımlanan uluslararası soruşturmalar; elektronik, otomotiv, ayakkabı, spor giyim ve kritik mineraller sektörlerinde, Uygurlara yönelik zorla çalıştırma uygulamalarının küresel tedarik zincirlerine uzandığını ortaya koydu.

Uluslararası Tepkiler Artıyor

BM İnsan Hakları Ofisi ve çeşitli sivil toplum kuruluşları, Çin’den Sincan başta olmak üzere insan hakları ihlallerine ilişkin somut adımlar atmasını talep etmeyi sürdürüyor. Ancak Pekin yönetimi, iddiaları reddetmeye ve eleştirmenleri susturmaya devam ediyor.

Doğu Türkistan Bülteni Haber Ajansı / HABER MERKEZİ

#HumanRights #Uyghurs #FreedomOfSpeech #China #GlobalJustice #ForcedLabor #PressFreedom #HumanRightsViolations #InternationalLaw Çin #ÇinHaberleri #UygurTürkleri #DoğuTürkistan #İnsanHakları #ZorlaÇalıştırma #İfadeÖzgürlüğü #BasınÖzgürlüğü #KüreselAdalet

Ayrıca Kontrol Et

Çin’in Doğu Türkistan Politikası “Yumuşak Soykırım” Aşamasına Geldi: İslam Dünyası Sessiz Mi Kalacak?

Doğu Türkistan’daki baskılar, 2017’deki açık uygulamalardan daha tehlikeli ve sistematik yeni bir aşamaya geldi. Arabi21’e …