Hindistan Hapishanelerinde Unutulan Üç Uygur Gencinin Sessiz Direnişi, Dört Duvar Arasında Sessizce Savaşmak – 4

Hindistan hapishanelerinde 13 yıldır tutulan üç Uygur gencin yaşamı, yalnızca özgürlüklerinden mahrum bırakılmakla sınırlı kalmadı. Yeniden yargılanma ve savunma hakları ellerinden alınan kardeşler, yıllar içinde ağır fiziksel, psikolojik ve insani koşullar altında sessiz bir hayatta kalma mücadelesine sürüklendi.

Yeniden Yargılama Hakkı Olmadan Geçen Yıllar

Zaman ilerledikçe üç kardeşin hukuki durumu daha da karmaşık bir hal aldı. Yeniden yargılanma talepleri karşılıksız bırakılırken, savunma haklarına erişimleri de fiilen engellendi. Bu belirsizlik, hapishane yaşamını yalnızca cezalandırıcı değil, aynı zamanda yıpratıcı bir sürece dönüştürdü.

Avukat Lassu, Al Jazeera’ya yaptığı açıklamada, kardeşlerin maruz kaldığı baskının boyutunu şu sözlerle anlattı:

“Aşırı zihinsel baskı altında yaşıyorlar. Gençliklerini cezaevinde geçirmek zorunda kalan bu insanlara yapılanlar, yalnızca hukuka aykırı değil, açık bir insanlık suçu niteliği taşıyor.”

İklim ve Koşulların Ağırlaştırdığı Tecrit

Üç Uygur genci, Ladakh’taki Leh Hapishanesi’nden, Jammu ve Keşmir’in başkenti Srinagar’daki cezaevine nakledildi. Soğuk ve kuru iklime alışkın olan kardeşler için Srinagar’ın yoğun sıcakları, fiziksel ve ruhsal açıdan ciddi sorunlara yol açtı.

Avukat Lassu’ya göre, iklim değişikliği ve cezaevi koşullarının sertliği, gençlerin zaten yıpranmış olan psikolojisini daha da derin bir çıkmaza sürükledi. Aynı cezaevinde bulunan bir mahkumun ifadeleri durumu özetliyordu:

“Yıllardır buradalar ama varlıkları neredeyse hissedilmiyor. Son derece sessizler.”

Lassu’nun, kardeşlerin iklim ve beslenme alışkanlıklarına daha uygun bir cezaevine nakledilmesi yönündeki başvuruları ise reddedildi.

“Zalimce Bir Devlet Uygulaması”

Uygur avukat ve insan hakları savunucusu Reyhan Asat, The Wire’a yaptığı değerlendirmede, Hindistan yetkililerinin bu nakil kararlarını sert sözlerle eleştirdi. Asat’a göre yaşananlar, hükümetin insani sorumluluklardan ne kadar uzaklaştığını gözler önüne seriyor.

Asat açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Bu üç genç, neredeyse on yıldır haksız yere hapsedilen insanların en çarpıcı örneklerinden biri. Kötü koşulların iyileştirilmesini istediklerinde, taleplerine kulak vermek yerine daha sıcak bir bölgeye sürüldüler. Bu, temel insan haklarının cezalandırılmasıdır.”

Sağlık Sorunları ve Geciken Tedavi

Üç kardeşin cezaevi sürecinde karşılaştıkları en büyük sorunlardan biri de sağlık oldu. Radio Free Asia’nın aktardığına göre, 2019 yılında kardeşlerden birinin sağlık durumu ciddi biçimde kötüleşti. Mide ve akciğer rahatsızlıkları yaşayan gençler, cezaevindeki yetersiz sağlık hizmetleriyle baş başa bırakıldı.

Avukat Lassu, doktorlar tarafından reçete edilen ilaçların ya sistemde kaybolduğunu ya da cezaevi bürokrasisi nedeniyle çok geç ulaştırıldığını belirtiyor.

Ana Dilde Konuşmanın Gözyaşları

Sunday Guardian’a göre, Eylül 2024’te Uluslararası Doğu Türkistan Birliği’nden bir grubun cezaevine yaptığı ziyaret, kardeşler için unutulmaz bir an oldu. Üç adam, 11 yıl aradan sonra ilk kez ana dillerinde konuşabildikleri bu ziyarette gözyaşlarını tutamadı.

Maddi Destek ve Yalnızlık

Hindistan Uygur Derneği Başkanı Wasim Abdullah, kardeşlerin sağlık sorunlarının yalnızca idari değil, aynı zamanda ekonomik nedenlerle de ağırlaştığını söylüyor. Sınırlı mali destek, gerekli tıbbi hizmetlere erişimi neredeyse imkânsız hale getirmiş durumda.

Abdullah’a göre, diasporadaki Uygur örgütleri bu davaya yeterli ilgiyi göstermedi:

“Bir süre farkındalık yaratılmaya çalışıldı ama destek zamanla sessizce çekildi.”

İnanç ve Öğrenmeyle Hayatta Kalmak

Gençler için dini ibadet, cezaevi koşulları altında önemli bir manevi dayanak oldu. Lassu’nun Radio Free Asia’ya aktardığına göre, kardeşler namaz kılarak, Kur’an okuyarak ve Ramazan ayında oruç tutarak dirençlerini korumaya çalıştı.

Aynı zamanda, kitap ve gazeteler aracılığıyla kendilerini geliştiren üçlü, Urduca, Hintçe ve İngilizce öğrenerek bu dilleri akıcı şekilde konuşabilecek düzeye ulaştı. Bağımsız gazeteci Hassan Akkas’a göre, bu süreç onlar için adeta bir “hayatta kalma okulu”na dönüştü.

Bir Babayla Kurulan İlk Bağ

Wasim Abdullah’ın aktardığına göre, kardeşler 2013’te yakalandıklarında, Uygurca bilen neredeyse kimse yoktu. Babası Hacı Muhammed Abdullah, Hint-Tibet Sınır Polisi tarafından helikopterle Leh’e getirildi ve gençlerin anladığı ilk kişi oldu.
Abdullah, “Bana sadece korkularını ve yaşadıkları dehşeti anlatabildiler” sözleriyle o anı aktarıyor.

Sessiz Bir Bekleyiş

Bugün üç Uygur genci, Hindistan’ın Karnal kentindeki bir hapishanede tutuluyor. Güçlü bir siyasi destekten ve etkili bir uluslararası lobi gücünden yoksun kalan kardeşler, dış dünyanın kendilerini yeniden hatırlamasını sessizce bekliyor. (Devam edecek)

YAZI DİZİSİNİN DİĞER BÖLÜMLERİ

Hindistan’da Tutulan 3 Uygur Gencin Serbest Bırakılması İçin Türkiye’ye Tarihi Sorumluluk

1 – https://www.doguturkistanbulteni.net/hindistan-hapishanelerinde-unutulan-uc-uygur-kardes-13-yillik-belirsizlik/

2 – https://www.doguturkistanbulteni.net/13-yil-hapis-cezasina-carptirilan-ve-hindistan-hapishanelerinde-unutulan-uc-uygur-gencinin-drami-2/

3- https://www.doguturkistanbulteni.net/hindistan-hapishanelerinde-unutulan-uc-uygur-gencinin-hukuki-cikmazi-3/

Doğu Türkistan Bülteni Haber Ajansı / HABER MERKEZİ

Uyghurs #HumanRights #PoliticalPrisoners #ArbitraryDetention #FreeUyghurs #PrisonConditions #StatelessPeople #JusticeForUyghurs #InternationalLaw #HumanRightsViolation UygurGençler #HindistanHapishaneleri #KeyfiGözaltı #Vatansızlık #İnsanHakları #UygurDavasi #Keşmir #HukukiÇıkmaz #MülteciHakları #UluslararasıHukuk

Ayrıca Kontrol Et

Çocuk İşçiliği Değil, Devlet Politikası: Çin’in Doğu Türkistan’da Uygur Çocuklarını Zorla Çalıştırma Gerçeği

Çocuk işçiliği, uluslararası hukukta açık ve tartışmasız biçimde suç olarak tanımlanır. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları …