Sızdırılan Ses Kaydı: Çin, Uygurları 15 Maddede “Aşırı” İlan Ediyor

Çin’in Uygur Politikası: Günlük Dini Pratikler “Tehdit” Olarak Tanımlanıyor. Çin hükümeti tarafından onaylanan ve Uygur işçilere yönelik düzenlenen bir “eğitim konferansına” ait olduğu belirtilen ses kaydı, Doğu Türkistan’da dini ve kültürel yaşamın sistematik biçimde hedef alındığını gözler önüne serdi. Güvenlik gerekçesiyle tarih ve konumu açıklanmayan kaydın, Kaşgar’da gerçekleştirilen hükümet kontrolündeki bir toplantıda alındığı ifade ediliyor.

Sızdırılan kayıtta konuşan yetkililer, “75 farklı dini aşırıcılık tanımı” bulunduğunu öne sürerken, bunların günlük hayatta en sık karşılaşılan 15 ana başlık altında toplandığını dile getiriyor. Katılımcılardan bu maddeleri “hatırlamaları ve uygulamaları” isteniyor.

Dini Hayat ve Kültürel Kimlik Hedefte

Ses kaydında “aşırıcılık” olarak tanımlanan uygulamaların büyük bölümünün, İslam inancı, Uygur kültürü ve geleneksel sosyal yaşamla doğrudan bağlantılı olduğu dikkat çekiyor. Yetkililer; dini ifadelerin günlük hayatta kullanılmasını, dini nikâhı, helal-haram kavramlarını, sakal bırakmayı, başörtüsü ve geleneksel kıyafetleri “tehlikeli davranışlar” arasında sıralıyor.

Konferansta aktarılanlara göre “aşırıcılık” kapsamında değerlendirilen bazı başlıklar şunlar:

  • Dini düşünceleri yaymak veya teşvik etmek
  • İnsanları dini etkinliklere yönlendirmek
  • Düğün, cenaze ve miras gibi geleneksel süreçlere müdahil olmak
  • Uygurlar ile Çinliler arasındaki sosyal ve kültürel ilişkilere karşı çıkmak
  • Kültürel ve eğlence faaliyetlerinden uzak durmak
  • Helal-haram kavramlarını gıda dışındaki alanlara taşımak
  • Başörtüsü, peçe veya “dini sembol” olarak görülen kıyafetler kullanmak
  • Sakal bırakmak veya çocuklara dini isimler vermek
  • Devlet onayı olmadan dini usullere göre evlenmek ya da boşanmak

“Modern Yaşam” Vurgusu ve Asimilasyon

Yetkililer, konuşmalarında sık sık “modern yaşam” ve “çağdaş dil” vurgusu yapıyor. Ses kaydında, geçmişte yaygın olan İslami selamlaşma biçimleri, şükür ifadeleri ve dua alışkanlıklarının terk edilmesi gerektiği belirtiliyor. Bunun yerine, partiye ve devlete atıf yapan ifadelerin benimsenmesi teşvik ediliyor.

Konuşmada, geçmişte “Esselamu aleykum” gibi selamların kullanıldığı, yemek sonrası dua edildiği ve dini hassasiyetlere dikkat edildiği örnekler verilerek, bu davranışların artık “aşırıcılık” olarak görüldüğü ifade ediliyor.

Hak Örgütlerinden Tepki Bekleniyor

Uzmanlara göre bu tür toplantılar, Çin’in Doğu Türkistan’da yürüttüğü asimilasyon politikalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Daha önce yayımlanan uluslararası raporlarda da Uygurların dini pratikleri, dil kullanımı ve kültürel kimliklerinin sistematik baskı altında olduğu vurgulanmıştı.

Sızdırılan bu ses kaydının, Çin’in “mesleki eğitim” veya “radikalleşmeyle mücadele” adı altında yürüttüğü uygulamaların gerçek niteliğine dair yeni tartışmaları beraberinde getirmesi bekleniyor.

“Aşırılık” Tanımı Güvenlikten Çok Kimliği Hedef Alıyor

Uzmanlara göre sızdırılan ses kaydında sıralanan 15 madde, yalnızca bir güvenlik çerçevesini değil, Uygur kimliğinin sistematik biçimde yeniden tanımlanmasını ortaya koyuyor. İncelendiğinde bu maddelerin, sıradan dini, kültürel ve sosyal davranışları “sapkın” ya da “tehlikeli” olarak kodlayan bir yapıya işaret ettiği görülüyor.

Listede yer alan pek çok unsur, İslam inancının temel ve gündelik ifadelerini doğrudan hedef alıyor. Yemek dışında İslami terminoloji kullanılması, çocuklara dini isimler verilmesi, sakal bırakılması, belirli kıyafetlerin tercih edilmesi ya da birini “Esselamu aleykum” diyerek selamlamak, potansiyel aşırılık göstergeleri arasında sayılıyor. Hatta dini hassasiyetlerle bazı yiyeceklerden kaçınmak veya yemekten sonra “Allah’a şükür” demek gibi kişisel alışkanlıkların dahi “öğrenilmesi ve düzeltilmesi gereken davranışlar” olarak sunulduğu dikkat çekiyor.

75 Maddelik Listeye Dayanan Sistem

Ses kaydında konuşan yetkili, söz konusu 15 maddenin, Çinli makamların en az 2017’den bu yana kullandığı “Dini Aşırıcılığın 75 Belirtisi” adlı listenin sadeleştirilmiş bir özeti olduğunu belirtiyor. Bu liste, ilk olarak 2014 yılında Çin Komünist Partisi Sincan Uygur Özerk Bölgesi Komitesi tarafından yayımlanan “Sincan’ın Bazı Bölgelerinde 75 Dini Aşırıcılık Faaliyetini Öğrenme ve Tanımlama” başlıklı belgeye dayanıyor.

Araştırmacı Dr. Darren Byler tarafından arşivlenen ve İngilizceye çevrilen bu belge, insan hakları örgütlerine göre yıllar içinde keyfi gözaltılar, yoğun gözetim ve cezalandırma mekanizmaları için temel bir araç haline geldi. Sızdırılan ses kaydı da bu sistemin, işçiler ve işletme sahipleri için günlük hayatta uygulanabilir bir “rehber” olarak aktarıldığını ortaya koyuyor.

Özel Hayat ve Toplumsal İlişkiler de Denetimde

Listede yalnızca bireysel inançlar değil, aile ve topluluk yaşamı da hedef alınıyor. Düğünler, cenazeler, miras süreçleri ve eğitimle ilgili müdahaleler, özellikle devletin onayladığı biçimlerin dışına çıktığında “aşırılık” kapsamında değerlendiriliyor. Dini nikâh ve devlet onayı olmadan yapılan boşanmaların açıkça hedef alınması ise, özel hayatın fiilen siyasi ve idari gözetim altına alındığını gösteriyor.

Görünüm, Giyim ve Ekonomik Baskı

Yetkilinin konuşmasında, özellikle hizmet sektöründe çalışan Uygurların dış görünüm ve davranışlarında uyum vurgusu öne çıkıyor. Erkeklerin üç günde bir tıraş olmaları gerektiği, bunun restoranlar ve müşteriler için “uygunluk” şartı olduğu ifade ediliyor. Kadınların giyim tarzı ise ayrıntılı biçimde ele alınarak, devletin tanımladığı “modern” stillerin benimsenmesi yönünde açık bir baskı uygulanıyor.

Bu talimatlar, bir tercih ya da tavsiye olarak değil; toplumsal kabul, iş bulabilme ve ekonomik hayatta kalma ile doğrudan bağlantılı beklentiler şeklinde sunuluyor.

“Hepimiz Aşırılıktan Etkilendik” Söylemi

Kaydın en dikkat çekici bölümlerinden biri, konuşmacının “tüm Uygur halkının, kendisi de dahil olmak üzere, aşırıcılıktan etkilendiğini” söylemesi oluyor. Yetkili, geçmişte yaygın olan İslami düğün ritüellerini, toplu duaları ve dini selamlaşmaları sıralayarak, bunların artık “düzeltilmesi gereken” davranışlar olarak görüldüğünü ifade ediyor.

Minnettarlığın Tanrı’ya değil, Çin Komünist Partisi’ne yöneltilmesi gerektiği yönündeki açıklamalar ise, uzmanlara göre sistemin temel mantığını açıkça yansıtıyor. Bu yaklaşımda uyum “modernlik” olarak sunulurken, muhalefet ya da sessiz biçimde geleneği sürdürmek bile potansiyel bir tehdit olarak çerçeveleniyor.

Ucu Açık Tanımlar, Sürekli Belirsizlik

Son başlık olan “söz ve eylemlerde aşırıcılığın diğer belirtileri”, tanımı bilinçli şekilde ucu açık bırakıyor. Bu durum, neyin sınırı aştığına her an yetkililerin karar verebilmesine olanak tanıyor. Hak savunucularına göre böyle bir sistemde, kuralların net olmaması nedeniyle kimsenin tamamen güvende olması mümkün değil.

Kimliğin Yeniden Şekillendirilmesi

Bu ses kaydı, yalnızca yasaklanan davranışların bir listesini değil; Uygur kimliğinin yeniden biçimlendirilmesine yönelik uzun vadeli bir politikanın somut bir belgesini ortaya koyuyor. İnanç, kültür, dil ve sosyal bağlar güvenlik riski olarak tanımlanırken, günlük yaşam potansiyel bir “suç alanına” dönüştürülüyor.

Uygurlar için bu tür kayıtları ve talimatları anlamak, yalnızca akademik ya da entelektüel bir mesele değil; doğrudan hayatta kalma stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

SES KAYDINDAKİ KONUŞMANIN TAM METNİ

“Bölge genelinde hepimiz bu 5 günlük konferansa tam olarak katıldık. 75 çeşit aşırıcılık var, konferansa katılan herkes bunu duydu. Katılmayanlar ise bilgilendirilmedi. Burası bir restoran, bir iş yeri, öğle yemeği vakti yaklaşıyor, biz de zamanında bitiremediğimiz için utanıyoruz. Size her şeyi tam olarak anlatamıyoruz, bu yüzden şimdi ana 15 noktayı ele alacağız. Bunları dikkatlice hatırlayalım ve döndüğünüzde uygulayalım. Bu sizin için iyi olacak yoldaşlar. Sizin terfi ettirdiğiniz bizler [yetkililer] için de iyi olacak. Bu yüzden yoldaşlarımızın zamanından tasarruf etmek için ana noktaları özetleyeceğim.”

75 çeşit dini aşırıcılıktan, her zaman karşılaştığımız 15 ana noktaya indirgeyeceğim.

1. Dini aşırıcılık fikirlerini teşvik etmek ve yaymak. Aşırıcılığın nasıl ifade edildiğini gördünüz, tekrar etmemin bir anlamı yok, bu konuda son derece dikkatli olalım.

2. Başkalarının dini inançlarına müdahale etmek, insanları dini faaliyetlere katılmaya zorlamak, dini etkinliklerde din görevlilerine para veya mal vermek ve başkalarını kendileri için ücretsiz çalışmaya zorlamak [gönüllülük dini görevdir].

3. Başkalarının düğünlerine [Uygurlar ve Çinliler arasındaki evlilik], cenazelerine ve miras işlerine karışmak.

4. Başkalarının ırklararası veya dinlerarası [Uygur ve Çinliler arasındaki] iletişimine, alışverişine, yüz yüze görüşmesine ve birlikte yaşamasına [düzenlemelerine] müdahale etmek.

5. Kültürel ve eğlence etkinliklerine müdahale etmek. Kendi kendini yasaklamak ve radyo ve televizyon gibi maddi ve toplumsal hizmetlere erişimi engellemek.

6. İslami [helal-haram] terminolojiyi uygunsuz şekilde kullanmak. İslami [helal-haram] terminolojiyi yiyecek kapsamı dışında, diğer yaşam alanlarına da genişletmek. Bir şeyin İslami [haram] olmadığını söyleyerek, onların modern [Çin tarzı] yaşamlarına zorbalık yapmak ve müdahale etmek.

7. Peçe takmak, aşırılık sembolleri taşımak ve/veya başkalarını bunu yapmaya zorlamak; 2017’den beri, güçlü tanıtım ve sıkı kısıtlamalar nedeniyle peçe takılması artık görülmüyor. Ancak, 45-55 yaş arası bazı kişilerde pantolon altına etek giyenler hala görülüyor. Bu durum, bölgemizdeki kadınlar arasında oldukça yaygın. Bu konuda tanıtımımızı güçlendiriyoruz. Tüm departmanlar, sokak yönetimi, sosyal hizmetler bu konuyu ele alıyor. Demek istediğim, modern giyim tarzı derken, gençlerin anlayacağı şey şu: Hafif, vücuda yakışan, özellikle sıcak havalarda nefes alan bir şey. Kısa kollu, aramızda kısa kıyafet giyenleri zorbalıkla taciz edenler var. Bu konulara müdahale etmek kesinlikle yasaktır.

8. Anormal sakal ve bıyık bırakarak ve [çocuğunuza] dini [İslami] bir isim vererek dini kimliği teşvik etmek. Sakal konusuna gelince, özellikle restoran [sektöründe] çalışan bazı şefler, patronlar bunun farkında olabilir; sakal ve/veya bıyık uygun değildir. Bu yüzden her üç günde bir tıraş olun ve temiz görünün ki bu iyi restoranlar için uygun garsonlar olabilesiniz. Restoran için, müşteriler için ve restoran sahipleri için uygun garsonlar olabiliriz. Bu yüzden sakal bırakmayı düşünen, yıldızları [eğlence sanatçılarını] taklit etmeye çalışan genç erkekler için: Yıldızlar yıldızdır, bin tanesi arasında bir tane [sakallı] vardır. Sakallı bazı Uygur yıldızlarımız var, taklit etmeye gerek yok, siz onlara benzemiyorsunuz, bu onların işi. Bu yüzden onlar Çin’in iç kesimlerinde, onların [Çinlilerin] arasında yaşıyorlar, biz kendi bölgemizde yaşıyoruz. Yani 60 yaşını geçtikten sonra, eğer o yaşa ulaşabilirsek, sakal ve/veya bıyık bırakabiliriz; bu yaşta sakal bırakmak şart değil.

9. Devlet onayı olmadan, dini [İslami] usullere göre evlenmek veya boşanmak.

10. [anlaşılamayan kısım] zorunlu kamu eğitimini engellemeye çalışmak.

11. Başkalarını devlet yardımlarından yararlanmaya karşı kışkırtmak ve yanlış yönlendirmek. Devlet kimlik kartlarını, ikametgah kayıt defterlerini ve diğer devlet tarafından verilen belgeleri yırtmak ve/veya imha etmek.

12. Kamu ve/veya özel para veya malı kasten imha etmek.

13. Aşırılıkçı ideoloji içeren makalelerin, ses, video ve edebi materyallerin yayınlanması, yayılması, saklanması, kopyalanması veya bulundurulması.

14. Kasıtlı olarak devlet/hükümet [ÇHC] politikalarımıza karşı çıkmak veya müdahale etmek.

15. Söz ve eylemlerdeki diğer aşırıcılık belirtileri. Daha önce de söylediğimiz gibi, bunun içinde birçok şey var. Burada herkes, ben de dahil, aşırıcılıktan etkilenmiş durumda. Tüm Uygur halkımız aşırıcılıktan etkilenmiş durumda, ben de dahil. Örneğin, evlendiğimde nikah kıydım. 15 yıl önce, komşumuzun evinde veya büyük restoranlarda yemek yedikten sonra dua eder, kalkardık. Hepimiz İslam’a aykırı yiyeceklerden kaçınırdık. Bir diğer tipik örnek ise, aşırıcılık içeren söz ve eylemlere baktığımızda, her zaman aşırıcılığı teşvik etmemekle ilgili olarak, eskiden birbirimizi selamlarken “Esselamu aleykum” derdik, evden çıkarken “Ve aleykum selam” derdik, değil mi? Bol bir yemeğin ardından eskiden ‘Allah’a şükürler olsun’ gibi İslami ifadeler kullanırdık. Şimdi ise ‘Allah’a şükürler olsun’ demek yerine ‘Partiye şükürler olsun’ demeyi öğrendik. Tabii ki parti teşekkür etmeye değer şeyler yapıyor, değil mi? Evet, doğru! ‘Selamünaleyküm’ demek yerine ‘Merhaba, nasılsınız?’ diyoruz. Ayrılırken de ‘Gidiyor musunuz? Hoşça kalın’ diyoruz. Modern kelimeler kullanıyoruz. Eskiden olduğu gibi, eğer şükretmeyi bırakıp eski yöntemleri desteklemeye, aşırıcılığı yaymaya devam edersek, başkalarını zorlarsak… Bütün bunları az önce duydunuz. Bu kriterleri kullanıp kendimizi hukuka karşı sorumlu tutacağız. Kendimizi zor durumda bırakmaya gerek yok. Modern zamanlara ayak uydurmalıyız. Bu konuda dikkatli olalım.”

Doğu Türkistan Bülteni Haber Ajansı / HABER MERKEZİ

#DoğuTürkistan #Uygurlar #Çin #İnsanHakları #Kaşgar #Sincan #UygurSoykırımı #Asimilasyon #DiniÖzgürlük #İfadeÖzgürlüğü #ÇinPolitikası #Baskı #HumanRights #Uyghurs #EastTurkestan #China #ReligiousFreedom #SurveillanceState #Sondakika #Gündem

Ayrıca Kontrol Et

Suriye’den Çin’e Net Mesaj: Uygurlar Topraklarımız Tehdit İçin Kullanamayacak

Çin, Suriye yönetiminin ülkedeki Uygur savaşçıların Çin’in güvenliğini tehdit edecek faaliyetlerde bulunmasına izin vermeyeceği yönünde …